SAPIKLIĞA -RIZA- KALKANI MI?..

Şok içerisindeyim!? Ruh halim alabora, öyle inanıyor ve düşünüyorum ki, sizler de olaya vakıf olduğunuzda benim gibi yaşanana isyan edersiniz!.. Bilgisayarın klavyesi buz kesici!.. Parmaklar harf tuşlarına gitmiyor.. Öfke selim karşısında cümleler bile titreyerek, yazıya dökülüyor.. Yürekte kor ateşi gibi bir acı.. Böyle dünya batsın dememek içten bile değil?. Ki batsın!

***

Dile kolay.. Küçücük bir kız çocuğu.. Daha yedi yaşında iken kabus dolu bir hayata mahkum edilmiş.. Yıllardır süre gelen bir kara batak gibi çökmüş, üzerine en sevdiği kişinin sapıklığı!.. Karanlığın içerisinde küçük kızın üzerine çöken bu kabusun şeytan ruhlu kişisi de, ne hazin ve acı ki. öz be öz onun babası!

***

Biliyorum öfkeyle sorguluyorsunuz, anlat bir hele meseleyi diyorsunuzdur.. Evet, anlatacağım ama ben bu sapık adama, baba demiyorum, demek de istemiyorum!.. “Böyle babalar olmaz olsun.?” O bir cani, o bir sapık  ve o bir canavar!.. Sırtlandan öte karaktere sahip, kanı bozuk içine şeytan ruhu girmiş bir güruh yaratık!!!!..

***

İşte bu lut kavmine bile rahmet okutan sapkının elinde parçalanan masumiyetin ismi o küçücük kız çocuğu Nilay.... Bugün, erişkin yaşta bir kız çocuğu.. Ve bu kıza acı, travma üreten, tüyleri diken diken eden, insanı şuur kaybına uğratan o sapık kadar, bir de adalet denilen mekanizmanın hükmü fermanında çıkan karar.. Vicdanları yaralayıcı!

***

Düşünün!.. Küçük bir kız çocuğu.. Yedi yaşında.. O babasının kucağında, evlat ve baba sevgisiyle büyümesi gerekirken, o kucak korku tüneli gibi, sapıklıkla onun bedenini sarmış durumda.  Dokunulmaması gereken yerlere dokunuluyor.. Oysa ki, baba kelime itibariyle,  evladı için, güven kapısı ve duvarı demekken, onun  için, dehşet kapısı!..

***

Yıllar  geçiyor. Nilay büyüyor ama içindeki çocuk hâlâ ağıt yakıcı bir sömürge altında.. Susuyor üzerine çöken kara sapık kabusa karşı!. Tehdit ediliyor, korkutuluyor..! Kimseye anlatma.. Eğer anlatırsan, seni de, anneni de, kardeşlerini de öldürürüm. Utançla, korkuyla, yalnızlıkla, karanlığın dehlizinde, sürekli tecavüzle büyüyor.

***

Ta ki bir kaç yıl önce, Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde, jandarma kuytu bir köşeye çekilen o aracı görüp, müdahale edene kadar.. Bir suçüstü durumu…İfşa olan karanlıktaki kabus.. O da ne, belden aşağı çıplak iki kişi otomobilde!.. Belli ki cinsel ilişkide bulunuyor..  Jandarma da fuhuş yapan iki kişi olarak, durumu, baz alarak  uyarıyor. Ne zaman ki kimlikler deyince iğrenç durum gün yüzüne çıkıyor..

***

Evet, o yarı çıplak vaziyettekiler, baba ile kızı!.. Manzara karşısında üzerlerine kaynar su dökülmüş halde, Jandarma ekibi utanç verici hadiseyle alakalı tutanak tutuyor.. Her şeyi ifşa eden tutanağa bakıyorum.. Baba denilen sapkın Erdoğan E….  Kız, Nilay E…  Erdoğan, başlıyor jandarmaya yalvarmaya!…

***

Öz evladına, sapıklıkta bulunan cani ne diyor..! “Beni öldürün ama işlem yapmayın, o benim kızım." Nilay ağlıyor, "Yıllardır tecavüz ediyor, korktum, kimseye anlatamadım." Olay yargıya intikal ediyor.. İfade, iddianame ve duruşma, derken ilk mahkeme karar veriyor. vicdanları kısmen de olsa, rahatlatan bir karar.

***

O sapık adama 13 yıl hapis cezası veriliyor!. Bir nebze umut yeşeriyor, karabasan hak ettiği cezaya çarptı diye.. İbret-i alem olsun… Ama sonra... İstinaftan çıkan bir karar.. O da ne? “Kızın rızası var" hükmüyle, cezayı yok sayarak, adama beraat kararı vererek, serbest bırakıyor..

***

Biliyorum şoktasınız.. Ve biliyorum ki, nasıl olur da böylesi bir sapıklığa beraat kararı verilir diye de söyleniyorsunuz!.. Ne yazık ki öyle.. Evet, bir çocuğun rızası olabilir mi böylesi bir sapıklığa?  Kaldı ki, yedi yaşında başlayan bir cehennemin rızası olur mu?.. Tehdit altında, baskı altında değiştirilen ifadeler mi? Yakınları zorla rıza vardı dedirtmeye mi, inanılır?!

***

Maalesef, mahkeme de bunu kabul etmiş. Delil yetersizliği. Jandarma tanıklığı, suçüstü tutanağı, yıllara yayılan istismar... Hepsi rıza kelimesi kalkanı altında, siliniyor. Ve o evladına tecavüz eden, onu kendine seks kölesi yapan öz be öz kanından olan babaya, bu durumu mubah görüyor adalet anlayışı…

***

Nilay’ın sesi herkesin kulağındadır.. Çektiği videolar, sosyal medyada yayınlanan röportajlar..  "Bana sahip çıkın."  İşte bu ses, kırık bir cam gibi kesmez mi, insanın kalbini. Yaşı kaç olursa olsun, o hala  yedi yaşındaki küçük bir kız çocuğu.. Bana sahip çıkın çığlığına kim sahip çıkacak, adalet mi, toplum mu, inancımız ve vicdanımız mı?..

***

Biz toplum olarak aileyi kutsal görür ve öyle kabul ederiz.? Baba, koruyucu, sığınak olur. Ama burada baba, en büyük yıkım olmuş. Kürt kültürümüzde namus, onur, aile bağı o kadar kıymetli ki, hiç bir maddi ve manevi üstünlük, söz konusu değil, olamaz da? Ama işte tam da bu yüzden susuluyor. "El âlem ne der" korkusuyla mağdur yalnız bırakılıyor.

***

Mübarek Ramazan-ı Şerif’i idrak ediyoruz.. Ki dinimiz, Kur’an-ı Kerim, haykırıyor.. Nisa Suresi’nde ensest haram ve en büyük günah olarak kabul ediliyor?… Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor: "Çocuklarınıza merhamet edin, onları koruyun..” Hal bu iken, nerede bu merhamet, nerede bu koruma? İnancımızın özü bu mudur peki?  Yok.. Demek ki, unuttuk?..

***

Hilal kızım.. Seni tanımam, etmem, görmüşlüğüm yok.. Ama vakıf olduğum korkunç hikayenle, seni görüyorum. Ve senin gözyaşlarını hissediyorum. O karar verenlerin vicdan sorgulatan hüküm fermanlarını da görmüyor değilim!.. Bu karar, sadece seni değil, her küçük kızı, her mağduru yeniden iç travmaya mahkum edip, yaralıyor.

***”

Rıza diyerek kapıyı aralaması, aslında şunu haykırıyor.. Daha kaç canavar serbest kalacak, daha kaç çocuk susacak? Sen yalnız değilsin. Öyle inanıyorum ki, hadiseye vakıf olan benim gibi, binlerce insan, senin dramına gözyaşı döküyor.. Ve de, öfkeli!.? "Bu rızası var hükmü kabul edilemez diye!

***

Vicdanımız hâlâ yaşıyor. Ve o vicdan, er ya da geç adaleti getirecek. Yargıtay’da dosya hâlâ açık. Belki gecikecek, ama o sapkınlık illa ki, cezasını alacak, karanlık bozulacak. Sen susma, bil ki bizler de susmayacağız.. Sosyal medya mecrasındaki yükselen ses, Adaleti haykırıyor..

***

Çünkü bir baba kızına bunu yapıyorsa, o baba değil, şeytandır. Ve biz şeytana karşı dimdik duracağız.  Allah vicdanlarımızı titretsin. Ve bir gün, o küçük kızın gözyaşları, adaletin nuru olacağına da inanıyorum. Nilay’ı unutmayacağız. Yapılanı affetmeyeceğiz. Sahip çıkacağız. ! Sen ve senin gibi masumları…

***

GÜNÜN SÖZÜ..

Dünyayı virane eden, adaletin bu mu dünya çığlığının dozajıdır!..


Yorumlar

Yorum Yap