BEDEN ZİHİN İLİŞKİSİ
Hayatımızın çoğu kafamızda şekilleniyor. Yapılacak işler, yetişilecek toplantılar, soyut somut projelendirmelerin hepsi zihnimizde filiz buluyor. Sonra bedeni de zihnimizdekilere göre yola sürüyoruz.
Ama beden zihni zihinde bedeni kontrol ediyor. Birisini arızalanması diğerindeki akışı sekteye uğratır. Zihin bedeni nasıl kontrol ediyor derseniz; açken sevdiğiniz bir yiyeceğe odaklanıp düşündüğünüzde ağzınızın sulandığını görürsünüz.
Bir düşünce tükürük bezlerinizi salgı yapabilmesi için harekete geçiriyor. İşte bu zihnin bedenin üzerindeki etkisidir.
Yine utanç duyduğumuz bir an zihnimizde canlandığında yanaklarımız kızarır (ar damarımız çatlak değilse tabi 😊)
Beden zihni nasıl kontrol eder? Meditasyon yoga, zikir ve ibadet gibi çalışmalar bedenle yapılır lakin zihni rahatlatır.
Yürüyüş ve egzersizlerle kan damarlarımızı uyarmış harekete geçirmiş oluruz ve oksijenli kan pompalanmış olur tüm vücuda.
Bu takım beden hareketlerinin neticesinde zihin açıklığı sağlanır akıl yürütme ve karar alma mekanizması başka türlü çalışmaya başlar. Hareketsiz bir insana göre.
Teknolojik programlar bizim yerimize düşünmeye işler çıkarmaya başladılar. Bu tehlikenin farkında değil çoğu insan.
Tamam taş devrinde kalmayalım da tüm işleri, düşünülmesi yapılması gerekenleri bir telefonla halletmeye devam edersek hem zihni askıya alıp hem oturur pozisyonda kalmaktan gıdım gıdım öleceğiz.
Bilgisayarlar piyasaya çıktığından beri insanlar bedeni hareketsiz bırakıp zihinsel canlılar olmaya başlamışlardı şimdi yapay zekâ diyor ki; ben seni yerine düşünürüm senin zihnine gerek yok.
Artık zihnimizde hareketsiz kalacaksa söyleyin biz yirmi yol sonra neye benzeyeceğiz.
Beyin aşağı yukarı dünya insanlarında aynı biçimde aynı tasarımda. Daha zeki olanlar beyni çalıştırmayı bilenlerdir, yapay zekâ yapsın diye askıya alanlar değil.
Bedenin hareket sistemini beyindeki kaslar, kemikler ve sayısız sinir hücresi sağlar. Fizyolojinize iyi bakmazsanız bu zihnin işlevlerini etkiler öyle bir anda gerçekleşmediğinden aksaklıkları fark bile etmezsiniz.
Zihin bilimci Sinan Canan “ifa serisi” kitabında şöyle yazmıştı. “Çamurdan heykel yapmak için işe başladığınızda beyin henüz bunu öğrenmediği için elinizle ortaya çıkardıklarınız bir şeye benzemez.
Çamura belirgin bir şekil verebilmek için kafanızdaki formu elleriniz ve aletlerle çamura yansıtabilmek için nöron sistemimiz çamurun davranışını aynalayarak öğrenmeye başlar yani zihin bedenle yaptığın hareketleri izler.
Çamura vereceğiniz şekli önce zihin düşünür beynin başka bir bölümü sonra marifet sergilemek parmaklara düşer ve beynin başka bir bölümü ellerinizle ortaya çıkardıklarınıza baka baka öğrenir öğrendiğini parmaklarınıza yansıtır. “
Teknolojiden de faydalanalım ama bunu bilinçli yapalım. Bedenle zihnimiz arasındaki dengeyi bozmadan.
Askıya aldığımız, kullanmadığımız tüm yetenek ve hücrelerimiz ölür geri getirmek de imkansıza eşdeğerdir çoğu zaman.

Yorumlar