AK PARTİ'DE DEĞİŞEN İSİM Mİ, ZİHNİYET Mİ?
Malumunuz üzere AK Parti Diyarbakır'da bir kez daha il başkanı değişikliğine gitti. Görev süresi bakımından belki de teşkilat tarihinin en kısa dönemlerinden birini yaşayan Ömer İler, o koltuktan alındı. Hem de adeta üzeri çizilecek şekilde... Yerine Hamit Sümer atandı. Her il başkanı değişikliğinde olduğu gibi bu atama da yeni bir dönem beklentisini beraberinde getirdi. Bunu daha önce de bu köşede not etmiştim.
***
Bir kez daha o kallavi soruyu sormak isterim! Gerçekten değişen yalnızca il başkanı mı, yoksa yıllardır eleştirilen yönetim anlayışı da bu kez değişecek mi? Çünkü Diyarbakır'da sorun hiçbir zaman yalnızca il başkanları olmadı. Sorun il başkanlarının üzerinde hissedilen siyasi baskılar, bitmeyen liste tartışmaları, teşkilata yön vermeye çalışan görünür ve görünmez güç odakları oldu. Kısacası, vesayet...
***
Her değişimde isimler farklılaştı ama perde arkasındaki alışkanlıklar değişmedi. Her yeni il başkanı göreve umutlarla başladı, ancak kısa süre sonra aynı senaryo yeniden sahnelendi. Kim yönetimde olacak?… Kim olmayacak?.. Kimin sözü geçecek?.. Kimin listesi kabul görecek?.. Ve sonunda başarısızlığın faturası yine yalnızca il başkanına kesildi. Son 25 yılda aynı senaryo defalarca sahnelendi.
***
Oysa siyasi sorumluluk ile siyasi yetki birbirinden ayrılamaz. Bir il başkanı kendi yönetimini özgür iradesiyle oluşturamıyorsa, başarı ya da başarısızlığın tek sorumlusu olarak gösterilmesi ne hakkaniyetlidir ne de adildir. Eğer kesilecek bir fatura varsa, bu yalnızca il başkanına kesilmemelidir. Bugün Hamit Sümer'in önündeki en önemli sınav da tam olarak budur. Davul da tokmak da kimde olacak?
***
Sümer, siyasetin içinde yetişmiş, siyasi geleneği olan bir aileden geliyor. Bu yönüyle hem teşkilatın dinamiklerini hem de Diyarbakır siyasetinin hassas dengelerini bilen bir isim. Mevzuya da hiç yabancı değil. Belki de bu tecrübe, kendisine bugüne kadar birçok il başkanının sahip olamadığı önemli bir avantaj sağlayacaktır. Elbette, arka kapıların vesayetine boyun eğmezse...
***
Ancak bu avantajın anlam kazanabilmesi için bir şart var. O da kendi siyasi iradesini ortaya koyabilmesi. Hiç tartışmasız ki bir il başkanının en doğal hakkı, birlikte çalışacağı ekibi kendisinin belirlemesidir. Elbette ekip işi önemlidir. İstişare yapılmalıdır. Tecrübelerden yararlanılmalıdır. Fikir alınmalıdır. Ama istişare ile vesayet birbirine karıştırılmamalıdır.
***
Malum... Öneri başka şeydir, dayatma başka. Destek vermek başka, yönetmeye, yönlendirmeye ve tahakküm kurmaya çalışmak bambaşka... AK Parti'nin Diyarbakır'da yıllardır yaşadığı en önemli sorunlardan biri de tam burada vücut buluyor. Adeta yıkılmaz bir tabu... Her seçim sonrası il başkanı değişiyor; ama yöntemler, anlayış ve yönetim biçimi değişmiyor. Sonra da farklı sonuç bekleniyor. Ne yaman çelişki değil mi?
***
Oysa aynı yöntemlerle farklı sonuç beklemek, sadece siyasetin değil, hayatın da tabiatına aykırıdır. Bugün yapılması gereken son derece nettir. Yeni il başkanının omzundaki yükü ağırlaştırmak değil, önünü açmaktır. Liste dayatmalarıyla değil, güven duygusuyla hareket etmektir. Başarı da başarısızlık da eninde sonunda il başkanının hanesine yazılacaktır.
***
Öyleyse bırakın yönetimini de kendisi oluştursun. Yanlış yapacaksa kendi yanlışı olsun. Başaracaksa da kendi başarısı... Bari bu kez kimse perde arkasından teşkilatı yönetmeye, tahakküm kurmaya, vesayet oluşturmaya kalkmasın. Bari bu kez hiç kimse şu benim adamım anlayışıyla hareket edip Demokles'in kılıcı gibi il başkanının tepesinde sallanmasın.
***
Kısacası, bırakın il başkanı gerçekten il başkanlığı yapsın. Partinin ihtiyaç duyduğu şey yeni bir isim değil, yeni bir anlayıştır. 25 yılda 12 il başkanı değiştiren AK Parti'nin önündeki asıl sınav, artık bu Berlin Duvarı'nı yıkabilmektir. Hep söylerim; isim değiştirmek kolaydır. Asıl zor olan zihniyeti değiştirmektir. Onun içindir ki AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığı koltuğu, zaman zaman insan harcayan makam olarak anılır hâle gelmiştir.
***
Demem o ki; artık zihniyeti değiştirmek gerekiyor. Bunun için de yürekli olmak, cesur davranmak ve irade ortaya koymak şart. Tabuları yıkanlar değişimi gerçekleştirir. Engelleri aşar, özgürleşir ve iz bırakır. Aksi hâlde, o da gelen gideni aratır kervanına katılanlardan biri olur. Ben ise Hamit Sümer'in böyle bir kervana katılacak bir isim olduğuna ihtimal vermiyorum. Neyse, gelişmeleri dikkatle takip ediyorum.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Yetki vermeden sorumluluk yüklemek, adalet değil; kolaycılıktır.
Yorumlar