ANNELERİN BARIŞ SESİ!…

Gür, duygulu ve anlamlı!.. Ama özü yektir.. İşte vaki olan ülkemizin, gerçeği de budur..  Bir yanda beyaz tülbentleriyle yıllardır barışın kapısını aralama gayretiyle, mücadele veren anneler… Diğer yanda Diyarbakır’da, Van’da, Muş’ta evlat nöbeti tutan, dağa götürülen çocuklarının yolunu gözleyen evlat hasretli anneler… Beri yanda terör ve şiddet sarmalından evlat ve eş kaybeden bağrı yanık anneler!..

***

Gerçek şu ki, acının dili de aynı, gözyaşının rengi de…Ve vakıa neyi içerse de, zıtlar hanesinde bulunulsa da ana yüreği aynı hissiyatı taşır.. Ülke ve millet olarak, uzun yıllardır çatışmaların, kayıpların, yasların ve ayrılıkların yükünü taşıyoruz ve yaşıyoruz!. Çözüm, çözümsüzlük noktasında gelişen her süreçte siyasiler konuşur, örgütler konuşur, devlet-i aliye konuşur!..  Bugün de böyle bir seyir var!..

***

Ama bu yükselen sesler içerisinde en hakiki, en yalın ve en vicdani çağrı kim ne derse desin, hep annelerin yüreğinden, duygularından çıkan ses olmuştur.. Çünkü hiçbir ideoloji, bir annenin evlat özleminin önüne ve acısını dindirmeye yetmez, geçemez!.. Her daim olduğu gibi bugünlerde de anneler misyon yüklenip barış sürecini kalıcı kılmak adına mevcut ateşi söndürmek üzere, su taşıyorlar.

***

Barış Anneleri, bir haftadır Ankara’dalar… Meclis’te siyasi partilerin grup odalarını dolaşıyorlar. Ellerinde ne bir siyasi manifesto var ne de sert sloganlar… Tek cümleleri var: Barış olsun… Bir an önce nihayete ermesini, silahların tamamen susmasını ve toplumsal mutabakatla kalıcı bir huzurun tesis edilmesini istiyorlar.

***

Bu nedenle Adalet Bakanlığı’nın kapısını da çaldılar. Talepleri dikkat çekici.. Diyorlar ki, “Biz de Abdullah Öcalan’la görüşmek istiyoruz..” Bu talebe nasıl bir yanıt verileceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ancak şu bir gerçek ki; Türkiye’de artık sadece siyaset değil, toplumun vicdanı da, yarım asırdır yürek yakan, kardeşi kardeşe hasım eden, birliği, dirliği ve hakları esaret altına alan vesayeti yıkmak, barışı tesis etme arayışı içerisinde..

***

Barış Annelerinin yürüttüğü bu temas trafiği, aslında sürecin toplumsallaşması açısından önemli bir eşik!. Çıkılan yolda sadece siyasi aktörlerin konuştuğu süreçler, her daim kırılgan olmuştur.. Çünkü, siyasi ikbal zemini sürekli kayganlaştırır.. Ama düşünürlerin, yazarların, kanaat önderlerinin, sivil toplum örgütlerinin ve en önemlisi annelerin dahil olduğu bir zemin, çıkılan yolu daha az kaygan ve dikenli hale getirir.

***

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, Öcalan’a statü ve sürecin koordinasyonu verilebilir yönündeki çıkışı da dikkat çekici bir yerde durduğunu söylemek mümkün.? Ki çıtayı yükseltti. Siyasetin alışılmış ezberlerini zorlayan bir yaklaşım bu.. Sürecin farklı bir evreye taşınabileceğine de işarettir.. Elbette destekleyen kadar eleştiren de yok değil, var!.

***

Ancak kim ne derse desin, artık inkâr edilemeyen gerçek şudur…Türkiye ve Türkiye insanı, yepyeni,  eşikte duruyor ve de yürüyor? Hiç kuşkusuz ki bu hikâyenin, bu yolun sadece bir tarafı yok… Bugün Diyarbakır’da evlat nöbetindeki annelerin sesi de aynı derecede önemli ve tek amacı güdüyor. Onlar da barış diyor. Onlar için de en büyük bayram, evlatlarına kavuşacakları gündür.

***

Anneler Günü’nü geride bıraktık.. Diyarbakır annelerinin, bu cümlelerine dikkat kesilmek gerekiyor..  “Benim için en büyük hediye oğlumdur. Artık çocuklarımıza kavuşmak istiyoruz.” diyor Mevlüde Üçdağ… Ya Ayten Elhaman ne diyor.. O da, yılların yorgunluğunu bir umut cümlesine sığdırıyor: “77 evlat annesine kavuştu, inşallah bizler de kavuşuruz…”

***

İşte tam burada durup düşünmek, 7’den 70’e hepimiz için gerekli, elzem ve sorgulamadır.. Ben derim ki, Türkiye, ilk kez annelerin ortak duasında buluşuyor? Ve herkes bu duaya amin diyor.. Çünkü bir tarafın acısını görüp diğer tarafın gözyaşını yok sayarak kalıcı barış ne mümkündür..

***

Ki yıllardır süren çatışmanın bugün gelinen nihai noktasında, toplum artık siyasetten daha cesur bir tavır ortaya koymaktadır. Özellikle anneler artık sadece evlat istemiyor… Toprağa hiçbir şekilde, bir annenin evladının düşmesini istemiyor. İşte ülkenin en sahici çözüm masası, protokol salonlarında değil, gözleri yollarda kalan annelerin duasındadır!?.

***

GÜNÜN SÖZÜ..

Ağlarsa anam ağlar, gayrısı yalan ağlar!…

 


Yorumlar

Yorum Yap