BİR RAMPA İÇİN BİLE VİCDAN GEREKİYORSA!!!..
Bir toplumun gerçek yüzü, en güçlülerine nasıl davrandığında değil; en zayıfını, en muhtacını, en çaresizini nasıl koruduğunda ortaya çıkar.
Ergani'de yaşanan olay, aslında bir rampa meselesi değildir. Bu olay, vicdanla vicdansızlığın, merhametle öfkenin, insanlıkla bencilliğin karşı karşıya geldiği acı bir tablodur.
65 yaşındaki bir anne... Hayatını bedensel engelli evladına adamış bir anne... İstediği şey ne bir makamdır, ne bir imtiyazdır, ne de bir ayrıcalık... Sadece engelli kızının evinden çıkarken, sokağa inerken, yaşama karışırken biraz daha rahat edebilmesi için bir rampa...
***
Aslında talep edilen beton değil, insanlıktır. Fakat ne hazindir ki bu talep, destekle değil saldırıyla karşılık buldu. Bir anne, engelli evladı için mücadele verirken başına kürek indiriliyor. Ve bizler bunu sadece bir adli vaka başlığı altında okuyup geçiyoruz. Oysa burada sorgulanması gereken çok daha büyük bir mesele vardır.
***
Nasıl bir topluma dönüşüyoruz? Bir engellinin yaşamını kolaylaştıracak birkaç metrelik bir düzenleme bile bazı insanları öfkelendirebiliyorsa, dönüp önce kendimize bakmamız gerekmiyor mu?
Bugün Ergani'de yaşanan olayın kahramanı bir anne ve engelli evladıydı. Yarın aynı durum bizim annemizin, babamızın, çocuğumuzun ya da bizim başımıza gelmeyeceğinin garantisi var mı?
***
Ne yazık ki son yıllarda betonlar yükselirken vicdanlar küçülüyor. Binalar büyürken merhamet daralıyor. Yollar genişlerken insanlığımız dar bir sokağa sıkışıyor.
Daha da acısı, engellilerin yaşam hakkını savunmak yerine onların önüne yeni engeller koyan bir anlayışın sessizce normalleşmesine tanıklık ediyoruz.
***
Oysa engelli bireylere yönelik erişilebilirlik hizmetleri bir lütuf değildir. Bu devletin, yerel yönetimlerin ve toplumun yerine getirmek zorunda olduğu temel bir insan hakkıdır.
Bir rampa yapmak kimseye ihsan değildir. Asıl ayıp, o rampaya bile tahammül edememektir. Bu olayda saldırganın tutuklanması hukukun gereğidir. Ancak mesele yalnızca bir kişinin işlediği suç değildir.
***
Asıl mesele, böyle bir öfkeyi üreten toplumsal iklimdir. Asıl mesele, komşusunun engelli evladını düşünmek yerine kendi çıkarını merkeze koyan anlayıştır. Asıl mesele, "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" anlayışının giderek vicdanlarımızı esir almasıdır.
***
Bir toplumda engelliler rahat yürüyemiyorsa, yaşlılar sokağa çıkamıyorsa, anneler evlatları için korkuyorsa orada sadece kaldırımlar değil, adalet duygusu da çökmeye başlamış demektir.
Belediye görevini yaptı. Rampa yapıldı. Sokak erişilebilir hale getirildi. Fakat asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, sokaklardan önce kalplerin erişilebilir hale gelmesidir.
Bazı merdivenleri betonla aşabilirsiniz. Ama vicdansızlığın duvarlarını hiçbir iş makinesi yıkamaz.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Rampalar betonla yapılır, ama merhamet ve komşuluk ancak vicdanla inşa edilir.

Yorumlar