GÖZ OLANI GÖRÜR!..
Yine bildik cümleyle söze girelim!.. Bir kentin sağlık aynası, hastanelerinin kapısından içeri girildiği anda kendini ele verir. Pek tabi ki atılan ilk adımda karşılaşılan manzara da yönetim anlayışını, öncelikleri ve sorumluluk duygusunun ölçüsünü, ifade eder..
***
İşte Dicle Üniversitesi Kalp Hastanesi’nin girişindeki merdivenlerin döküntü, yıkık ve ihmal edilmiş hali de tam olarak böyle bir aynayı teşkil ettiğini söylemek gerekir!. Bu görüntüler iki hafta önce bana ulaştı. Ki yerel gazetelerimizde de haber konusu oldu.. Bugün fırsat bulma imkanıyla hasb-i hal edelim dedik..
***

Evet resimde görülenler, sadece fiziksel bir eskimişlik değil.. Bu aynı zamanda yönetimsel bir ilgisizliğin ve öncelik kaymasının somut göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır!. Son dönemde, Dicle Üniversitesi yönetimiyle alakalı sıkça duyduğumuz, ki ahali tarafından yüksek sesle dile getirilen eleştirisel bir hal-i durum!..

***
O da şu..Sürekli protokoller imzalanıyor, fotoğraflar veriliyor ama sahadaki sorunlara dair somut bir adım yok. Bu sözler abartı mı, yoksa sahadaki gerçekliğin bir yansıması mı diye sorulduğunda öyle inanıyorum ki verilecek yanıt ne?.. Göz olanıgörür.. Resimde görüldüğü gibi.. Kalp Hastanesi’nin hali işte bu soruya okkalı bir yanıt veriyor..Yüze inen şamar gibi!..
***
Evet mesele yalnızca bir merdivenin kırık dökük olması değil!.. Mevzumuz, o merdivenden her gün binlerce insanın geçtiği gerçeğinin göz ardı edilmesidir. Umursamaz takınılmasıdır!.. Bir rektörün görevi yalnızca masa başında projeler üretmek, protokoller imzalamak, bol bol ziyaretlere dair poz verip resim çekmek, sosyal medyada yayınlamak değil..Sahaya inmek, kurumların gerçek durumunu yerinde görmek ve çözüm üretmek de oturduğu makamın, üstlendiği görevin ayrılmaz bir parçası?!. Değil derse bilmem.
***
Demek ki değil.. Çünkü fecaat bir bağ zayıflığı var.. Eğer bir yönetici? Hele ki o zat bir Rektör ise.. Çok sayıda yardımcısı var iken.. Hastanelerin başhekimleri, sorumluları, müdürleri düzine düzine, mevcutken!.. Her fırsatta, Güneydoğu’ya ve Ortadoğu’ya sağlık hizmeti vermekle övünülürken, kendi sorumluluklarının altındaki hastanenin girişindeki bu tabloyu görmemişse bu bir eksiklik değil, vahim bir zafiyetin ifşasıdır.. Şayet görmüş ama müdahale etmemişse bu daha büyük bir sorundur.
***
Dahası, Kalp Hastanesi ile sınırlı olmayan bir tartışma da kamuoyunda giderek büyüyor!.. 600 yataklı devlet hastanesiyle ilgili ortaya atılan şaibeler. İhale süreçlerinden yönetim tercihlerine, planlamadan uygulamaya kadar birçok noktada dile getirilen soru işaretleri, henüz tatmin edici şekilde yanıtlanmış değil. Kamu kaynaklarıyla yapılan böylesine büyük yatırımlarda şeffaflık ve hesap verilebilirlik vaki iken!.. Ama bugün gelinen noktada, bu projeye dair tartışmaların gölgesi hâlâ dağılmış değil…
***
Bu durum, sadece bir yönetim eleştirisi değil!!.. Bu aynı zamanda kamu vicdanını ilgilendiren bir meseledir. Çünkü sağlık, herhangi sıradan bir sektör değildir. Sağlıkta yapılan her ihmal, her gecikme, her yanlış öncelik doğrudan insan hayatını ilgilendirmektedir. Bu nedenle akçeli işler üzerinden yürüyen bir algının oluşması bile başlı başına ciddiye alınması gereken bir sorun olduğu gerçeğinin farkına varılması gerekir!..
***
Diyarbakır gibi büyük ve kadim bir şehirde, sağlık kurumlarının fiziki olarak bu kadar yıpranmış görünmesi kabul edilebilir değildir. Hele ki aynı dönemde, büyük projeler ve yatırımlar üzerinden başarı hikâyeleri anlatılıyorsa, bu çelişki daha da dikkat çekici hale gelir. Bir yanda görkemli projeler, diğer yanda dökülen merdivenler… Bu tablo, önceliklerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini, haykırıyor!..
***
Beklenti basit!.. Sahaya inen, sorunları yerinde gören ve çözüm üreten bir yönetim anlayışı ivedilikle, Dicle Üniversitesi bünyesinde ikmale gelmeli..Eş, dost, akraba, baldız, abi, kardeş, yeğen patentli Üniversite Yönetimi oluşturmak ve bu yönetimsel kadroyla, yol yürümek bireysel menfaati önceler, toplumsal hizmeti değil.. Bu sevdadan vazgeçilmeli..
***
Kalp Hastanesi’nin girişindeki merdivenler, aslında çok daha büyük bir sorunun küçük bir sembolü. O sembol, ya görmezden gelinecek ya da bir dönüşümün başlangıcı olarak, ivme kazanacak.. Merakım şudur ki, bu anlattıklarımızın nasıl karşılık bulacağı! Görmedim, duymadım, bilmiyorum yaklaşımı mı tercih edilecek; yoksa sahaya inilip gerçekten ne oluyor diye sorulacak mı? Verilecek cevap, yalnızca bir hastanenin değil, bir yönetim anlayışının da meramını ortaya koyacaktır?!
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Ehil ve liyakatın hayat damarı, pembe tablo çizmek değil görüleni görebilmektir!..
***
HAYIRLI CUMALAR
Yorumlar