ÜÇÜNCÜ KEZ TARİH AYNI YANLIŞI AFFEDER Mİ?

Tarih, insanlığı sayısız ibretlik olayla yüzleştirmiştir. En acı gerçek ise şudur: İnsanoğlu, geçmişten ders çıkarmak yerine, kimi zaman aynı yanlışların cenderesinde tekrar tekrar debelenmeye kendini mahkûm eder.

Derler ya; "Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz; ama aynı hataya defalarca düşülebilir." Bugün Türkiye, yüzyılları aşan Kürt meselesi ve yarım asrı bulan silahlı çatışmaların ardından yeni bir kavşağın eşiğinde duruyor.

Bu mesele hiçbir zaman yalnızca bir güvenlik başlığı olmadı. Aynı zamanda hukukun, demokrasinin, ekonominin, toplumsal vicdanın ve ortak geleceğin meselesi oldu. Çünkü toprağa düşen her can, yalnızca bir aileyi değil, bir milletin umudunu da eksiltti.

***

Bugün yasa taslakları, infaz düzenlemeleri ve siyasi tartışmalar gündemde olabilir. Ancak asıl soru şudur: Türkiye gerçekten kalıcı bir toplumsal barış istiyor mu?

Tarih bize gösterdi ki barış cesaret ister; intikam ise korkunun en görünür biçimidir.

Bir düşünürün dediği gibi: "Kin beslemek, başkasını yakmak için elinde kor taşımaktır."

Yarım asırlık çatışmalar geride on binlerce kayıp, milyarlarca dolarlık ekonomik yük, zedelenen demokrasi ve birbirini tanımadan büyüyen kuşaklar bıraktı. Şehirler büyüdü, nüfuslar çoğaldı, ama acılar ise hiç küçülmedi.

***

Bugün Diyarbakır'dan yükselen sese kulak verildiğinde; iş dünyasının, hukukçuların, akademisyenlerin ve sivil toplumun ortak talebi dikkat çekiyor.

Çünkü kimse yeni mezarlar istemiyor. Kimse yeniden silahların konuşmasını istemiyor. Farklı talepler olabilir; ancak ortak irade, sorunların konuşularak çözülebileceği bir zeminde buluşabilmektir.

Asıl endişe ise tek cümlede özetlenebilir: Bu fırsat bir kez daha heba edilmemelidir. Eski bir Anadolu sözü der ki: "Kırılan testi su tutmaz; ama usta eller onu yeniden yapabilir."

Toplumlar da böyledir. Kırılır. Yorulur. Acı çeker. Ama adaletli bir siyaset ve güçlü bir toplumsal iradeyle yeniden ayağa kalkabilir.

Bunun yolu yalnızca güvenlik politikalarından değil; hukukun üstünlüğünden, eşit yurttaşlıktan, demokratikleşmeden, ekonomik kalkınmadan ve karşılıklı güvenin yeniden inşasından geçer.

***

Silahların susması önemlidir. Lakin, kalıcı barış bundan çok daha fazlasıdır. Kalıcı barış; insanların korkmadan konuşabildiği, kimliklerinden dolayı dışlanmadığı, çocukların ölüm haberleriyle değil başarı hikâyeleriyle büyüdüğü bir ülke inşa edebilmektir.

Fatih Sultan Mehmet'in şu sözü bugün de yol göstericidir. "Güçlü olan adaletli olmalıdır; adaletli olmayan güçlü kalamaz."

Devletlerin büyüklüğü yalnızca askerî gücüyle değil, bütün vatandaşlarını eşit biçimde kucaklayabilme kapasitesiyle ölçülür.

***

Elbette yasa tekliflerini hukukçular değerlendirecek, son sözü Meclis söyleyecek, siyasi partiler eleştirilerini dile getirecek, toplum farklı görüşler ortaya koyacaktır.

Bunlar demokrasinin doğal işleyişidir. Ancak hiçbir siyasi hesap, hiçbir seçim kaygısı ve hiçbir ideolojik körlük, barış ihtiyacının önüne geçmemelidir.  Çünkü tarih, kaçırılan fırsatları aynı cömertlikle ikinci kez sunmaz.

***

Mevlânâ'nın sözü bugün belki de her zamankinden daha anlamlıdır: "Dün dünde kaldı cancağızım; bugün yeni şeyler söylemek lazım."

Yeni olan, geçmişi unutmak değil; ondan öğrenmektir. Suçlamak yerine dinlemek… Korkutmak yerine güven vermek… İntikam yerine vicdanı rehber edinmek…

Gerçek barış, yalnızca silahların sustuğu gün değil; insanların birbirine yeniden güven duyduğu gündür. Bugün verilecek kararlar yalnızca bugünün siyasetini değil, çocuklarımızın yaşayacağı Türkiye'yi de şekillendirecektir.

***

Süreç hukuk, şeffaflık ve toplumsal mutabakat içinde yürütülebilirse Türkiye belki de Cumhuriyet tarihinin en ağır yüklerinden birini geride bırakacaktır. Aksi hâlde kaybeden yalnızca taraflar değil, ortak geleceğimiz olacaktır.

Unutulmamalıdır ki barış teslimiyet değildir. Barış, birlikte yaşama iradesidir.

Ve son sözü yine tarih söylesin diyorum.. "Kılıç yarası kapanır; söz yarası zor kapanır. Ama adalet, ikisini de iyileştirebilir."

Belki de yüzyıllık yükleri hafifletecek en doğru zaman tam da bugündür.

***

GÜNÜN SÖZÜ

Barış, geçmişi unutmak değil; geleceği birlikte kurabilme cesaretidir.

***

Hayırlı Cumalar.

 


Yorumlar

Yorum Yap