YAKINDA BİTECEK?…
Biliyorum, diyeceksiniz ki yine mi sağlık, yine mi milli eğitim mevzusuna kafayı taktın?.. Ne yazık ki öyle.? Ki müdavim okurlar bilirler, bu iki kurum için, hassasiyet ölçümün, tavizsiz olduğunu.. Çünkü bu iki kurum, insan ve toplum için hayati öneme sahip.. Biri, eğitimli bir nesli ikmal eder, diğeri sağlıklı ve sıhhatli bir toplumu..
***
Ne yazık ki, Diyarbakır ölçeğinde bu iki kurum dönemsel olarak, hep arıza-i durumlarıyla anılır olmuştur.. Özellikle de sağlık, Diyarbakır’da hizmetler noktasında, yıllardır yakında bitecek denilen vaatlerin gölgesinde sıkıştırılarak, kısır döngü girdabında, varlık içerisinde yokluğu yaşamıştır..
***
Kent merkezinde, 6’sı kamu, 8’i özel toplam 14 hastane sağlık hizmeti vermekte.. Konum olarak, sağlık üssü olma iddiasını taşısa da gerçek tablo oldukça farklılık arz etmektedir.. Randevu almak neredeyse imkânsız, acillerde yığılmalar kronik hale gelmiş, uzak ilçelerde temel müdahaleler bile merkezlere bağımlı…
***
Geçtiğimiz ay İl Sağlık Müdürü Dr. Emre Asiltürk, kentte planlanan yeni hastane, aile sağlığı merkezleri ve sağlık yatırımlarıyla Diyarbakır’ın bölgenin sağlık merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini açıklamıştı. Lakin, Diyarbakır Tabipler Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, bu tür açıklamalara temkinli bir yaklaşım gösterdi..
Ülgen dedi ki; “İnsanların uzun süre beklemediği, randevu sorununun çözüldüğü, acillerde yığılmanın olmadığı, yoğun bakım sorunu yaşanmayan bir sistem kurulursa biz de destekleriz. Ama bazen söylenenlerle yapılanlar örtüşmüyor.” En çarpıcı örneklerden birini de, 6 Şubat depremlerinden sonra Bağlar’da yıkılan iki Aile Sağlığı Merkezi’nin hâlâ yerine konulamamış olmasını gösterdi.
***
Yaklaşık 40 bin nüfus, Ferzad Kemanger Kütüphanesi’nin alt katındaki iki odada hizmet almaya çalışıyor. 2024’te bir yıl içinde tamamlanacağı söylenen proje hâlâ hayata geçirilmedi. Deprem sonrası parklarda müstakil aile sağlığı merkezleri kurulacağı, aile hekimliklerinin apartmanlardan çıkarılacağı vaat edilmişti; aradan geçen sürede somut adım atılmadığının da altını çizdi?
***
En çok konuşulan konu ise yıllardır bitti bitecek denilen Diyarbakır Şehir Hastanesi. 1000 yatak kapasiteli, 265 bin metrekare kapalı alana sahip bu dev proje, kaba inşaatı tamamlanmış olsa da altyapı ve çevre düzenlemeleri sürüyor. Resmi açıklamalarda 2026 sonu veya 2027 başı gibi tarihler telaffuz ediliyor; bazı kaynaklar yüzde 75-80 tamamlanma oranından söz ediyor. Ancak 7 yıldır süren bu inşaat, halk nezdinde güven erozyonuna yol açmış durumda.
***
Ülgen, bu hastanenin tamamlanmasının bile tüm sorunları çözmeyeceğini vurguluyor: “Dicle Üniversitesi ile görüşmelerde yeni hastane projesinden bahsedildi, aradan bir yıl geçti. Projeler, vaatler güzel; ama hayata geçirilmesi gerekiyor. Biz canı gönülden destekliyoruz, yeter ki gerçekleşsin.” Tabi ki, 600 yataklı hastanenin ihalesiyle alakalı, skandallar, kayırma ve adrese teslim gibi, kötü haller seyrin sağlıksızlığını gösteriyor.!..
***
Sorunlar sadece merkezle sınırlı değil. Lice, Kulp gibi uzak ilçelerde yoğun bakım ve teknik imkânların yetersizliği nedeniyle hekimlerin buralarda çalışmak istemediğini de, gözardı etmemek gerekir. Bir kaç büyük ilçe dışında küçük cerrahi müdahaleler için bile hastalar merkeze gelmek zorunda kalıyor. Bazı branşlarda (dahiliye, çocuk sağlığı) yoğun yığılmalar yaşanırken, çocuk nefrolojisi ve çocuk nörolojisi gibi kritik alanlarda ciddi eksiklikler hasta ve hasta yakınları için, veryansın!..
***
Ülgen, poliklinik sayılarıyla övünmenin anlamsızlığını da net bir dille getirirken şunu söylüyor.. “Biz hasta sayısının artmasıyla övünmeyiz. Asıl başarı insanların hastalanmamasıdır. Acillerde, polikliniklerde hasta sayısı artmışsa bu bir sağlık göstergesi değil, aksine alarmdır. Ve sağlıkla alakalı hizmetin, önlemlerin bariz yetersizliğinin, tescillenmesidir!!”
***
Ülgen’in en sert eleştirilerinden biri de sağlık politikalarının yönü.. Diyor ki; “Sağlıkta işler özel sektörün, sermayenin önünü açma şeklinde yürüyor ve de ilerliyor.. İnsanlar doktora dört kutu ilaç yazma, iki kutu yaz diyor çünkü alamıyor. Özel hastaneler çok pahalı ama mecburen gidiyorlar.. İşin bir de yönlendirmeleri var..
***
Diyarbakır tarihsel olarak Hakkari’den Gaziantep’e kadar geniş bir coğrafyanın sağlık merkezi konumunda… Çevre illerde yeni tıp fakülteleri açılsa da bu rolünü hala da bu eksikliklere rağmen koruyor!. Ancak bu konumun sürdürülebilir olması için denir ya, gelişmesi büyümesi gerekir, altyapının, hekim kadrosunun ve toplumcu yaklaşımların güçlendirilmesi şart..
***
Sonuç olarak, Diyarbakır’ın sağlık fotoğrafı bugün hâlâ vaatler ve gerçekler arasındaki uçurumla tanımlanıyor. Şehir Hastanesi’nin 2026-2027’de açılması umut vaat etse de asıl mesele, randevu kuyruklarının kısalması, acillerin nefes alması, uzak ilçelerin kendi ayakları üzerinde durabilmesi ve sağlık hizmetinin gerçekten erişilebilir, adil ve nitelikli hale gelmesi.
***
Velhasıl kelam.. Diyarbakırlılar yıllardır duydukları yakında çözülecek cümlesini artık duymak istemiyorlar. Çünkü nakarat halinde klişeleşmiş söylemi, artık beklemekten ve duymaktan yoruldular. Çözüm, güzel projelerden değil; somut, zamanında ve halk odaklı adımlardan geçtiğinin idrakine varılmalı, işin etkili ve yetkili makamında oturan zat-ı muhteremlerce!…
***
GÜNÜN SÖZÜ…
Sağlıklı nesil, sıhhatli eğitimle kamil olabilir!..
Yorumlar