İŞTE YEREL SİYASET BU!..
Ne demiştik, üç yazı öncesi seri iki yazımızda yerel siyaset kısırlaşırsa parti teşkilatları, kepenk indirir konuma gelirler.. Teşkilat ile parti tabanını diri tutan tek etken vardır o da, bu minvalde yereli motive edici siyaset üretmektir.. Ve tabi ki, ikmale gelen seçim bölgesinde, yerel ve ulusal siyasi iktidarların da, hem gözleyeni, hem de işleyenin lokomotifidir, yerel siyaset!…
***
Diyarbakır’ın özelinde, bunları aktarırken, siyasi ve ideolojik partileri, bir kenara bırakıp, AK Parti özelinde, durumu mevzu ederek, sorgulamada bulunmuştum!.. 23 yıldır ulusal iktidarını neden, yerelde iktidara dönüştüremediği, ya da dönüştürme rotasında istenilen oy çoğunluğuna gelmediğini!… Ve neden, küçük olsun, benim olsun politikasını ikmalde gelen gideni aratır, demiştim!..
***
Şunu da not düşmüştüm.. 1.5 yılda bir İl Başkanının istifası ya da görevden alınması.. 6 ayda bir ilçe teşkilat başkanlarının, saf dışı edilmesi!… Kadın, gençlik ve ilçe kolları başkanları düzeyindeki bileşenlerin de, sabah-akşam kodlu değişiklikleri, istifalar! Tüm bunlar AK Parti’ye kazanımı ne ki böylesi bir siyasette ısrarcı olunuyor!.. Kaldı ki her seferinde partideki mevcut küskünler ordusuna, yeni küskünler katılıyor!..
***
Yoksa! Dün AK Parti’de siyaset yapan İl Başkanları, İlçe Teşkilat Başkanları bugün, başka partilerde sadece küskünlüğünü, öfkesini, tepkisini egemenleştiren yapıya karşı koyma adına durur muydu?!.. Ya da, hal-i hazırdaki İl Başkanı Ömer İler’in beyan ettiği, üye sayımız, 150 bini geçti rakamı, yerel seçimde 121 binle sınırlı kalıyorsa, aradaki farkın nedenine kafa yoran oldu mu?.. Ne gezer!..
***
Neyse!.. Yerel siyasetin partiye nasıl bir güç kazandırdığına dair, örnek bir kampanyadan söz etmek istiyorum.. İşte İstanbul İl Teşkilatının, günlerdir ülke gündemini meşgul eden, kampanyası!.. Halk deyimiyle, tozu dumana katmış vaziyette, CHP’ye yerel alanı dar etmiş.. Dahası, kimyasını bozdu.. Şehrin dört bir tarafında, şehir ahalisinin günlük yaşamını zora sokan, çekilmez çile diye ifade edilen sorunları içeren billboardlara astığı afişlerle gündem!..
***
Dikkati çeken de şu!.. CHP’nin ulusal politikasına, söylem ve eylemine hatta yolsuzluk, usulsüzlük, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına.. Hakkında isnat edilen suç ve suçlamalar.? Örgüt liderleri.. Ki son olarak deşifre olan fuhuş, uyuşturucu, bebek otel meselesi! Bu mevzuların hiçbirini zerre-i miskal icra etmeyen, yerel siyasete malzeme yapmadan, sadece ve sadece halkın gündelik hayatta çektiği sıkıntıları dile getirmişler!!..
***
İkmale getirdikleri icraata buldukları başlık da, yerel ruha bir o kadar uygun ve önem arz edici ifade.. Atılan başlık; “senin hayatından gidiyor.” Hiçbir spekülatife takılmadan, doğrudan şehir halkına, ki bu aynı zamanda parti tabanını da konsolide edici şekilde, hesap soran yerel siyaset anlayışıyla, biz sahadayız diyor. Kampanyanın sahadaki yansımasına dair nabız yoklamasında, benimseme oranı aralarında CHP’lilerin de olduğu ahalinin yüzde 80’ninde kabul gördü!
***
Peki, rakipten gelen karşılık nasıl oldu?!.. Kimya bozucu.. Doğal olarak, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir’in bu çıkışına, cevabın CHP İl Başkanı Özgür Çelik’ten gelmesi gerekirdi.. Ya da, hal-i hazırdaki Büyükşehir Belediye Başkanvekilinden.. Veyahut ilçe belediye ile teşkilatlarından, gelmesi lazım idi.. Ki siyasi lügatta bunun yanıtı, yerel ise yerelden gelmeli?. Ancak durum öylesine etkileyici ve sorgulayıcı oldu ki, ses Ankara’dan çıktı?
***
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yanıt verdi. Parti kurmayları mikrofon aldı.. Partiye yakın medya kuruluşları karşı atak seferberliğe girdi.. Bir haftadır, Ankara, İstanbul arasında siyasi mekik dokuyorlar. Parti kurmayları, yazılı ve görsel medyalarının ana gündemi bu, senin hayatından gidiyor? Boşuna söylenilmiş söz değil, siyasette görünür olmanın en büyük argümanı, seçim bölgendeki misyonunun aksiyona çevrilmesidir!..
***
Velhasıl!.. Diyarbakır özeline gelirsek, AK Parti’nin 23 yıllık ulusal iktidar maratonu içerisinde, gelen, giden ister milletvekilleri, ister il başkanları, isterseniz teşkilatlar bila istisna hepsi için, söylüyorum!.. Vaki mi, Diyarbakır’a özgü bir meseleyi ya da meseleleri vücuda getirip, ülke gündemine taşıyarak ses getirici olmuş, ya da olabilmiştir?.. Partinin sırtladığı yükü, parti liderinin omuzundaki kefeden bir ağırlık alıp, kendine yük ettiği?!..
***
Bir önceki yazımda. Düne kadar Diyarbakır’da, tabela partisine dönüşmüş, ki hala aynı düzlemde yürüyor.. Ama bugün ORC’nin anketine göre yüzde 14’lere gelen, ki AK Partiyle arasındaki oy farkını 3’e düşüren CHP’nin bu yükselişindeki en büyük etken, Sezgin Tanrıkulu’nun ürettiği yerel siyasettir.. Doğrudan halkın, kente yaşayanların sorunlarına eğilim göstermesindendir. Ki, onun seçilmesine omuz veren, DEM’in yerel yönetimine yeri geldiğinde eleştiren olması!..
***
Sonuç itibariyle, parti gözetmeksizin diyorum ki, yerel siyasettir partileri diri tutan.. Çünkü yerelde ne kadar aktif ve özerk olursan, tabanda gücünü ne kadar artırırsan, seçim bölgende kapı kapı gezebiliyorsan, düğün, dernek, taziye ziyaretini ihmal etmiyorsan, karşılaştığın ve iletilen sorunları gidermede öncülük ediyorsan, kazanan olursun!. Aksi takdirde klik kalır, teşkilat yapısı koltuk partisine dönüşür!.. Bugün, AK Partinin konumu bu?
***
GÜNÜN SÖZÜ
Teşkilatı pasif kılan, başkanın kendisine buyruk koltuk hesabıdır..