Savaş Kapıda mı, yoksa...

20. Yüzyılda kurdukları düzen her yönüyle çürüdü ve bu kokuşmuş sistemi 21. Yüzyılda yenisiyle değiştirmek için ne zamandır devam eden faaliyetler artık dünyanın her karesinde kendini hissettiriyor. Yeni düzenin ayak sesleri yükseldikçe ülkelerdeki panik ve bu panikten kaynaklanan devletler arası trafik de hummalı bir şekilde akmaya devam ediyor. İfşalar, itiraflar, ekonomilerin alt üst oluşu, altın ve gümüşün tüm piyasaları domine etmesi, enerji, nadir elementler; küresel ısınma(!), Lgbt, yapay gıda, covid vs...Perde arkasında devam eden savaş şimdilerde sahnede sergileniyor ve bereket versin, elitler kendi aralarında anlaşmazlığa düştü de insanlık bu arada ifşa olan pisliklere şahid olup nasıl bir dünyada yaşadığının farkına vardı.

Neler oluyor ve neler olacak peki; Avrupa önümüzdeki dönem kendi içine kapanıp artık dünyada söz sahibi olamayacak. Macron'un, önümüzdeki 5 yıl içinde Avrupa artık yok; kaçınılmaz şekilde gelen tehdite karşı acil önlem almamız gerekiyor diyerek kendileri açısından durumun vehametini göz önüne sermesi aynı zamanda bir itiraf sayılmalı. Rusya-Ukrayna savaşı bitmesin diye durmadan körükleyen Avrupa kazdığı kuyuya düştü, düşecek!  Amerika, zaten Trump'la beraber dünyadaki bir çok iddiasından vaz geçip kendi kıtasına yönelmişti. Venezuela'dan sonra sırada Küba, Meksika, Kolombiya gibi ülkeler var. Özellikle Küba şu sıralar Trump'un hedefinde! Her an herşey olabilir ve sosyalistlerin son kalesi de yenik düşebilir. Öte yandan  Türkiye Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün le biraraya gelerek barışçıl atom enerjisi konusunda işbirliği kararı aldı. Afrika liderleri bir bir Türkiyeye geliyor, CB Erdoğan bir yandan  liderleri ağırlıyor öte yandan Turki cumhuriyetler, Ortadoğu ve Afrika liderlerini ziyaret ederek, geleceğin dünyasında sağlam işbirliği temelleri atmaya çalışıyor.  Bu arada Avrupa Türkiye'yi, doğu ve batı arasında bir güç olarak tanımlıyor ve Türkiye ile işbirliği yapmanın yollarını arıyor. Her ülke kendi bölgesinde ittifakları sağlamlaştırarak adeta gelmesi kaçınılmaz olan fırtınaya karşı ayakta kalmak için önlemler almaya çalışıyor.

...

Epstein vakası artık bütün dünyanın gündemine yerleşmiş durumda. Bir çok ülkede özürler, tutuklamalar ve istifalar tam gaz devam ediyor! Ortaya saçılan 3 milyondan fazla belgenin yavaş yavaş piyasaya sürülmesi, zaman içinde işi sulandırarak magazinleştirme ve asıl sorumluların ve asıl gayenin görülmesini engelleme riskleri taşısa bile, yine de dünya çapında bir uyanışa vesile olabilir.

Netenyahu Trumpla görüşmek için yine Amerikaya gitti ve koltuğunun altındaki bazı Epstein belgeleriyle Trump'a yeni bir şantaj yaparak İran'a saldırması için baskı yapacağını düşünüyordum ki, Amerikan medyasında yer alan bazı haberleri dikkate alınca bu ziyaretin başka bir amacının olabileceği ihtimalini gündemime aldım. Şöyle ki; Jeffrey Epsteinin iş ortağı(!) ve tüm zamanların bilinen en büyük çocuk istismarcısı olan ve Epstein davasında 20 yıl hapse mahkum olan Ghislaine Maxwel adlı kadın, hapishanede güvenliğinin  ve daha iyi koşulların sağlanması şartıyla bazı bilgi ve belgeleri paylaşabilecegi mesajını göndermiş. Trump ve Clinton'u aklayacak  belgeleri verecekmiş. Bu, şimdiye kadar Trump'u avucunun içine alan ve istediklerini yaptırmak için baskı altına alan İsrail için yolun sonu anlamına gelebilir. Dolayısıyla Netenyahu sadece İran'a bir saldırı değil, aynı zamanda elindeki kozları kaybetmemek için de Trumpla görüşmeye gitmiş olabilir.  İsrail ısrarla İran'a saldırması için ABD'yi zorluyor ama Trump da ısrarla müzakere yoluyla meseleyi halletmek istiyor. Baskılara dayanamazsa şayet, günün sonunda İran'a daha önce yaptığı gibi küçük çaplı bir saldırı olabilir. Trump, müzakereye bir şans vermek istiyoruz diyerek niyetini belli ediyor. Küçük çaplı bir saldırı diyoruz ama  Pentagon 2. bir savaş gemisini bölgeye göndereceğini açıkladı. Ayrıca daha korkutucu mesajı Reuters haber ajansı vererek, Amerika'nın İran'a karşı haftalarca sürecek bir savaşa hazırlandığını iddia etti! Trump göreve geldiğinden beri Amerikayı savaşların içinden çekip çıkarmaya uğraşıyor. Venezuelayı dahi neredeyse kan dökmeden istediği çizgiye getirdi mesela. Eger İran'a karşı böyle bir savaşın içine çekilirse bu kesin bir şekilde İran ve Amerikaya(dolayısıyla Trump'a) kaybettirecek, sadece Netenyahu ve İsraile kazandıracaktır! Bu sebeple umuyoruz ki İran da müzakereye olumlu bakar ve Trump yönetimi ile anlasma yollarını arar. Gerekirse bazı tavizler de verilerek savaşın önüne geçilir. İsrail savaş istiyor, Trump İran'ın enerji kaynaklarını; İran'ın ise huzur ve refaha ihtiyacı var. Amerika ve İran arasında bir orta yol bulunarak İsrailin ekmeğine yağ sürülmemesi tek temennimiz olacaktır.