Zamanı Gelmedi mi?

Geçtiğimiz hafta önce pazartesi günü Urfa, ertesi gün de Maraş olmak üzere 2 okulumuzda yaşanan dehşet verici katliamlarla sarsıldık. Urfa-Siverek'teki saldırıda 16 kişi yaralanmış,  Maraş'taki katliamda ise biri öğretmen, 8'i öğrenci olmak üzere 9 kişi şehid edilmiş, saldırgan olay yerinde öldürülmüştür. Saldırı esnasında kendini öğrencilerinin önüne atan öğretmen kardeşimize ve minik yavrularımıza rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum. Siverek-Urfa'daki saldırının faili 19 yaşında, daha önce saldırı yaptığı okuldan kaydı silinip atılan eski bir öğrenci. Özellikle Maraş'ta meydana gelen katliamın üzerinde durmak hem olayı hem de memleketin geldiği noktayı anlamak açısından ibret verici olacaktır. Saldırgan 14 yaşında İsa Aras Mersinli adlı aynı okulun bir öğrencisi. Anne bir edebiyat öğretmeni, baba ise  baş müfettiş olarak görev yapan üst düzey bir  emniyet görevlisi.(eğitimli, cumhuriyetçi, laik ve medeni bir aile!) İsa Aras Mersinli okulda herkesin tanıdığı, problemli bir öğrenci. Aynı zamanda Mersinlinin Lgbt eğilimli olduğunu annesinin götürdüğü psikologun çocuğa, hemcinsleriyle öpüşmenin son derece normal bir şey olduğunu söylemesinden anlıyoruz. Daha önce kendini kesmiş, götürüldüğü hastanede adlı vaka olarak işlenecekken, baba emniyet mensubu kimliğini kullanarak engellemiş. Mersinli'nin 3 tane kedinin kafasını kopararak öldürdüğünü arkadaşları rehber öğretmene söylemiş. Rehber öğretmen idareye, onlar da Mersinlinin annesine durumu bildirmiş ve oğlunu bu tür çocukların gittiği başka bir okula götürmesini istemiş ama anne bu öneriye  şiddetle karşı çıkarak okula devamını sağlamış. Daha önce kendine zarar verdiği için bir Md. Yrd. her gün okul girişinde Mersinlinin kendine zarar verecek herhangi bir kesici alet getirmediğinden emin olmak için çantasını arıyor, fakat yakın zamanda bu Md. Yrd. norm fazlası olduğu için başka bir okula gidiyor ve bir süre sonra bu katliam meydana geliyor. Babasına ait 5 adet silah ve 7 tane şarjörü çantasına koyup okulu basıyor ve bu katliam meydana geliyor. Anne edebiyat öğretmeni, baba emniyet mensubu! Baba Uğur Mersinli, Osmaniye'de görev yaparken bir dolandırıcı çetesine bilgi sızdırdığı için görevden atılmış. Daha sonra sicil affıyla geri dönmüş ve istihbarat gibi kritik bir birimde göreve başlamış! (görevden atılma sebebi bilgi sızdırma ve göreve iade edildiği birim istihbarat!) 1. Sınıfa yükselen Mersinli kadrosuzluk nedeniyle emeklilik öncesi başmüfettişlik kadrosuna kaydırılmış. Oğluna da emniyetin poligonunda bol bol atış talimi yaptırarak bugünleri dünden hazırlamış! Katliam sonrası tutuklanarak cezaevine yollandı. Bakalım yine bir afla görevine dönecek mi; göreceğiz!

Tabi, art arda gelen bu 2 katliamdan sonra Türkiye geneli, tepki olarak birçok öğretmen çarşamba gününden itibaren 3 gün göreve gitmediler. Kimi mevcut durumun düzeltilmesi için samimiyetle, kimi durumu siyasi ranta çevirmek ve iktidara vurmak kastıyla bu eylemleri gerçekleştirdiler. Samimi tepkilerin kaynağında sunlar var; önce kadına şiddet denildi ve kadınların önü fazlasıyla açılarak boşanmalar ve kadın cinayetleri salgın gibi memlekete yayıldı aileler dağıldı; sonra, çocuklara haddinden fazla serbestlik getirilerek anne-babaların eli kolu bağlandı. Kadının beyanı esastırdan, çocuğun beyanı esastır moduna geçildi ve çocuklar da kendilerine açılan bu geniş imkanları kullanarak anne-baba ve öğretmenlerini ciddiye almaz oldu. Ellerine tutuşturulan telefon ve tabletlerle saatlerce vakit geçiren bu çocuklar, internette türlü türlü sitelere girerek, bir çoğu farkında bile olmadan (anne-baba esaretinden kurtulup!) kötü niyetli bir takım İnternet sitelerinin ve fenomenlerinin tutsağı oldular! Evde ailenin, okulda öğretmenlerin eli kolu bağlanırken çocuklarımız elimizden uçup gittiler! Öğretmen yanlış yaptığı için bir öğrencisini uyardığında veya kızdığında okula koşan, öğretmenleri ve idareyi tehdit eden velilerin de bu şımarıklık ve haddi aşmada günahı az değildir. Sınıfta kalmak yok, uzaklaştırma yok, okuldan atılma yok. Herhangi bir yaptırımın olmadığı yerde saygı da yok! Disiplinin olmadığı yerde eğitim olmaz. Kuralların olmadığı yerde disiplinden ve sağlıklı bir nesilden söz edilemez. Ayrıca özel eğitim gereksinimi duyan öğrencilerin, (en azından saldırgan eğilim gösterenlerin) münhasır okullarda eğitim görmeleri sağlanarak diğer çocukların olumsuz etkilenmemesi engellenmelidir.  Samimi tepki veren öğretmenlerin aşağı yukarı talepleri bu yönde ve son derece yerinde tespitlerdir.

Siyasi rant kaygısıyla bu acı olayı kullananlar ise özellikle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'i hedef göstererek istifa baskısı yapmaya çalıştılar. Milyonlarca öğrencinin okuduğu okullarda güvenliğin sağlanması tabi ki Bakanlığın görevlerindendir fakat bu tür vakaların(her ne kadar daha önce pek benzerini görmesek de) hepsini engellemek de mümkün değildir. Bakan Beyin istifasını istemenin ardında dindar kişiliğinin etkisi olduğu çok açıktır. Her ne kadar Bakanlığı döneminde müfredata ilişkin kayda değer devrim niteliğinde bir değişiklik göremesek de düşmanlığın kaynağında bu var.

Düne kadar okullarda polis görmek istemiyoruz diyen bu sözde solcu(özde faşist!) zihniyet, şimdi okullarda neden polis yok diyor! Katliamı yapan çocuk Lgbt eğilimli, ailesi modern, laik ve cumhuriyetçi bir aile. Eylem yapan çevrelerin eğilimi de yönde ama okkanın altına Yusuf Tekin götürülmek isteniyor! Mesela, Özgür Özel değil miydi, Cinsel Eşitlik Bakanlığı kuracağız diyen?! Mesela, elinde,"öğrenci düşmanı Yusuf Tekin istifa" yazan bir dövizle poz veren Sera Kadıgil değil miydi, daha önce yaptığı bir  paylaşımda, "Kapıda oynayan çocuklardan rahatsız olunca kızgın yağ dökem mi üstlerine? Ya da uykumdan uyandıran ezan için camiyi basıp imam mı keseyim?" diye höyküren?! Bu zihniyet eylem yaparken aslında kendi değerlerini(!) kınadığının, kendi savundukları iğrençliklerin bir sonucunu yaşadıklarının farkında bile değilken bunları ciddiye alıp lafı uzatmanın da  bir anlamı yoktur.

Olayların ardından okullara bekçiler görevlendirilmiş ve güvenlik zaafiyeti bir nebze giderilmiştir lakin, güvenlikten önce sağlıklı nesil yetiştirmek için şart olan anne-baba terbiyesi, gerektiğinde evde ve okulda bir takım yaptırımlar acilen gündeme alınmalı, okumak istemeyen zorla okula getirilmemeli, erken yaşta mesleğe yönlendirilerek topluma faydalı(en azından zararsız) bireyler olmaları sağlanmalıdır. Yüzlerce köşe yazısına sığmayacak kadar önemli olan bu mesele, ülkenin en önemli meselesidir. Çocuklarımızı daha fazla ziyan etmeden gerekli tedbirleri almanın zamanı gelmiş ve hatta geçmiştir!  

 


Yorumlar

Yorum Yap