Savaş mı Ticaret mi?!
Eskiden Amerika, sahip olduğu silah teknolojisi ve askeri gücüyle ülkelerin üzerinde baskı kurup, bazen de işgal edip sömürü çarkını döndürürken, Trump'la birlikte bu sömürü çarkı, savaş ve işgalden ziyade ticaret yoluyla sürdürülmeye çalışılıyor. Bu nedenle uzun yıllardır bulunduğu Ortadoğu ve Avrupa'dan askerlerini çekiyor, üslerini bir bir kapatıyor. Trump ile beraber Amerika'nın yaptığı şey, teknolojiyi ve askeri gücünü bir tehdit unsuru olarak kullanıp ülkelerle bir takım ticari anlaşmalar yapmak ve Amerika'nın birikmiş 38 trilyon dolarlık borcunu kapatmaya çalışmak! Bu kapsamda en önemli kozlarından biri de, özellikle ticarette rakip olarak gördüğü devletlere (özellikle Çin, Hindistan vb) uyguladığı yüksek oranlı gümrük vergileri. Fakat enteresan bir şekilde Amerikan Yüksek Mahkemesi geçen gün Trump'un koyduğu yüksek gümrük vergi uygulamalarını iptal etti ve senatodan geçireceğin kanun olmadan vergileri arttıramazsın dedi! Hasılı bu kararla içerden Trump ve ulusalcılara büyük bir darbe vurulmuş oldu ve bir çok ülkeyle yapılan pazarlıklar ve anlaşmalar ABD yüksek mahkemesi tarafından çöpe atıldı! Göreve geldiğinden beri Amerika'nın ticarette güçlü rakipleriyle mücadele edebilmesi için gerekli önlemleri almaya çalışan ve en çok da %40'lara varan gümrük vergisi arttırımıyla -ülkesi de zarar görmesine rağmen- rakiplerini güç duruma sokan Trump'un en büyük kozlarından biri mahkeme kararıyla elinden alınsa da, bu karara uymaz ve bildiğini okumaya devam eder.
Amerika her ne kadar İsrail'in aşırı baskılarıyla İran'a karşı 2 savaş gemisi ve binlerce asker ve savaş uçakları sevk etse de, Katar ve Bahreyn'deki üslerinden askerlerini tahliye edip, İran'a yönelik tahkimata tam gaz devam etmesinin ana nedeni yine ticarettir diye düşünüyorum. Yeni dönemde Amerika'nın bakış açısı tamamen ticaret odaklı ve İranla savaşmaktan ziyade, savaşı bir tehdit unsuru olarak gösterip -ayrıca da bir takım avantajlar sunarak- ticaret anlaşmaları yapmaktır. Dünyaya servis edilen Amerika-İran-İsrail gerginliğinin ana sebebi İran'ın nükleer silah tesisleri olarak lanse ediliyor. İsrailin amacı Abd'nın İran'a saldırması fakat, Trump'un amacı daha çok ticaret. Bu sebeple perde arkasında konuşulan asıl meselenin İran'ın sahip olduğu zengin petrol ve doğalgaz yatakları, yeni bulunan altın ve lityum madenleri olduğunu düşünüyorum. Amerika, İran'ın üzerindeki ambargoyu kaldırayım, İran'ı dünya pazarına açayım, yatırım yapayım, teknolojik destek vereyim, İran'a kazandırayım ve ben de kazanayım diyor. Amerika Ayrıca, İran petrolünün %80'inin rakibi olan Çin'e çok ucuz fiyattan verilmesine de karşı çıkıyor. Perde arkasında İran'la cezbedici pazarlıklar yapılmasına rağmen İsrailin savaş konusundaki ısrarı, Amerika ve İran anlaşsalar dahi küçük çaplı saldırılar şeklinde yine gerçekleşebilir. Anlaşmaya varılmaması olasılığını hiç düşünmek istemiyorum bu arada. Trump, 10 güne kadar İran'la bir anlaşma yapmayı umuyorum demiş; umarız anlaşma sağlanır ve İsrailin savaş çığırtganlığı boğazında kalır!
Amerika planlarını yapmış ve aşama aşama uygulamaya koyuyor. Mesela, Wall Street Journal'in haberine göre Amerika 11 yıldır Suriye'de bulunan askeri varlığına 2 ay içinde son vererek Suriye'den tamamen çekiliyor.
Trump, bu coğrafyaya ticari gözle bakıyor ve bu, eski Amerikan bakışından kesinlikle daha az kötü bir bakış açısı. Ticaretin önündeki her engeli kaldırmak istiyor doğal olarak. Trump, Gazze'deki Barış Kuruluna bu yüzden önem veriyor. Geçenlerde Gazze'deki barış kurulunun BM'nin çalışmalarını denetleyecegini ve BM'nin iyi çalışmadığını söyledi. Hamas'a da gönderme yaparak, Gazze'de işlerin yoluna girmesi konusunda Hamas'ın katkılarını unutmamak lazım. Bu noktaya gelmemizde büyük emekleri oldu dedi. Bir an önce Gazze'de işleri yoluna koymak ve İsraili kendi sınırlarına hapsederek etkisiz hale getirmek; sonra da bu coğrafyanın sahip olduğu, neredeyse Dünyanın %50'sine tekabül eden maden ve enerji yataklarından azami şekilde faydalanmak. İşte Trump'un bütün istediği şey bu! Filistin'de katliama son vermiş, barışı ve huzuru sağlamış bir Trump; Suriye'den askerlerini çekmiş ve Suriye devletinin kısa sürede Dünya devletleri düzeyinde tanınmasına katkı sağlamış bir Trump; arkasına aldığı bu rüzgarla elbette ki Amerika'nın ticari planlarını bu coğrafyada hayata geçirmekte pek de zorlanmayacaktır! Keşke barışı ve huzuru bu coğrafyaya getirecek irade Amerika'dan değil de, bu coğrafyanın kalbinden çıkabilseydi. İlerleyen zamanlarda bu irade ortaya çıkabilir mi acaba, diyelim ve hayırlı Ramazanlar diyerek yazımızı noktalayalım.
