DENİZLİ HAYATI (15)
Denizli hapsinde çok mühim tesiri olduğu ve taşıdığı kudsî hakaik-ı îmaniye itibariyle bir cihette Denizli beraatına vesile olduğu için, ehemmiyetine binaen bu Meyve Risalesinden Altıncı ve Yedinci Mes’elelerinin buraya derci münasip görülmüştür.
* * *
Meyve Risalesinden Altıncı Mes’ele
Risale-i Nur’un çok yerlerinde izahı ve kat’î hadsiz hüccetleri bulunan İman-ı Billâh rüknünün binler küllî bürhanlarından bir tek bürhana kısaca bir işarettir
Kastamonu’da lise talebelerinden bir kısmı yanıma geldiler. ‘’Bize Hâlikımızı tanıttır, muallimlerimiz Allahtan bahsetmiyorlar’’ dediler. Ben dedim: Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusiyle mütemadiyen Allahtan bahsedip Hâlikı tanıttırıyor. Muallimleri değil, onları dinleyiniz.
Meselâ: Nasıl ki mükemmel bir eczahane ki, her kavanozunda hârika ve hassas mizanlarla alınmış hayattar macunlar ve tiryaklar var; şüphesiz, gayet maharetli ve kimyager ve hakîm bir eczacıyı gösterir; öyle de: Küre-i Arz eczahanesinde bulunan dörtüz bin çeşit nebatat ve hayvanat kavanozlarındaki zîhayat macunlar ve tiryaklar cihetiyle, bu çarşıdaki eczahaneden ne derece ziyade mükemmel ve büyük olması nisbetinde, okuduğunuz fenn-i tıp mikyasiyle Küre-i Arz eczahane-i kübrâsının eczacısı olan Hakîm-i Zülcelâli, hattâ kör gözlere de gösterir, tanıttırır.
Hem meselâ: Nasıl bir hârika fabrika ki, binler çeşit çeşit kumaşları basit bir maddeden dokuyor, şeksiz, bir fabrikatörü ve maharetli bir makinisti tanıttırır; öyle de: Küre-i Arz denilen yüzbinler başlı, her başında yüzbinler mükemmel fabrika bulunan bu seyyar makine-i Rabbâniye, ne derece bu insan fabrikasından büyükse, mükemmelse; o derecede, okuduğunuz fenn-i makine mikyasiyle Küre-i Arzın ustasını ve sahibini bildirir ve tanıttırır.
Hem meselâ: Nasıl ki, gayet mükemmel binbir çeşit erzak, etrafından celbedip içinde muntazaman istif ve ihzar edilmiş depo ve iâşe anbarı ve dükkân, şeksiz bir fevkalâde iâşe ve erzak mâlikini ve sahini ve memurunu bildirir; öyle de: Bir senede yirmidört bin senelik bir dairede muntazaman seyahat eden ve yüzbinler ve ayrı ayrı erzak isteyen taifeleri içine alan ve seyahatiyle mevsimlere uğrayıp, baharı bir büyük vagon gibi binler ayrı ayrı taamlarla doldurarark, kışta erzakı tükenen biçare zîhayatlara getiren ve Küre-i Arz denilen bu Rahmânî iâşe anbarı ve bir sefine-i Sübhaniye ve binbir çeşit cihazatı ve mallerı ve konserve paketleri taşıyan bu depo ve dükkân-ı Rabbânî ne derece o fabrikadan büyük ve mükemmelse, okuduğunuz ve okuyacağınız fenn-i iâşe mikyasiyle, o kat’iyette ve o derecede Küre-i Arz deposunun sahibini, mutasarrıfını, müdebbirini bildirir, tanıttırır, sevdirir.
Hem nasıl ki: Dörtyüz bin millet içinde bulunan ve her milletin istediği erzakı ayrı ve istimal ettiği silâhı ayrı ve giydiği elbisesi ayrı ve talimatı ayrı ve terhisatı ayrı olan bir ordunun mucizekâr bir kumandanı, tek başiyle bütün o ayrı ayrı milletlerin ayrı ayrı erzaklarını ve çeşit çeşit eslihalarını ve elbiselerini ve cihazatlarını, hiçbirini unutmayarak ve şaşırmayarak verdiği o acip ordu ve ordugâh; şüphesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârâne sevdirir. Aynen öyle de, zemin yüzünün ordugâhında ve her baharda yeniden silâh altına alınmış bir yeni ordu-yu sübhânîde nebatat ve hayvanat milletlerinden dörtyüz bin nev’in çeşit çeşit elbise, erzak, esliha, talim, terhisleri gayet mükemmel ve muntazam ve hiçbirini unutmayarak ve şaşırmayarak, bir tek kumandan-ı âzam tarafından verilen Küre-i Arzın bahar ordugâhı, ne derece mezkûr insan ordu ve ordugâhından büyük ve mükemmel ise, sizin okyacağınız fenn-i askerî mikyası ile, dikkatli ve aklı başında olanlara o derece Küre-i Arzın Hâkimini ve Rabbini ve Müdebbirini ve Kumandan-ı Akdesini hayretler ve takdislerle bildirir ve tahmid ve tesbihle sevdirir.
Hem nasıl ki: Bir hârika şehirde milyonlar elektrik lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektirk lâmbaları ve fabrikası; şeksiz, bedahetle, elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mucizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, ‘’Yaşasınlar!’’ ile sevdirir; aynen öyle de: Bu âlem şehrinde dünya sarayının damındaki yıldız lâmbaları, bir kısmı kozmoğrafyanın dediğine bakılsa, Küre-i Arz’dan bin defa büyük ve top güllesinden yetmiş defa süratli hareket ettikleri halde; intizamını bozmuyor, birbirine çarpmıyor, sönmüyor, yanmak maddeleri tükenmiyor. Okuduğunuz kozmoğrafyanın dediğine göre, Küre-i Arzdan bir milyon defadan ziyade büyük ve bir milyon seneden ziyade yaşayan ve bir misafihane-i Rahmaniyede bir lâmba ve bir soba olan Güneşimizin yanmasının devamı için, her gün Küre-i Arzın denizleri kadar gazyağı ve dağları kadar kömür veya bin Arz kadar odun yığınları lâzımdır ki, sönmesin. Ve onu ve onun gibi ulvî yıldızları gazyağsız, odunsuz, kömürsüz yandıran ve söndürmeyen ve beraber ve çabuk gezdiren ve birbirine çarptırmayan bir nihayetsiz kudreti ve saltanatı ışık parmaklariyle gösteren bu kâinat şehr-i muhteşemindeki dünya sarayının elektrik lâmbaları ve idareleri, ne derece o misalden daha büyük, daha mükemmeldir; o derecede, sizin okuduğunuz veya okuyacağınız fenn-i elektrik mikyasiyle, bu meşher-i âzam-ı kâinatın sultanını, münevvirini, müdebbirini, sâniini, o nuranî yıldızları şahid göstererek tanıttırır, tesbihatla sevdirir, perestiş ettirir.
Devam Edecek
Yazarın Önceki Yazıları