EMİRDAĞ HAYATI (12)

İnşâallah, Risale-i Nur kendi kendini hem müdafaa ettiği, hem kıymetini tam gösterdiği gibi; bizi de mânen müdafaa edip, kusurlarımızı affettirmeye vesile olacaktır.
Aziz kardeşlerim; Risale-i Nurun zuhurundan kırk sene evvel geniş bir hiss-i kablel-vuku’, acib bir tarzda; hem bende, hem bizim köyde, hem nahiyemizde tezahür ettiğine şimdi bir ihtar-ı mânevi ile kat’î kanaatım gelmiş. Şefik ve kardeşim Abdulmecid gibi eski talebelerime bu sırrı fâşetmek isterdim. Şimdi, Cenab-ı Hak sizlerde çok Abdülmecidleri ve çok Abdurrahmanları verdiği için, size beyan ediyorum.
Ben, on yaşında iken, büyük bir iftihar, hatta bazan temeddüh suretinde bir haletim vardı. İstemediğim halde, pek büyük bir iş ve büyük bir kahramanlık tavrını takınıyordum. Kendi kendime derdim: ‘’Senin, beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârâne, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir? Bilmiyordum, hayret içinde idim. Bir iki aydır, o hayrete cevab verildi ki: Risale-i Nur, kablel-vuku’ kendini ihsas ediyordu. Sen, âdi odun parçası gibi bir çekirdek iken, o firdevs salkımlarını bilfiil kendi malın gibi hiss-i kabl-el vuku’ ile hissedip hodfuruşluk ederdin. Bizim ‘’Nurs Köyümüs’’ ise; hem eski talebelerim, hem hemşehrilerim biliyorlarki; bizim köyümüz, fevkalâde gösteriş ve cesarette ileri göstermek için temeddühü çok severdiler. Güya büyük bir memleketi fetheder gibi, kahramânâne bir tavır almak istiyordular. Ben, hem kendime, hem onlara çok hayret ederdim._Şimdi hakiki bir ihtar ile bildimki: O masum Nurs’lu insanlar (Nurs Karyesi) Risale-i Nurun nuriyle büyük bir iftihar kazanacak; o vilâyetin, nâhiyenin ismini işitmeyen, Nurs köyünü ehemmiyetli tanıyacak diye bir hiss-i kablel-vuku’ ile, o nimet-i İlâhiyyeye karşı teşekkürlerini temeddüh suretinde göstermişler.
Sizi, eski talebelerim ve eski arkadaşlarım ve kardeşim ve biraderzadem Abdülmecid ve Abdurrahmanlar bildiğimden, bu mahrem sırrı size açtım. Evet, ‘’Ben, yirmidört saat evvel, hassasiyetimle ve a’sâbımın rutubetten te’siriyle rahmet ve yağmurun gelmesini hissettiğim gibi; aynen öyle de, ben ve köyüm ve nahiyem, kırk dört sene evvel, Risale-i Nurdaki rahmet yağmurunu bir hiss-i kablelvuku’ ile hissetmişiz’’ demektir. Umum kardeşlerimize ve hemşirelerimize selâm ve dua ederiz. Dualarınızı rica ederiz.
Said Nursî

* * *

BÜYÜK BİR MAKAMDA BİR KUMANDAN VE EHEMMİYETLİ BİR ZTIN, EHEMMİYETLİ
MEKTUBUNA MECBURİ BİR CEVAPTIR
Aziz Sıddık Kardeşim,
Bilmukabele, biz de Ramazanınızı tebrik ediyoruz. Rüyalarınız pek çok mübarektirler. İnşallah, Cenab-ı Hak sizi büyük ihsanlara mazhar eyliyecek, diye bir işarettir. Bence bu zamanda en büyük bir ihsan, bir vazife, îmanı kurtarmaktır, başkaların imanına kuvvet verecek bir surette çalışmaktır. Sakın, benlik ve gurura medar şeylerden çekin. Tevazu mahviyet ve terk-i enaniyet, bu zamanda ehl-i hakikata lâzım ve elzemdir. Çünki, bu asırda en büyük tehlike benlikten ve hodfüruşluktan ileri geldiğinden; ehl-i hak ve hakikat, mahviyetkârane dâima kusurunu görmek ve nefsini itham etmek gerektir. Sizin gibi, ağır şerait içinde kahramancasına îmanını ve ubudiyetini muhafaza etmesi, büyük bir makamdır. Senin rü’yalarının bir tâbiri de, bu noktadan seni tebşir etmektir. Risale-i Nur eczalarında tarikat hakikatına dair ‘’Telvihat-ı Tis’a’’ nâmındaki risaleyi elde edip bakınız. Hem, zâtınız gibi metin ve îmanlı ve hakikatlı zâtlar Risale-i Nur dairesine giriniz. Çünki; bu asırda Risale-i Nur, bütün tehâcümâta karşı mağlub olmadı. En muannid düşmanlarına da, serbestiyetini resmen teslim ettirdi. Hattâ iki senedenberi büyük makamâtlar ve adliyeler, tedkikat neticesinde, Risale-i Nurun serbestiyetini tasdik ve mahrem ve gayr-i mahrem bütün eczalarını sahiplerine teslime karar verdiler. Risale-i Nurun mesleki, sâir tarikatlar, meslekler gibi mağlûb olmıyarak belki galebe ederek pek çok muannidleri îmana getirmesi; pek çok hâdisatın şehadetiyle, bu asırda bir mu’cize-i ma’neviye-i Kur’âniye olduğunu isbat eder. O dâirenin haricinde, ekseriyetle bu memlekette ve hususi ve cüz’i ve yalnız şahsî hizmet veya mağlûbane perde altında veya bid’alara müsamaha suretinde veya te’vilât ile bir nevi tahrifat içinde hizmet-i diniye edilebilir, diye hâdisat bize kanaat vermiş.  Mâdem sizde büyük bir himmet ve kuvvetli bir îman var; tam bir ihlâs ve tam bir mahviyetle, sebatkârâne Risale-i Nura şâkird ol. Tâ binler, belki yüzbinler şâkirdlerin şirket-i mâneviye-i uhreviyelerine hissedar ol. Tâ senin hayırların, iyiliklerin cüz’iyetten çıkıp küllileşsin; hirette tam kârlı bir ticaret olsun.
Said Nursî
Devam edecek