Köşe Yazısı
Ömer Büyüktimur
26 Ağustos 2026, Çarşamba
2-0’DAN DAHA FAZLASI!
Kocaelispor-Amedspor maçını ekrandan izledim.
Skor tabelasında yazan 2-0’lık mağlubiyet elbette dikkat çekici. Ancak Amedspor açısından asıl üzerinde durulması gereken, alınan sonuçtan çok sahaya yansıyan futbol.
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor. Amedspor bu futbolla nereye gidiyor?
Sezonun ilk haftasında Erzurumspor karşısında alınan 3-0’lık galibiyet, yeni sezon için umut veren bir başlangıçtı. İkinci haftadaki ilk deplasman sınavında ise takımın nasıl bir reaksiyon göstereceği merak ediliyordu.
Kocaeli’de ortaya çıkan tablo, doğrusu beklenenden oldukça farklıydı.
İşin pirleriyle, yani futbolun ve taktiğin ehilleriyle, maçın ardından meseleyi biraz daha derinlemesine değerlendirdik.
Sordum:
Amedspor sahada nasıl bir futbol benimsiyor?
Mesele neydi? Taktik ne söylüyordu?
Yanıtlar büyük ölçüde aynı noktada buluştu.
****
İlk 45 dakikada Amedspor oyunun hiçbir bölümünde ağırlığını hissettiremedi. Kendi yarı alanından çıkmakta zorlandı. Top kazanıldığında organize bir hücuma geçemedi. Savunma sürekli alarm verdi.
Berkan Kutlu’dan gelen gol de bunun göstergelerinden biriydi.
Amedspor’un savunma ile orta saha arasındaki bağlantısı neredeyse tamamen koptu. Takım boyu uzadı, hatlar birbirinden uzaklaştı. Kocaelispor’un önde yaptığı baskı da bu zaafı daha görünür hale getirdi.
Burada gözlerin çevrildiği isim ise doğal olarak teknik direktör BesnikHasi. Özellikle üçlü savunma tercihi... Bu artık sıradan bir taktik tercih olmaktan çıkmış, neredeyse bir alışkanlığa dönüşmüş durumda.
Sorgulanması gereken şu. Bu sistem takıma ve oyuna ne katıyor?
Henüz sahada belirgin bir artısını göremedik. Sıkıntı özellikle geriden oyun kurulumunda ortaya çıktı. Stoperler arasındaki pas bağlantısı yeterince sağlanamadı. Savunma ile orta saha arasındaki mesafe açıldıkça takımın oyun kurma seçenekleri de azaldı.
Sonuç?
Uzun toplarla çıkmak zorunda kalan bir Amedspor... Kısa pasla çıkma denemelerinde ise top kayıpları.
***
Rakip teknik heyetin bu zaafı iyi analiz ettiğini de kabul etmek gerekiyor. Kocaelispor, özellikle önde yaptığı baskıyla Amedspor’un savunma ve orta saha arasındaki bağlantısını kopardı.
İşte burada Hasi’ye sorulması gereken temel soru şu. Elinizdeki oyuncu grubu bu sistemi istediğiniz şekilde uygulayamıyorsa neden ısrar ediyorsunuz?
Sorunun yanıtı elbette teknik heyette. Nitekim Hasi, “Biz oyunun içerisinde değildik” diyerek ilk bölümde yaşanan sıkıntıyı açıkça kabul etti.
Zeminin kötü olması ve taraftar desteğini arkasına alan Kocaelispor’un maça baskılı başlayacağının bilinmesi, Hasi’ye göre Amedspor’u zorlayan unsurlardı.
Ancak bir başka nokta daha vardı. Basit top kayıpları... Kocaelispor’un baskısını etkili hale getiren temel unsurlardan biri de buydu.
***
Asıl dikkat çekici bölüm ise ikinci yarıydı.
Mehmet Yeşil ve Umut Meraş’ın oyuna girmesiyle Amedspor dörtlü savunmaya döndü. Ve bir anda farklı bir Amedspor izlemeye başladık.
Takım rakip yarı alanda daha fazla görünmeye başladı. Yıllarını futbolun saha içi faaliyetlerine adamış dostun ifadesiyle, top daha fazla Amedspor’da kaldı. Kocaelispor geriye çekildi.
Özellikle ikinci yarının ilk 30 dakikasında Amedspor oyunun kontrolünü önemli ölçüde eline aldı. Hasi’nin ikinci yarıdaki oyundan memnun olduğunu söylemesi bu açıdan anlaşılabilir.
Ermal’ın taşıdığı pozisyonda Gift’in gecikmesi, 65. dakikada Sor’un geliştirdiği pozisyon ve kaçan fırsatlar, maçın kırılma anları arasında gösterilebilir.
Ancak burada daha önemli bir soru var. İlk yarıda neden bunu yapamadık?
Bence maçın asıl tartışılması gereken noktası tam da burası. Çünkü ikinci yarıdaki değişiklikler yalnızca oyuncu değişikliği değildi. Aynı zamanda Amedspor’un sahadaki dizilişinin ve oyuncular arasındaki ilişkinin değişmesiydi.
Demek ki sorun sadece futbolcularda değil.
Oyuncuların hangi sistem içerisinde, hangi görevlerle ve birbirleriyle nasıl ilişkilendirilerek oynatıldığı da en az bireysel performans kadar önemli.
***
Amedspor ikinci yarıda oyunu rakip yarı alana taşıdı.
Fakat bu kez de başka bir sorun ortaya çıktı. Son tercih.
İleri uçta kullanılan topların önemli bölümü kaybedildi. Ataklar olgunlaşmadan sona erdi. Kocaelispor kalesinde sürekli ve ciddi bir gol baskısı oluşturulamadı. Dolayısıyla ikinci yarıdaki reaksiyon skoru değiştirmeye yetmedi.
Hasi’nin “takımın tamamlanması için bazı oyunculara ihtiyacımız var” sözleri de bu noktada ayrıca değerlendirilmeli.
Elbette sezonun henüz başındayız. Önümüzde uzun bir maraton var. Ancak zamanın olması, sahadaki sorunların görmezden gelinmesini gerektirmiyor.
Amedspor’un mevcut kadrosuna bakıldığında benim kanaatim şu. Bu takımın oyun anlayışı yalnızca topun arkasına geçip rakibi beklemek üzerine kurulmamalı.
Aksine, topa sahip olan, oyunu yönlendiren, yetenekli oyuncuların birbirleriyle bağlantı kurabildiği ve rakip sahada daha fazla üreten bir oyun planına ihtiyaç var.
***
Buradan transfer politikasına gelmek gerekiyor. Sezon öncesinde 15 yeni transfer yapıldı. Bunca transferin ardından takımın en fazla konuşulan ve en fazla beklenti yaratan oyuncularından birinin hâlâ Di Saba olması, üzerinde düşünülmesi gereken bir durum.
Burada mesele doğrudan oyuncuların kalitesi değil. Asıl sorgulanması gereken, bu transfer politikasının hangi futbol anlayışı doğrultusunda yürütüldüğü.
Çok sayıda transfer yapmak, otomatik olarak güçlü bir takım kurmak anlamına gelmez. Önemli olan doğru oyuncuyu, doğru bölgeye ve doğru oyun planına göre transfer etmektir.
Aksi halde elinizde çok sayıda futbolcu olur ama sahada birbirini tamamlayan bir takım göremezsiniz.
Sezon başından bu yana Amedspor yönetimi ve teknik heyet; takım ruhundan, mücadeleden ve kollektif futboldan söz ediyor.
Ama takım ruhu sözle anlatılmaz.
Sahada görülür.
Bir oyuncunun kaybettiği topun ardından takım arkadaşının onun açığını kapatmasıdır. Savunmada yapılan bir hatanın birlikte telafi edilmesidir. Rakip baskı yaptığında herkesin aynı reaksiyonu göstermesidir.
Birlikte koşmaktır. Birlikte mücadele etmektir. Ve en önemlisi, oyun planının herkes tarafından aynı anda uygulanmasıdır.
Kocaeli’de özellikle ilk yarıda bunların önemli bölümünü göremedik. Bu nedenle 2-0’lık skor, tabelanın söylediğinden daha fazlasını anlatıyor.
***
Karşılaşmanın saha dışındaki boyutu da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu. Hatta üzerinde çok durulmalı.
Kocaelispor tribünlerinde Amedspor’u ve taraftarlarını hedef alan ırkçı tezahüratlar ve sarı torba eylemleri kabul edilemez.
Sinir uçları... Futbolda rekabet başka, ırkçılık başka bir şeydir.
Üstelik karşılaşma öncesinde İl Güvenlik Kurulu toplantısı yapılmış ve geniş güvenlik önlemleri alınmışken, bu materyallerin stada nasıl sokulduğu da ayrıca sorgulanmalıdır.
Binlerce güvenlik görevlisinin bulunduğu bir organizasyonda bu görüntülerin yaşanması, güvenlik tedbirlerinin yalnızca personel sayısından ibaret olmadığını gösteriyor.
Bu tür eylemler hangi takımın taraftarı tarafından yapılırsa yapılsın kabul edilemez.
Sıfır taviz, sıfır tolerans.
Amedspor Başkanı Nahit Eren’in maç sonrasında yaptığı açıklama da bu açıdan önem taşıyor.
Eren, karşılaşma sırasında statta oluşturulan atmosferin, kullanılan dilin ve sembollerin toplumsal birliktelik ve sporun birleştirici ruhu açısından kaygı verici olduğunu belirtti.
Yaşananların görmezden gelinmesine izin vermeyeceklerini ifade eden Eren, adli makamlar ile Türkiye Futbol Federasyonu’nun gerekli incelemeleri yaparak hukuki ve idari süreçleri başlatmasını beklediklerini söyledi.
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olayla ilgili soruşturma başlatması ve sarı poşet sallayarak rakip takım taraftarlarına yönelik tahrik edici eylemlerde bulunduğu belirlenen 5 şüpheli hakkında gözaltı talimatı verilmesi de olayın ciddiyetini ortaya koyuyor.
Futbolun tribünlerde rekabeti büyütmesi anlaşılabilir. Ancak insan onurunu hedef alan ırkçı eylemler hiçbir rekabetin parçası olamaz.
***
Karşılaşmanın bir diğer tartışma konusu ise yayıncı kuruluşun maçı ekrana getirme biçimiydi.
Ki bu benim çok dikkatimi çekti. Sizin çekti mi bilmiyorum! Ben pür dikkat kesildim...
Amedspor taraftarlarının tribündeki varlığı yeterince ekrana taşınmadı. Buna karşın Kocaelispor tribünlerinin daha fazla gösterildiği dikkat çekti.
Özellikle tribünlerde tartışmalı görüntülerin yaşandığı bir karşılaşmada yayıncı kuruluşun daha dengeli ve özenli bir yayın anlayışı ortaya koyması gerekmez mi?
İlla ki. Hakem Ümit Öztürk’ün performansı da Amedspor açısından tartışmaya açık konulardan biriydi. Maçın sonucunu hakemin belirlediğini söylemek elbette doğru olmaz.
Ancak Öztürk’ün takdir haklarını kullanma biçimi Amedspor cephesinde rahatsızlık yarattı.
Karşılaşmada Amedspor aleyhine 16, Kocaelispor aleyhine ise 9 faul kararı çıktı. Kocaelispor maç boyunca sarı kart görmezken Amedspor iki sarı kart gördü.
Elbette bu rakamlar tek başına hakemin taraflı olduğunu göstermez. Fakat maçın genel atmosferi ve kararların dağılımı birlikte değerlendirildiğinde, hakem performansının tartışılması da son derece doğal.
***
Velhasılıkelam...
Amedspor açısından henüz sezonun başındayız. Bir mağlubiyet üzerinden sezonun tamamına ilişkin hüküm vermek doğru olmaz.
Ancak bazı sorunları erken görmek, ilerleyen haftalarda daha büyük problemlerin ortaya çıkmasını engelleyebilir.
Kocaeli maçı bu anlamda Amedspor için önemli bir uyarı niteliğinde.
Bu maçtan çıkarılacak dersler var. Savunma sistemi yeniden değerlendirilmeli. Oyuncuların görev tanımları netleştirilmeli.
Orta saha ile savunma arasındaki bağlantı güçlendirilmeli.
Hücumdaki üretkenlik artırılmalı. Ve belki de en önemlisi, eldeki oyuncu grubuna en uygun oyun sistemi bulunmalı.
Çünkü futbol, bir sisteme oyuncu uydurmaktan ibaret değildir.
Bazen sistemi oyuncuya göre değiştirmek gerekir.
Amedspor’un önünde bunu yapmak için zaman var. Ancak zaman, sonsuz bir kredi değildir. Sezonun daha ikinci haftasında alarm zilleri çaldı.
Şimdi asıl mesele şu...
Amedspor bu alarmı duyacak mı?
Yoksa aynı sorunlar haftalar ilerledikçe daha yüksek sesle mi karşımıza çıkacak?
Cevabı sahada göreceğiz.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Başarısızlık, yolun sonu değil; nerede yanlış yaptığını gösteren bir uyarıdır.
Ömer Büyüktimur - Önceki Yazıları
-
YENİ BÖLGESEL DÜZEN!
25 Ağustos 2026
-
BARIŞIN KÂR PAYI VAR MI?
24 Ağustos 2026
-
VEKİLLERİN DÜŞTÜĞÜ HALLER!…
22 Ağustos 2026
-
İKİ TAKIMIN, HAL-İ VAZİYETİ!
21 Ağustos 2026
-
ONLAR BİRER KAN EMİCİ VAMPİRLERDİR!
20 Ağustos 2026