MEHTER VE CİRMİ ARASINDA!!!..
Bu görüntü Gaziantep’ten!.. Yüzü görülen CHP İl Başkanı Vakkas Acar.. Zat imzalı vakıa, 23 Nisan etkinlikleri kapsamında çocukların mehter gösterisine sırtını dönmüş. Görüntü çok tartışıldı, ki halen tartışılıyor!.. Tabi mesele, bir gösteriye değil.
Mesele, neye tepki verildiği ve neyin görmezden gelindiği gerçeği!?.
***
Vakkas’ın vakıasına gerekçesi.. Mehter Marşı’na saray kültürü diyerek mesafe koymuş ve bundan dolayı, sırtını dönmüş, o minicik çocukların, kendilerine özgü mehter gösterisine!.. Vay da vay.. Bu bir tercih meselesi olarak görülebilir!. Ancak bu tercih ve mesafe koyuş, başka alanlarda da var mı diye de sorar?.. Yok.. O zaman düğümün çözümü burada, yatıyor!..
***
Nitekim bu tartışma üzerinden yoğunlaşılan, karşılaştırma var.. Mesela CHP etkinliklerindeki sirtaki gösterileri. Kimse “bu bize ait bir kültür değil” diyerek mesafe koymuyor, koymadı.. Sırtını dönen de olmadı!.. Rahatsız olduğunu ifade eden de çıkmadı.. Hal bu iken ikmale gelen soru CHP’nin bu tepkisi, ilkesel mi, yoksa seçici mi?..
***
Bi hatırlayalım, daha bir kaç ay önce.. Ramazan-ı Şerif’te mevzu olan “twerk kursu” tartışması. İlk refleks sahiplenme oldu..
Ama sonra, çark edilerek, geri adım atıldı.. Bir başka örnek… 23 Nisan’da sahnelenen direk dansı gösterisi. Ne bir sorgulama. Ne bir itiraz, ikmal edildi?!..
***
Ama iş, Osmanlının ruhunu ikmal eden mehter olunca tablo değişiyor. Bir anda etiketler havada uçuşuyor.. Bu gösteri gericilik. Bu etkinlik yobazlık.. Bu şenlik hanedan özlemi… Ve bu fikriyat sahiplerinin çözümü sırt dönmek…Libas da, Cumhuriyet, Laiklik, Çağdaşlık..!
***
Oysa ki, bu Cumhuriyet Osmanlı’nın yürüyüşünün devamıdır.. Bin yıllık tarihin, varlık tapusudur.. Mesele net ve basit şekliyle bir tutarlılık arzını içeriyor.. Sanmıyorum vaki olan ilkesizlik!.. Tarihine, devletine, milletine ve geçmişine cahil olmaktır buradaki ilkesizlik!!..
***
Velhasıl.. Rüzgâra göre yön değiştiren bir ilkesel anlayıştır, bunların ki.. Ve sorun net, bakılan yerden değildir. Sorun… O zihniyetin, ülkesinin ve milletinin gerçeklerine, bakış açısındadır… Onun içindir ki hep sorgulanıyor CHP ne tarihiyle barışık ne de değerleriyle pek tabi ki de milletiyle!?
***
CİRİM İLE CÜRÜM?
Önce, bu iki kelimenin anlamını, aktaralım.. Cürüm ne, Cirim ne?.. Cürüm’ün tefsiri; suçtur, kabahattir. Ki bu hukuk alanına girer.. Cirim’in tefsiri ise; ölçülebilir bir varlığa işarettir.. Yani bir ölçüde ölçü birimi..
***
Gelirsek, bu iki kelimenin siyaset sahnesinde, vücut bulduğu bilgili-bilgisiz mevzusuna.. Malum sıkça telaffuz edilen, kurulan cümlelerin seyir defteri kapsamında, dillere yansıyan deyim.. “Ateş olsan…” diye başlayıp, özgüvenle tamamlanan o cümle kullanılan cürüm ile cirim arasındaki fark.
***
Ancak burada küçük gibi görünen, fakat aslında hayli büyük bir bilgisizlik söz konusu!.. Deyim, kimi konuşmalarda “…cürmün kadar yer yakarsın” şeklinde bitiriliyor. Oysa doğrusu bu değil.. Girişte izah ettim, cürüm başka, cirim başka.. Dolayısıyla deyimin doğru hali açıktır: “Ateş olsan cirmin kadar yer yakarsın.”
***
Deyimin tefsirinde, anlatılmak istenen şu, birinin etkisinin sınırlılığıdır, suçunun büyüklüğünü kast etmiyor.. Ne var ki mesele yalnızca bir kelimenin yanlış kullanılmasıyla sınırlı kalmıyor. Daha dikkat çekici olan, doğrunun dile getirildiği anlarda yükselen itirazlar. Üstelik bu itirazlar, kalem tutanlardan, söz söyleyenlerden, öğretmesi beklenenlerden geliyor olması garip!
***
Doğruyu duyanın refleksi, öğrenmek yerine itiraz etmek olunca, denir ya söylenecek söz kalmıyor!.. Çünkü tartışma bilgi üzerinden değil, özgüven üzerinden yürümeye başlıyor. Ve işte tam burada asıl sorun ortaya çıkıyor. “Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır” denir. Doğru. Ama ondan da ayıp olan bir şey var.. O da bilmediğini fark etmeyenin, bileni bilgisizlikle suçlaması.
***
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cürüm yerine cirmikadar söylemesine gösterilen refleks gibi.. İnsan önce kendi sınırlarını bilmeli. Hangi kelimeyi doğru kullandığını değil, hangi kelimeyi yanlış kullanabileceğini de hesaba katmalı. Çünkü dil, hatayı affeder belki, ama ısrarı affetmez. Bilinmesi gereken en büyük güven kimi zaman, bir kelimenin ağırlığı, bir toplumun hafızasını tartacak kadar büyük ve kıymetlidir!..
***
GÜNÜN SÖZÜ
Sen sen ol cahille etme muhabbet, nihayeti hüsran olur!..
Ömer Büyüktimur - Önceki Yazıları
-
AMED’İN BAYRAMI!..
04 Mayıs 2026
-
TURİZM VAADİ Mİ, BİRİLERİNE RANT MI?
01 Mayıs 2026
-
BUGÜNÜN SUSANLARI, O GÜNÜN KONUŞANLARIYDI?
30 Nisan 2026
-
ASM’LERDEKİ ÇELİŞKİLER! (Yeni binalar boş, riskli alanlar dolu)
29 Nisan 2026
-
CEZASIZLIĞIN SONU MU?
28 Nisan 2026