TURİZM VAADİ Mİ, BİRİLERİNE RANT MI?
Bugün 1 Mayıs.. Tarihsel kimliğiyle; İşçi ve Emekçiler Bayramı.. Günün özelliği sadece bir tatil günü değil, alın terinin, dayanışmanın ve haksızlıklara karşı mücadelenin simgesidir.
***
Yaşama dair mücadele ise, enflasyon, geçim derdi, pahalılık ve yoksulluk.. Beri yanda, asgari ücret.. Yıllarca alın teri döken emekliye reva görülen fakir yaşam.. Ve daha neler?
***
Umut odur ki, alın teri kurumadan emeğinin karşılığını alabilmek, haksızlığa, hukuksuzluğa, keyfiliğe, maruz kalmamak!.. Eşit, adil, özgür ve hür bir iradenin, egemenliği..
***
Günün hissiyatıyla, tüm işçi ve emekçi, emekli kardeşlerimin, bir fikir işçisi ve emeklisi olarak, mukaddes günlerini kutlarım!?.. Bu dilekler ışığında, sohbetimizi yine emek ve esnaf dertleriyle genişletelim!..
***
Sur’un dar sokaklarında, tezgâh başında esnafla sohbet etmek, Diyarbakır’ın gerçek nabzını tutmaktır. Hayat pahalılığı can yakıyor, etiketler terör estiriyor, gelirler eriyor, para pul olmuş. Esnaf siftahsız günlerden bahsediyor, bazı günler tezgâh boş, kasa suskun kalıyor.
***
Haklılar. Kaldırımlar işgal altında, sokaklar kirli, trafik bir keşmekeş, park yeri aramak eziyet. Yabancı turist geliyor ama Ulu Cami’de, diğer tarihi mabetlerde giyim-kuşam umursamazlığı, mabede saygısızlık had safhada. Esnaf diyor ki: “Turist getiriyoruz ama hizmet veremiyoruz, saygı göremiyoruz!”
***
Tam bu ateşli sohbetin ortasında bir esnaf sözü alarak, şöyle bir seslenişte bulundu.. Dedi ki; “Abi be, şu Sur’da ‘turistik’ diye onarılıp inşa edilen, kamuya ait onlarca işyeri var. Birkaç yıl önce siyasi nüfuzla ihale yapıldı, esnaf yararlansın, turizm canlansın, mekanlar hareketlensin diye.”
Eee, deyince bomba misali patlattı.. “Ama bugün bakıyoruz: Mekanların çoğu bir iki kişinin elinde. İkinciye, üçüncüye, dördüncüye kiraya veriyorlar. Zincirleme kiralamalarla asıl amaç unutulmuş. Bir sürü yer de kapalı. Kooperatif bağlantılı olanlar da var. Bu nasıl oldu? Arazilere mi çöktüler, kamuya ait yerlere mi? Bilginiz var mı?..”
***
Bu soru masum bir merak değil. Yılların birikmiş öfkesinin, adaletsizlik hissiyatının patlaması olarak, birden yanıt makamına döndüm.. İrdeledim, geçmişte ne oldu diye? Sur olayları sonrası bölge kentsel dönüşüm ve restorasyonla yeniden şekillendirildi. Surlar, burçlar, İçkale, tarihi doku turizme kazandırılacaktı.
***
Amaç netti ve belliydi.. Tarihi mirası koruyarak esnafa nefes aldırmak.. İlçeyi ekonomik olarak ayağa kaldırmak. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar, belediyeler devreye girdi. Burçlar kafe, restoran, hediyelik eşya dükkânı olarak işlevlendirilecekti. Peki bugün, o esnafın serzenişi ve yanıt aradığı soru noktasında tablo ne?..
***
Son süreçte Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara’da ihale açtı.. Surlar üzerindeki 12 burç, 5 yıllığına ticari amaçla kiraya verildi. Bunlardan 3’ü Hevsel Kadın Kooperatifi’ne, kalan 9’u tek bir kişiye ihale edildi. İşletmeciler Devlet verdi, kendi kafamıza göre açmadık dese de tepki büyüdü.
***
Ki bazı mekanlar belediye tarafından mühürlendi. Kamuoyunda “Surların ticarileştirilmesi”, “UNESCO Dünya Mirasına saygısızlık”, “Rant mı, turizm mi?” tartışması alevlendi. Esnafın dediği gibi, turistik diye lanse edilen birçok işyeri bugün ya kapalı ya da alt kiraya verilmiş durumda. Zincirleme kiralamalarla yerel esnafı destekleme vaadi havada kaldı.
***
Kamuya ait mekanlar, bir avuç kişinin tekelinde.. Kooperatif bağlantıları da cabası. Onun içindir ki, siyasi nüfuz iddiaları boşuna dillendirilmiyor. Sur esnafı haklı bir isyan içinde tepki veriyor. Onlar siftahsız gün sayarken, tarihi burçlardaki mekanlar ya boş duruyor ya da birkaç kişinin kasasına akıyor. Temizlik, trafik, park sorunu çözülmemiş turist geliyor ama camilerde saygı bulamıyor, esnaf da gerçek hizmet veremiyor.
***
Bu işin özü şudur.. Tarihi miras rant aracı olmaz, olmamalı, terk edilmemeli.. İhaleler şeffaf yapılmalı, gerçekten yerel esnafı, kooperatifleri ve ilçenin dinamiklerini gözetmeli. Tekelleşmeye, zincirleme alt kiralamaya izin verilmemeli. Kamu mülkü, bir iki kişinin özel çiftliği haline getirilmemeli..
***
Sur’un turizmi, sadece burçlardaki kafelerle değil.. Esnafın yüzünün gülmesiyle, temiz sokaklarıyla, saygılı misafirleriyle canlanır. Muhataplar esnafın sesini duymalı.. Sur, taş ve topraktan ibaret değil, orada ekmek peşinde koşan, alın teri döken insanların ilçesidir.
***
Hasılı kelam, Sur esnafıyla bu mini sohbetten çıkan serzenişle, o tezgâhlar boş kalmasın. Çünkü Sur’un çarşılarında, esnafın dilinde beliren tek şey; turizm güzel, hayattır, kazançtır!!.. Yeter ki, adalet ve şeffaflık olsun, yoksa yarın da siftahsız kalması kaçınılmaz. Artık yeter!
***
GÜNÜN SÖZÜ…
Esnafın yaşamıdır, şehrin ritmini diri ve ayakta tutan!
Ömer Büyüktimur - Önceki Yazıları
-
AMED’İN BAYRAMI!..
04 Mayıs 2026
-
MEHTER VE CİRMİ ARASINDA!!!..
02 Mayıs 2026
-
BUGÜNÜN SUSANLARI, O GÜNÜN KONUŞANLARIYDI?
30 Nisan 2026
-
ASM’LERDEKİ ÇELİŞKİLER! (Yeni binalar boş, riskli alanlar dolu)
29 Nisan 2026
-
CEZASIZLIĞIN SONU MU?
28 Nisan 2026