Kategoriler
Köşe Yazısı 24 Eylül 2026, Perşembe
Anasayfa › Yazarlar › Reyhan Alkar Karlıdağ
Köşe Yazısı Reyhan Alkar Karlıdağ 16 Eylül 2026, Çarşamba

DİLİNİ DEĞİŞTİRİRSEN

Sigarayı bırakmam lazım, biriken işleri tamamlamam lazım, yürüyüşe başlamam lazım. Filan seyahate çıkmam lazım...

Hep lazım yörüngesinde kalırız. Çünkü beyin bizi duyuyor.

Bıraktım, başladım, çıktım, yaptım. NETLİK!

Henüz eyleme geçmemişsen dile de getirme. Çünkü birileri bizi dinliyor. Ne derdi eskiler ağzından çıkar alnına yapışır.

Level atlamaya ihtiyacım var diye düşünüyorsan, ya da paraya ihtiyacın olduğunu düşünüyorsan evren ve zihin mekanizması seni hep ihtiyaca muhtaç halde tutuyor.

Yeterince param var istersem daha fazlasını kazanabilirim inancında olursak bir şeyler değişmeye başlıyor. Ama bu inanç gerçek tüm bedenin ve dilinin de onayladığı inanç olmalı.

Şu kişisel gelişimciler, manifestçilerin verdiği önergeler gibi gelebilir kulağa. Ama dilini kendinle konuşma biçimini değiştirirsen bir süre sonra bakış açında değişiyor. Deneyebilirsiniz.

Gün içinde dilinizi takip edin dil aynı zamanda düşüncelerin dışavurumudur. Aksilik, sitem, öfke, mağduriyet, birilerinin kötülüklerine laf yetiştirme, şansızlık vurgusu yahut sıradan cümleler.

Yerine ne gelebilir, şükür (karanlıkta olsan bile) sıkıntı değil, bir bu eksikti demek yerine acaba bu bela bana neyi öğretmeye geldi diye düşünmek. Mağduriyet oluştuğunda demek ki yükselişe çok yakınım diye düşünebilmek.

İçinizden gelmiyorsa rol yapın, önce doğru konuş düzelme kendiliğinden gelsin, Arapça da bir kalıp var TEFE’ÜL : istediğin bir huyu henüz taşımıyorsan onu taklit ederek gerçekleştirmeye çalışırsın.

iç sesiniz bir süre sonra değişecek sözler hâle dönüşür, dolayısıyla bakış açınız. Bakış açısı değişince enerji alanı da değişecek. Enerji alanı değişince dünya daha iyi bir yer haline gelecek.

Kumanda edebileceğin organlarını öne çıkar kalp uyum sağlar. Kendini zorlayarak hoşgörülü olmak olumlu sözler sarfetmek polyannacılık ya da sahtekarlık değildir kalbini, zihnini henüz yetişemediği mertebeye, dilinle vardırmaya çalışmandır.

Bu arada bilim buna “embodied cognition” diyor.

Tabi ki evliya ya da peygamber değiliz yeri gelince yasını tutabilmeli insan.

Dilimize yerleştirdiğimiz şikayetler daha çok olumsuzu çekmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Şikâyeti kesersek somut bir şey elde edemezsek bile sakin bir ruh hali elde ederiz.

“İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında onu gözetleyen dediklerini zapt eden bir melek hazır bulunmasın.” Kaf süresi 18. Ayet.

Sizce insanın ağzından çıkan her kelime neden kayıt altında? 

Özetle beyin, komutlarla çalışan programlanabilen organdır. Neyi çoğaltarak tekrar ediyorsak bizi o yörüngede tutuyor.

Kullandığımız kalıp cümleler bize ait değil aileden, toplumdan öğrendiklerimiz, o komutları değiştirmek elimizde.

Nihayetinde hayatta, beyinde, dil de bize ait neden eski kalıplarla ilerleyelim ki. “Zaten böyle şeyler hep benim başıma geliyor” kalıptır.

 Bunu da göreceğimiz varmış diyebiliriz.

“Lanet olsun” kalıptır. Yerine kendi cümlenizi koyabilirsiniz.

 “Allah bozmasın, Allah şaşırtmasın” kalıptır. Allah’ın bize kastımı var?

“Kazasız belasız git gel” kalıptır. Olumsuz cümleleri dilimizden çıkaralım. Örnekler çoğaltılabilir ama herkes kendi yazgısının amiri olmalı.

Paylaş
Reyhan Alkar Karlıdağ - Tüm Yazıları →