Şahin ELALTUNAKAR
DİYARBAKIR(SÖZ)-Günlük yaşamın vazgeçilmezlerinden biri haline gelen uzun süreli araç kullanımı, boyun sağlığını tehdit edebiliyor. Özellikle yoğun trafikteki dur-kalklar, yanlış sürüş pozisyonu ve araç içerisindeki titreşimler, boyun omurgasında zamanla mikrotravmalara neden olabiliyor.
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Burak Orhan Boran, uzun süre direksiyon başında kalan sürücüler için önemli uyarılarda bulundu.
BOYUNU SESSİZCE VURUYOR
Prof. Dr. Boran, uzun süreli ve tekrarlayan mikrotravmaların boyun omurgasını olumsuz etkileyebileceğini belirterek, trafik kazalarında ortaya çıkan “whiplash” yani kamçı yaralanmalarına dikkat çekti.
Trafik kazalarında boynun ani ve sert şekilde ileri-geri hareket etmesiyle oluşan whiplash yaralanmalarında kemiklerde kırık ya da belirgin bir kayma görülmeyebiliyor.
Ancak bu durum yaralanma olmadığı anlamına gelmiyor.
Bağ dokuları ve omurlar arasındaki disklerde hasar meydana gelebiliyor. Bazı hastalarda şikayetler kazanın hemen ardından değil, günler hatta haftalar sonra ortaya çıkabiliyor.
GÜNLER SONRA ORTAYA ÇIKIYOR
Boyun ağrısı, hareket kısıtlılığı ve farklı şikayetlerin kaza sonrasında gecikmeli olarak görülebileceğini belirten Prof. Dr. Boran, özellikle geçmeyen ağrıların ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Uzman isim, bazı hastaların ilaç tedavisi, uygun koşullarda boyunluk kullanımı veya fizik tedaviyle iyileşebildiğini, ancak bazı vakalarda daha ileri tedavilere ihtiyaç duyulabileceğini söyledi.
BÜYÜK KAZA ŞART DEĞİL
Boyun fıtığı açısından yalnızca büyük trafik kazalarının değil, günlük yaşamda tekrarlanan küçük travmaların da önem taşıdığına dikkat çeken Boran, direksiyon başındaki dur-kalk hareketlerinin de boyun omurgasına mekanik yük bindirebildiğini ifade etti.
Araç kullanırken baş ve boyun bölgesi sürekli küçük hızlanma ve yavaşlama hareketlerine maruz kalıyor. Bu hareketlerin uzun süre tekrarlanması ise omurgadaki yapılara yük bindirebiliyor.
4 SAAT SINIRINA DİKKAT!
Uzun süre araç kullananlara ilişkin dikkat çekici bir ayrıntı da paylaşan Prof. Dr. Boran, günde dört saatten fazla araç kullanan kişilerde boyun fıtığı riskinin daha yüksek olduğunu gösteren çalışmalar bulunduğunu söyledi.
Ancak risk yalnızca direksiyon başında geçirilen süreyle sınırlı değil.
Oturma pozisyonu, aracın özellikleri, yol koşulları ve titreşim düzeyi de boyun sağlığı üzerinde etkili olabiliyor.
ARAÇ TİTREŞİMİ DE ETKİLİ
Uzun yol sürücülerinin çoğu zaman göz ardı ettiği faktörlerden biri de araç içindeki titreşimler.
Prof. Dr. Boran, hareket halindeki araçta vücudun sürekli farklı düzeylerde titreşime maruz kaldığını belirterek, titreşimin şiddeti ve maruz kalma süresinin önem taşıdığını söyledi.
Özellikle uzun mesafe araç kullanan ve titreşime daha fazla maruz kalan meslek gruplarında omurga sorunları açısından risk artabiliyor.
DİREKSİYONDA 6 KRİTİK KURAL
Uzmanından sürücülere boyun sağlığını korumak için 6 önemli öneri:
1. Koltuğu doğru ayarlayın: Çok dik veya fazla yatık pozisyondan kaçının. Koltuk sırtlığının yaklaşık 100 derece olması öneriliyor.
2. Kafalığı doğru konumlandırın: Başlığın başın arka bölümünü uygun şekilde desteklemesi, özellikle ani çarpışmalarda boynun kontrolsüz hareketini sınırlamaya yardımcı oluyor.
3. Aynaları doğru ayarlayın: Geniş görüş alanı sağlayacak şekilde ayarlanan aynalar, başın sürekli ve aşırı çevrilmesini önleyebilir.
4. Görme kusurunuzu ihmal etmeyin: Uygun gözlük veya kontakt lens kullanın. Daha iyi görebilmek için baş ve boynu sürekli değiştirmek kaslara gereksiz yük bindirebilir.
5. Araç seçimine dikkat edin: Mümkün olduğunda titreşim düzeyi daha düşük ve şehir içi kullanıma uygun araçlar tercih edin.
6. Uzun yolda mola verin: Yaklaşık iki saatte bir mola verin. Araçtan inip kısa süre yürüyün ve pozisyonunuzu değiştirin.
AĞRIYI SAKIN İHMAL ETMEYİN
Boyun ağrısının her zaman boyun fıtığı anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Boran, ağrının kas spazmından disk problemlerine kadar pek çok nedeni olabileceğini söyledi.
Ancak özellikle trafik kazası sonrasında başlayan boyun ağrısı, kollara yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı varsa mutlaka hekime başvurulması gerekiyor.
Uzmanlar, erken değerlendirmenin sorunun doğru şekilde ortaya konulması ve uygun tedavinin planlanması açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor.
Kaynak: Diyarbakır Söz
Yorumlar