EMEĞİN SESİNE KULAK VERMEK!
"Alın teri kurumadan hakkını veriniz" sözü yalnızca bir öğüt değil, toplumsal vicdanın mihenk taşıdır. Çünkü emeğin olmadığı yerde üretim olmaz; üretimin olmadığı yerde kalkınma yeşermez. Kalkınmanın olmadığı bir yerde ise birlikten, dirlikten ve huzurdan söz etmek kuru bir temenniden öteye geçmez.
***
Kim ne derse desin!.. Diyarbakır'ın Bağlar Belediyesi'nde yaşananlar basit bir maaş anlaşmazlığı değildir. Mesele, bir işçinin evine götürdüğü ekmeğin, çocuğunun okul masrafının, mutfağındaki tencerenin ve yarına dair umudunun meselesidir. Aynı zamanda yönetim anlayışının, idari tercihlerin ve verilen sözlerin de sorgulandığı bir çığlıktır!..
***
Yerel seçimlerin ardından Belediye Eş Başkanlarının önceki yönetime yönelik eleştirileri hâlâ hafızalardaki yerini koruyor. Göreve geldikten sonra işten çıkarmalar yaşandı, ardından yeni personel alımları yapıldı. Kamuoyuna "en yüksek maaş sözleşmesi" olarak sunulan protokollerle övünüldü, fotoğraflar servis edildi. Ancak aradan çok geçmeden "bütçe yetersizliği" gerekçesi dillendirilmeye başlandı.
***
Oysa verilen sözler farklıydı. "Biz maaş almayacağız" denildi. Ardından işçilerin ücretlerinde yüzde 45'e varan kayıplar ve kesintiler gündeme geldi. İlk zamanlar bunun geçici olduğu düşünüldü. Fakat günler haftaları, haftalar ayları, aylar da yılları kovaladı. Bugün ikinci yıl geride kalırken sorun hâlâ çözülmüş değil. Dahası, işçilerin aldığı ücretler, ilk dönemde vaat edilen iyileştirmelerin dahi gerisinde kaldı.
***
Atalar boşuna "Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir" dememiştir. Yüksek enflasyonun vatandaşın omuzlarına her geçen gün daha fazla yük bindirdiği bir dönemde, çalışanların gelirlerinde yaşanan böylesi bir kayıp hafife alınamaz. Konuşulan rakamlar ve yükselen tepkiler, meselenin ne kadar ciddi olduğunu göstermeye yeterlidir.
***
Sezai Karakoç Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen toplantıda yükselen itirazlar, yalnızca bir salonun duvarlarında yankılanan sesler değildir; geçim mücadelesi veren yüzlerce emekçinin ortak feryadıdır. Bir işçinin, "Evimize götürecek ekmeğimiz yok" sözü ise ekonomik tabloların, istatistiklerin ve bütçe hesaplarının anlatamadığı gerçeği tek cümlede özetlemektedir.
***
"Açın hâlinden tok anlamaz" sözü tam da böylesi günler için söylenmiştir. Makam odalarında hazırlanan raporlarla pazar tezgâhlarının gerçeği çoğu zaman aynı değildir. Bu nedenle yönetenler de sendikalar da önce rakamlara değil, insana bakmalıdır.
***
Toplu iş sözleşmeleri yalnızca bütçe kalemlerini denkleştirmek için yapılmaz. Asıl amaç, çalışanı korumak, emeğin hakkını teslim etmek ve çalışma barışını sağlamaktır. Eğer ortaya çıkan tablo çalışanlarda gelecek kaygısı oluşturuyorsa, orada durup yeniden düşünmek gerekir.
***
Daha önemlisi ise emekçinin sesine kulak vermektir. Çünkü işçi ile yönetim birbirinin rakibi değil, aynı kurumun iki temel direğidir. Çalışanını dinlemeyen, derdini anlamayan kurumlar zamanla kendi gerçeklerinden de uzaklaşır.
***
Sendikaların varlık sebebi de tam olarak budur!. Emeğin hakkını savunmak, işçinin sesi olmak ve adaletin yanında durmak. Bu nedenle çalışanların kaygılarını küçümsemek ya da görmezden gelmek çözüm değil, sorunun daha da büyümesine davetiye çıkarmaktır.
***
Haftanın son iş gününde işçilerin bir bölümü yaşananları yargıya taşıdı. İddialara göre, Toplantıda Belediye Eş Başkanları Siraç Çelik ve Leyla Ayaz ile bazı yöneticilerin çalışanlara yönelik tehdit içeren ifadeler kullandığı.. "500 kişilik liste hazırladık, itiraz edenleri işten çıkaracağız" şeklindeki beyanların da dile getirildiği iddialar arasında yer aldığı belirtildi.
Bununla birlikte çalışanlar, haklarını koruma noktasında gerekli mücadeleyi göstermediğini düşündükleri DİSK'e bağlı Genel-İş Sendikası hakkında da suç duyurusunda bulundu.
***
Savcılığa sunulan ortak başvuruda, mağduriyetlerin uzun süredir devam ettiği, çözüm yönünde somut bir adım atılmadığı ifade edilirken; belediye yönetiminin çalışanların mali ve sosyal haklarını teslim etmediği, ayrıca işçilerin toplu işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığı iddialarına da yer verildi.
Böylece aylardır devam eden maaş ve hak tartışmaları hukuki sürece taşınmış oldu. Artık gözler hem yargının vereceği kararda hem de belediye yönetiminin atacağı adımlarda.
***
Dikkat çeken bir başka husus da şudur.. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile birlikte merkez ve ilçelerde toplam 14 belediye DEM Parti yönetimindedir. Ancak işçi ücretlerinde böylesine tartışmalı bir kesintinin yalnızca Bağlar Belediyesi'nde yaşanması kamuoyunda ayrıca sorgulanmaktadır.
***
Eleştirilerin odağındaki bir diğer konu ise DEM Parti milletvekillerinin konuya karşı sergilediği sessizliktir. İşçilerin de ifade ettiği gibi, ülkenin farklı bölgelerinde emekçilerin haklarını savunmak için güçlü açıklamalar yapan seçilmişlerin, iki yıldır maaş kaybı yaşadığını dile getiren Bağlar Belediyesi işçilerine karşı aynı duyarlılığı göstermemesi tepki çekmektedir.
***
Hasılıkelam... Bağlar Belediyesi'nde yaşananlar, yalnızca bir maaş meselesi değildir. Bu tablo, Türkiye'nin dört bir yanında hissedilen ekonomik sıkıntıların yereldeki yansımasıdır. İnsanlar artık daha fazla kazanmanın değil, mevcut hayatlarını sürdürebilmenin mücadelesini vermektedir.
Bu nedenle meseleye yalnızca bütçe cetvellerinden bakmak eksik kalacaktır.
***
Alın teri, hiçbir muhasebe hesabının dipnotuna sığmayacak kadar değerlidir. Bugün yapılması gereken; önyargıları bir kenara bırakmak, ortak akılda buluşmak ve adil bir çözüm üretmektir. Aksi hâlde kaybeden yalnızca işçiler olmayacak, kurumun itibarı ve toplumsal güven de zarar görecektir.
Unutulmamalıdır ki işçinin yüzünün güldüğü yerde bereket vardır. Emeğin değer gördüğü yerde adalet büyür. Adaletin kök saldığı yerde ise toplum nefes alır.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Emeğin değersizleştirildiği yerde adaletten, adaletin olmadığı yerde huzurdan söz edilemez.
Yorumlar