KUKLA ÜZERİNDEN, “RACON KESMEK!!!”

Görünen o ki altılı masa Cumhurbaşkanlığı noktasında, “kukla adayda” hemfikir.. Ki sahadaki veriler, onların beyanları, kulis aktarımları bunu gösteriyor.. Zaten; zorunlu da kılıyor.. Çünkü çoklu aday peşinen “yarışa havlu atmak demektir” onlar için..! O da, nasıl oluyorsa!.

***

Dahası, masadaki “güvensizliği pik eder” diyorlar..? Peki, karar kılınan isim var mı “kim kukla aday olacak” noktasında?!.. İstişareler bugün itibariyle başladı, deklare edilişi de gelecek ay!.. Tabi masada her ne kadar tam bir mutabakat yok ise de, “her muameleye evet diyenler kuyruğu girmiş vaziyette varlar..”

***

O kişilerin başında da, “Kemal Kılıçdaroğlu” geldiğini biliyoruz.. Peki, ne zamana kadar “kukla vasfını üstlenecek, ya da kuklayı oynatanlar gerçek hedeflerini ne zaman sergileyecekler?!.” İşte “zurnanın zırt” dediği nokta da, burası!.. Yanıt ise, halk deyimiyle “köprüyü geçene kadar..” Eee, masanın kuruluş amacı da “bu iktidar gitsin, gerisi ne olursa olsun” değil mi?…

***

Demem o ki; köprüyü geçti, seçimi kazandı, o koltuğa oturdu!..Ve kendisine yetki tevdi edildi; o kuklaya!.. Sanırsınız ki; “bir kaç ay sonra oturduğu koltuğu bırakır mı o kukla…?” Vaki değil.. Ki tarihte örnekleri çok o kukla, “güç bende” deyip, meydan okumaya başladığına dair!.. Nara atıp, “racon kesmeler?”..

***

Ya Kemal beyin içindeki “milli şef ruhu” dirilirse.. Bunun garantisi var mı yok?.. Hiç kuşkusuz ki, bu sonucun tersi de düşünülemez!… Özal’ın “Akbulut’u”, Ecevit’in “Sezer’i” ve tabi ki, Erdoğan’ın “Davutoğlu’su”.. Hepsi, “ete kemiğe büründükten sonra” kendilerine has, “racon kesmeye” başladı!..

***

Ve her hamle ve tavır, Türkiye için “vahim ve telafisi zor bedeller ödettirdi!..” Tarih sayfası, “iki yüzlü siyasetin, enkazlarıyla dolu!..” Ne hazindir ki; kukla aday senaryosu da, geçmişin sahnelenmesidir..  Aktörlerin isimleri değişikse de; filmin konusu aynı..  O gün belki tek idi, bugün “kuyruğa giren çok?”

***

 

Bir de, temsiliyette “adalet, hukuk, nizamdan” dem vurma hali var ki, o da ayrı bir “suç örgütlüğü?”.. Kuklayı, yönetenler.. Ahaliden yüzde 50 artı 1 oy alacak; o kukla aday!..  Ancak o hiç bir şekilde, yasada hukukta yeri olmayan “noter onayı” dahi bulunmayan bir kayıt parçasından ibaret protokole riayet edecek!..

***

Özü itibariyle!.. “Kukla aday” görünen o ki, hem aday için hem de, altılı masanın üyeleri için; “kendilerine özgü” köprüyü geçene kadar bir sonuç alabilme, tezgahıdır!.. Ve bu tezgahın neticesinde en büyük mağduriyeti yaşayan “iktidarı kaybedenden daha çok, ülke ahalisi olacaktır?!..”

***

BAŞÖRTÜ MEVZUSU..

Meclis gündeminde!.. Ama hala, CHP’liler tavırlı.. Ki birlikte yürüdükleri de aynı fikirde.. “Temel haklar Anayasa Konusu” değilmiş.. İyi de, neyin konusu ve nerede olacak?.. Yoksa; “kukla aday” misali, altılının onaysız, notersiz, yasasız protokolü gibi olsun.. Ya da; restoran menüsünde mi kalsın..

Ne mecliste varız, ne komisyonda ne de onayda!.. Eee helal diyelim, bravo diyelim?. İşte, “samimiyet, işte şeffaflık, işte dürüstlük…” işte temel haklar noktasında, özgür ve hür irade!..”Yazdır kızım başörtü serbestiyeti tüm kamuya ait restorantların menüsünde yer alsın..

***

Nasıl bir tutarsızlık anlamak zor bunları!?. Yahu, Başörtüsüne serbestiyet isteme noktasında kanun teklifi veren siz idiniz!.. İktidar da, “temel bir hak” deyip gelin o zaman “Anayasa’da” yer alsın, dedi.. Baba yasa demedi ki; niye yan çiziyorsunuz!..

***

Nasıl bir güvensizlik, nasıl bir pot kırma, nasıl bir u dönüşü bu!.. Tabi beraberindekiler de, “değişim” içerisinde.. Siyasi davalarıyla, icra ettikleri politika arasındaki tezatlık; “sistem böyle işliyor” cinsinde; iki yüzlü!..

***

REGAİP KANDİLİ

Bu akşam, “Regaip Kandili..” Dühulu ile müşerref olduğumuz mübarek üç ayların müjdeleyicisidir; Regaip Kandili.. Manevi bir iklime sahiptir; Receb, Şaban ve Ramazan ayı.. Bu aylar; hem gafletten silkinme ve uyanma, arınma, hem de manevi bir tedavi ve tamir mevsimine dahil olmada bir fırsattır.. Rahmani bir şanstır..

***

Evvelindeki dokuz ay boyunca değişik sebeplerle maneviyatta gerilemiş… Hele ki günahlar ağır basmış, gafleti koyulaşmış olan insanlar için bir nimettir!!.. Kendilerine yeniden bir çekidüzen vermek, dünya işlerinden çok daha mühim işler olduğunu idrak edip, hatırlamak!… Ve de, günahlarından arındıran, manevi feyizli bir  uyanış mevsimi olduğuna iman etmektir bu üç aylar…

***

Çünkü, öylesine dehşetli, öylesine vahşi bir bir çağda yaşıyoruz ki, insanların dini hassasiyetleri azalmış, menfaat kaygısı ve dünyevileşme hırsı dinî değerlerin üstüne çıkmıştır… İşte bu hakikat karşısında, bizlerin her an günah lekeleriyle kirlenen dudakları duaya, gönülleri dergâha yöneltmemiz gerekir.. Bu günler de büyük bir fırsattır.  Regaip Kandiliniz mübarek olsun…

***

GÜNÜN SÖZÜ

Doyasıya yaşamak, yılların ve zamanın çokluğuyla değil, ruhunuzdaki coşku, sevgi ve muhabbettir!…