MARDİN KAPI MEZARLIĞI’NDA SADECE DEMİRLER ÇALINMIYOR…
Resme, pür dikkat kesilerek, bakmanızı istiyorum!?. Resmin verdiği görüntü, herhangi bir metruk yapıya ait değil.. Vicdani noktada şamar gibi yüze inen görüntü, Diyarbakır’ın yüzlerce yıllık hafızasını taşıyan Mardin Kapı Asri Mezarlığı’ndan… Ve artık inkâr edilemeyecek kadar çıplak bir gerçek ortada duruyor; “mezarlar bile korunamıyor!.?”

***
Vakıanın muhtevası salt bir kaç demir, korkuluk, kapının birileri tarafından çalınması değil!.. Mesele toplumun manevi değerlerinin göz göre göre aşınması, yönetimsel olarak otorite zayıflığıyla birlikte keyfiyet. Denetimsiz.. Ve ürkütücü olanın, uyuşturucu bataklığının şehir merkezlerine, mezarlıklara kadar yayılıyor olması!…
***
Baksanıza.. 16’ncı yüzyıldan bugüne ulaşan tarihi mezarlıkta aile kabristanlarının demir kapıları, korkulukları, kilitleri tek tek sökülmüş. Hem de gizlenmeden… Metal kesme makineleriyle… Mezar taşları parçalanarak… Duvarlar yıkılarak… Büyük bir tahribat ve yıkım!..
***
İnsan gerçekten sormadan edemiyor.. Bir şehirde ölülerin emanet edildiği mezarlar bile korunamıyorsa, o şehirde geriye hangi değer korunabilir? Mezarlık dediğimiz yer, yalnızca toprağın altındakilerin değil, toprağın üstünde yaşayanların da vicdanıdır. Rahmettir… Saygıdır… Hafızadır… Medeniyet ölçüsüdür…
***
Peki mevcut görüntüde vaki mi, değil.. Yaşanan tablo tam anlamıyla bir toplumsal çürümeyi haykıran resmi ihtiva ediyor.. Haber içeriğine bakıldığında, sökülen demirler 300-400 TL gibi trajikomik rakamlara hurdacılara satılıyor. Birkaç günlük uyuşturucu parası mı, başka bir ihtiyaca binaen mi bilmiyorum.. Ama her ne ise vicdansızlıktır!.. Manevi bir çöküştür!..
***
İnsanların annelerinin, babalarının, evlatlarının mezarları parçalanıyor. Şunu ifade edebilirim ki, bugüne özgü değil, ortada yıllardır büyüyen bir başıboşluk var…Neden diyerek, sormak istiyorum.. Tarihi mezarlıkta, neden hâlâ etkin kamera sistemi yok? Neden gece devriyeleri yok? Neden uyuşturucu kullanımına ilişkin iddialar ciddiyetle ele alınmıyor?
***
Ve neden tarihi ve manevi değeri olan bu alan kaderine terk edilmiş şekilde, terk-i diyar görünüyor?.. Pek tabi ki, bütün bunlar yaşanırken ilgili kurumlar, yerel yönetimler ve ahali olarak bizler, neyi bekliyoruz? Bugün mezar korkuluklarını söken anlayış, yarın çok daha büyük suçların faili olduğunda mı “sorun var” diye söylenip, duracağız!?.
***
Dedim ya mesele artık basit bir asayiş olayı değildir. Bu açık ve net bir şekilde, güvenlik zafiyetinin, sosyal çöküşün ve uyuşturucu tehdidinin şehir hayatını nasıl da, kuşattığının en sert, musibetidir. Yerel gazetemize konuşan Avukat Cihat Gökçe’nin suç duyurusunda bulunacağına dair beyanındaki içler acısı ifadesi bile aslında yaşananları anlatmaya yetmiyor.
***
Suç duyurusu önemlidir. Mala zarar verme, kişinin hatırasına hakaret”, uyuşturucu kullanımı ve “uyuşturucu ticareti suçlamalarıyla yürütülecek hukuki süreç sonuna kadar takip edilmelidir. Lakin, mevzu birkaç kişinin yakalanmasıyla kapanacak kadar küçük değildir.
***
Bir kentin hafızası, geçmişi ve manevi dokusu parçalanıyor. Ve tüm bunlar vuku bulurken, ilgili ve yetkili kurumların, zafiyet içerisinde, olup-bitene bakmasıdır.. Kamusal alanlar sahipsiz!.? Onun için yetkililer somut adım atmak zorundadır diyerek, yazıyı noktalamak istiyorum..
***
Öncelikle, kalıcı güvenlik kameraları takılmalı.. Kesintisiz gece devriyeleri organize edilmeli.. Aydınlatma sistemleri gözden geçirilmeli… Uyuşturucuya karşı gerçek ve görünür mücadele edilmeli .? Ve tüm bunları ikmale getirecek, manevi hafızayı koruyacak ciddi bir irade kendini ikmal etmeli!…
***
Atılan ve attığımız çığlık, sadece çalınan demir parçaları nam-ı hesabına değildir. Avaz ve kalemden dökülen çığlıktaki meram, bir kentin, ahalisiyle birlikte ölüsüne bile sahip çıkamayacak noktaya sürüklenme ve gelmesidir!… Nokta..
***
GÜNÜN SÖZÜ
Dirine merhamet etmiyorsan, bari ölenin kabrine saygı duy!.

Yorumlar