MECLİS’TE YENİ YASAMA YILI…
(Kürsüden çok, salondaki fotoğrafa baktım)
Dün TBMM’nin yeni yasama yılı açılışını izledim. Not aldım. Ama bu kez gözüm daha çok kürsüde değil, salondaydı.
Kim ayağa kalktı? Kim oturdu? Kim alkışladı? Kim salonu terk etti? Ve en önemlisi… Sert sözlerin ardından kim kimin elini sıktı?
Çünkü Meclis’te bazen bir alkış, uzun bir konuşmadan daha fazla şey anlatır.
Bazen ayağa kalkmamak bir siyasi mesajdır. Bazen salonu terk etmek… Bazen de hiç beklemediğiniz anda uzatılan bir el, verilen bir gül…
Dünkü açılışta bunların hepsi vardı.
***
İLK FOTOĞRAF: AYAĞA KALKANLAR, KALKMAYANLAR…
Cumhurbaşkanı Erdoğan Genel Kurul Salonu’na girdiğinde AK Parti, DEM Parti, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi milletvekilleri ayağa kalktı.
Yeni Parti milletvekilleri ise ayağa kalkmadı. Erdoğan’ın kürsüye gelmesiyle birlikte salondan ayrıldılar. Elbette bu da bir siyasi tavır. Katılırsınız, katılmazsınız. Eleştirirsiniz, tepki gösterirsiniz.
Bunların tamamı siyasetin içinde var. Fakat Meclis’in asıl özelliği de zaten burada. Aynı çatı altında birbirinden farklı düşüncelerin bulunması.
Asıl mesele, farklılığın ortak zemini tamamen ortadan kaldırmaması.
***
KURTULMUŞ’UN CÜMLESİ NOT DEFTERİME GİRDİ
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un konuşmasında dikkatimi çeken çok sayıda başlık vardı. Ama bir cümleyi özellikle not ettim.
“Milletin mukadderatına dair kararları birlikte alabilmek siyasi olgunluk ister.”
Aslında dünkü açılışın özeti biraz da buydu. Terörsüz Türkiye… Yeni anayasa… Ekonomi… Siyasi reformlar… Dış politika… Filistin… Başlıklar ağır.
Meclis’in yükü de ağır.
Kurtulmuş’un “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin mesajları da bu nedenle önemliydi.
Meclis’in süreci millet adına takip edeceğini söyledi. Ayrılıkçı ve ayrımcı söylemlerden uzak durulması gerektiğini vurguladı.
Bir başka cümlesi ise siyasetin dili açısından dikkat çekiciydi: “Tahriklere kapılmayacağız.”
Bazen siyasette ne söylediğiniz kadar, nasıl söylediğiniz de önemlidir.
***
YENİ ANAYASA DOSYASI YİNE MASADA
Yeni anayasa… Siyasetin yıllardır kapanmayan dosyası. Kurtulmuş, çağdaş, demokratik, sivil ve katılımcı bir anayasa çağrısını yineledi.
İlk dört madde üzerinden gereksiz tartışmalar üretilmemesi gerektiğini de söyledi.
Mesaj açıktı: Tartışmayı büyütmek yerine ortaklaşılabilecek alanlara bakmak.
Şimdi sıra siyasette.
Çünkü anayasa, yalnızca iktidarın değil, Meclis’teki bütün siyasi yapıların meselesi.
***
“KİME KADAR GİDİYORSA…”
Kurtulmuş’un ekonomi ve şeffaflık vurgusu da dikkat çekiciydi. Usulsüzlük ve haksız kazanç iddialarının araştırılması gerektiğini söyledi.
Sorumluluğu tespit edilenlerin hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini belirtti.
Ve şu cümleyi kurdu: “Kime kadar gidiyorsa mutlaka hesap sorulmalıdır.”
Bu sözün siyasi tarafı bir yana… Vatandaş açısından karşılığı oldukça basit: Adalet duygusu. Güven. Şeffaflık.
***
SONRA ERDOĞAN KÜRSÜYE ÇIKTI
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında Meclis’in tarihsel misyonu öne çıktı. “Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisidir.”
15 Temmuz gecesine gönderme yaptı. Meclis’in bombaların altında çalışmasını hatırlattı.
Sonra siyasetin üslubuna geldi. Meclis’in itibarının korunması gerektiğini söyledi. Burada Kurtulmuş’un mesajlarıyla Erdoğan’ın sözleri aynı noktada buluştu.
Meclis’in itibarı. Siyasi nezaket.
Muhalefet edilecek. Eleştiri yapılacak. İktidar sorgulanacak. Ama ortak zemin tamamen kaybedilmeyecek.
***
“CEPHE SİYASETİ” MESAJI
Erdoğan’ın konuşmasındaki bir başka dikkat çekici başlık “cephe siyaseti” oldu.
“Salt iktidar karşıtlığı” üzerinden yürütülen siyasetin geride bırakılması gerektiğini savundu.
Bunun yerine “mutabakat içinde rekabet” anlayışını öne çıkardı.
Burada asıl soru şu:
Türkiye’nin ağır meseleleri karşısında siyaset yalnızca karşıtlık üzerinden mi yürüyecek?
Yoksa farklılıklar korunurken bazı başlıklarda ortak zemin bulunabilecek mi?
Bence önümüzdeki dönemin asıl siyasi tartışmalarından biri bu olacak.
***
TERÖRSÜZ TÜRKİYE: SÖZDEN SONRA NE OLACAK?
“Terörsüz Türkiye” başlığı Erdoğan’ın konuşmasında da geniş yer buldu. Terörün sona ermesi ve silahların bırakılması üzerinden yeni bir dönemin kapısının aralandığı mesajını verdi.
TBMM’de 467 oyla sağlanan mutabakata dikkat çekti. Sürece katkı veren siyasi parti gruplarına teşekkür etti.
Buradan sonrası daha önemli.
Çünkü siyasi söylemden sonra atılacak adımlar var. Ve o adımların adreslerinden biri de Meclis olacak.
***
ANAYASA İÇİN YENİ BİR SINAV
Erdoğan, yeni anayasa konusunda da mesajını açık verdi. “Yeni anayasa bahsi, Türk siyasetinin önünde bir imtihan kağıdı olarak halen duruyor.”
Bu cümle, önümüzdeki yasama döneminin önemli başlıklarından birini özetliyor. Yeni ve sivil anayasa çağrısı yeniden yapıldı.
İlk dört madde konusundaki mevcut tutumun değişmediği de ifade edildi.
Dosya masada. Asıl mesele ise bu dosyanın Meclis’te nasıl ele alınacağı.
***
VE BENİM İÇİN GÜNÜN EN ÖNEMLİ FOTOĞRAFI…
Konuşmalar bitti. Asıl fotoğraf bundan sonra ortaya çıktı.
Erdoğan, farklı siyasi partilerin temsilcileriyle tokalaştı.
DEM Parti… CHP… İYİ Parti… Saadet Partisi ve Yeni Yol… Farklı siyasi çizgiler. Farklı söylemler.
Aynı Meclis.
Sonra MHP sıraları… Devlet Bahçeli, Erdoğan’a kırmızı ve beyaz gül verdi.
AK Parti sıralarından alkış yükseldi.
İşte Meclis biraz da budur.
Kürsüde sert sözler… Salonda farklı tavırlar… Koridorlarda farklı hesaplar…
Ama günün sonunda aynı çatı altında uzatılan bir el. Bir gül. Bir tokalaşma.
Dün Meclis’i izlerken aklımda en çok bu fotoğraf kaldı.
Siyaset sert olabilir. Mücadele keskinleşebilir. Fikirler birbirinden çok farklı olabilir.
Ama aynı ülkenin Meclisi’nde oturuyorsanız, bir yerde ortak bir zemin bulmanız gerekir.
***
ŞİMDİ MİKROFONLAR KAPANDI
Yeni yasama yılı başladı. Kürsülerden önemli mesajlar verildi.
Terörsüz Türkiye… Yeni anayasa… Ekonomi… Demokrasi… Meclis’in itibarı… Siyasi nezaket…
Hepsi konuşuldu.
Şimdi mikrofonlar kapandı.
Sözler tutanaklarda kaldı.
Asıl hikâye bundan sonra başlayacak.
Vatandaş yalnızca ne söylendiğine değil,ne yapıldığına bakacak.
Siyasetçiler yine yarışacak.
Bu, demokrasinin gereği. Ama bu yarışın ülkeyi nereye taşıyacağı, kullanılan dilden çok atılacak adımlarla belli olacak.
Dün Meclis’te verilen mesajlarda ortak zemin arayışının izleri vardı.
Şimdi sıra o mesajların karşılığını görmekte.
Çünkü siyasette asıl sınav, kürsüde değil; sözden sonra başlar.
***
GÜNÜN SÖZÜ
Meclis’te söz çoktur. Asıl mesele, o sözlerin memlekete ne bıraktığıdır.
Yazarın Önceki Yazıları


Yorumlar