NE ÇABUK DEĞİŞTİK?..
Siyasette hafıza, en çabuk kaybedilen şeydir. Ama toplumun hafızası öyle değildir. Hele Diyarbakır gibi, yaşadığı her kırılmayı, her sözü ve her tercihi zihnine kazıyan bir şehir söz konusuysa...
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Diyarbakır ziyareti, sıradan bir il gezisi değildi. Verdiği mesajlar, seçtiği mekânlar, kullandığı dil ve ziyaret ettiği noktalar, yalnızca bugünü değil, CHP'nin gelecekteki siyasi rotasını da işaret eden semboller taşıyordu.

Dört Ayaklı Minare önünde yaptığı açıklamalar, Selahattin Demirtaş'a gönderdiği selam, yol sormaya geldik ifadeleri ve DEM Parti ile kurduğu yakın siyasi dil, artık CHP'nin yeni bir eksen arayışında olduğunun açık göstergeleri olarak yorumlandı.
***
Ancak Diyarbakır'da dikkat çeken tek görüntü bunlar değildi.
Dağkapı Meydanı'nda, Şeyh Said'i anma etkinliği sırasında Özgür Özel'e yönelen protestolar da en az verilen mesajlar kadar anlamlıydı.
Bir başka dikkat çekici gelişme ise kentin farklı noktalarında ortaya çıkan pankartlardı. Bu resme dikkat edin. Özgür Özel'in Diyarbakır'da bulunduğu sırada, şehrin çeşitli noktalarına Kemal Kılıçdaroğlu'nun fotoğrafının yer aldığı pankartlar asıldı.
Pankartların kimler tarafından asıldığı bilinmezken, üzerinde "Arınacağız, ahlaki değerlere geri döneceğiz" ifadeleri yer aldı. Bu pankartlar, ziyaretin gölgesinde yaşanan siyasi tartışmaları daha da görünür hâle getirirken, farklı yorumlara da neden oldu.
***

İşte tam burada insanın aklına tek bir soru geliyor:
Ne çabuk değiştik?
Daha birkaç yıl önce Diyarbakır, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu'na Türkiye siyasi tarihinin belki de bir daha tekrarlanması zor desteklerinden birini vermişti.
Yüzde 80'leri, hatta bazı sandıklarda yüzde 90'lara yaklaşan oy oranları...
Bu destek, CHP'nin kendi sosyolojisinin ürünü değildi. Bu tablo büyük ölçüde DEM Parti seçmeninin stratejik tercihiyle oluşmuştu.
O gün demokrasi ittifakı denilen birliktelik bugün neden bambaşka bir noktaya evrildi?
***
Daha düne kadar destek verilen lider bugün hain ilan ediliyor.
Kemal Kılıçdaroğlu, CHP içindeki bölünmenin hedefindeki isim hâline gelirken, Özgür Özel adeta bu ayrışmanın siyasi liderliğini üstlenmiş…
Dahası, Selahattin Demirtaş'ın son dönemde verdiği mesajlarda tercih ettiği isim de artık Kılıçdaroğlu değil, Özgür Özel.
Kılıçdaroğlu'nun Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılmasına verdiği evet oyundan pişman olmadığını söylemesinin ardından gelen sert açıklamalar, eski ortaklığın tamamen sona erdiğini gösterdi.
***
Bugün gelinen noktada CHP'nin Kürt siyasetiyle kurduğu ilişkinin merkezinde artık Kılıçdaroğlu değil, Özgür Özel bulunuyor.
Fakat Diyarbakır'daki protestolar gösteriyor ki, siyasette kurulan her yakınlık toplumda aynı karşılığı bulmuyor.
Bir yanda DEM Parti ile kurulan sıcak temaslar...
Diğer yanda aynı şehirde yükselen itirazlar...
Bu tablo, CHP'nin önündeki en büyük sınavın yalnızca yeni bir siyasi dil kurmak değil, bu dili sahada kabul ettirebilmek olduğunu gösteriyor.
***
Önümüzde kritik bir dönem var.
AK Parti ile MHP'nin üzerinde çalıştığı Terörsüz Türkiye sürecine dair yeni yasal düzenlemeler Meclis gündemine geldikçe, herkesin gerçek pozisyonu daha net ortaya çıkacak.
Sembolik ziyaretlerin yerini somut tercihler alacak.
Verilen selamların yerini verilen oylar dolduracak.
İşte o zaman sadece Özgür Özel'in değil, CHP'nin de hangi yolu seçtiği bütün açıklığıyla görülecek.
***
Siyaset bazen meydanlarda söylenen sözlerle değil, toplumun hafızasında bıraktığı izlerle yazılır.
Ve Diyarbakır'ın hafızası güçlüdür.
Belki de bugün sorulması gereken en önemli soru hâlâ aynıdır:
Dün alkışlayanlar bugün neden protesto ediyor?
Ve daha önemlisi...
Gerçekten değişen siyaset mi, yoksa siyasetin üzerine kurulduğu ittifaklar mı?
***
GÜNÜN SÖZÜ
Hafızasını kaybeden toplumlar, aynı senaryonun farklı oyuncularla tekrar sahnelendiğini alkışlar
Yorumlar