SİLAH VE ŞİDDET, “ZİHİNDEN DE SİLİNSİN?”

Abdullah Öcalan’ın, bir önceki 27 Şubat 2025’teki “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı"nın, sene-i devriyesinde yeni mesajına vakıf olduk. Mesajı, Pervin Buldan kamuoyuna deklare etti. Mesaj geçen yılın analizini içerirken, sürece yeni bir rota önerisi içerdiğini söylemek mümkün.. Bu da ikinci aşamaya geçiş anlamını taşıyor.. Silahlı mücadelenin sona ermesinden demokratik siyasetin inşasına geçiş!..

***

Bir yıl arayla iki mesajın, kodlarını günün gelişmeleri ışığında okursak!.. Her ne kadar Öcalan’ın üslubu zaman katmanlı ve çok eksenli yorum gerektirir yapıda olsa da.. Sürecin senesinin özeti ve başarı grafiğini analiz ettiğimizde, şöyle bir değerlendirme kendini öncü kılmaktadır… Şöyle ki, direk maddeleri sıralıyor..

***

BİR.. Öncelikle şunu ifade edelim.. 2025’teki çağrının anlamı şuydu. Demokratik siyasetin hayata geçtiği bir evrede, silahlı mücadele anlamsızlaşır. Bu beyan, PKK’nın tek taraflı kendi iradesiyle negatif eylemsel yapısını, terk ettiğini “silahları ateşe” vererek, görsel olarak açıkladı.. Örgüt fiilen, resmen ve zihnen “silahlı yapılanmadan” arınarak, feshiyle silahı bıraktığı duyurusu yapıldı.

***

İKİ.. Sürecin ruhuna paralel atılan, Öcalan çağrısıyla ikmale gelen bu adım, şiddet ve ayrışma eylemselliğinden tamamen ruhen ve zihnen arınarak, demokratik siyaset ile entegrasyona geçişi içselleşmek, bu yolda çözüme ivme kazandırmak!!.. Bunun kanıtını da, zihnen, fikren ve fiziken tüm içtimai yapıyla, cumhuriyetle barışmakla, kamil olabilir, idrakine varılması!..

***

ÜÇ… 40 yıl denilse de, mazisi bir asra dayanan, 60 bine yakın “insanın” hayatına mal olan, trilyonlarca dolarlık maddi kayıp oluşturan çatışmalı süreci, demokratik siyaset zeminine taşıyan, iradenin.. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iradesi, MHP Lideri Bahçeli’nin ezber bozucu çağrısı, Özgür Özel dahil diğer partilerin, sivil aktörlerin çabaları da, yok sayılamaz!..

 ***

Öcalan’ın son mesajının temel kavramlarına, çizilmek istenilen tarihsel çerçeveye bakarsak!..  Mesajda altı çizili vurgu vatandaşlık tanımının hal-i hazırda, kucaklayıcı olmadığının deklare edilmesi!.. Bunu da aşmanın, “Demokratik Cumhuriyet’in yeniden canlandırılmasıyla, mümkün olabileceğine işaret etmesi. Ki bugün değil, yıllardır söylenip duruluyor?…

***

BİR.. “Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz!..” Öcalan’ın bu söylemindeki çözümsel formülde vurgulanmak istenilen, bin yıl diye ifade edilen tarihsel kardeşlik diyalektiğinin tartışılmaz olduğu!!!.. Cumhuriyetin kuruluş metinlerindeki “Türk-Kürt” birliğinin, canlandırılarak sonuca gidilmesi.. Birlik ve dirlik ruhunu, yeniden inşa etmek kimliklerin statüsü ve tanımı!!.

***

İKİ.. İnşa edilecek bu ruh, kandan beslenen iç ve dış entegrasyon mekanizmasını kırmak!.. İnkarı, asimilasyonu ve isyanı, kalıcı kılmamak, “kardeş kanını” döktüren, fikirlere ve zihinlere, son vermek!.. Bunu ikmale getirecek olan da, çok yönlü kardeşlik hukukunun kalıcı bir şekilde, ikmale getirilmesiyle, sağlanabileceği gerçeğinin ifade edilmesi

***

ÜÇ.. Sürecin tüm tarafları ve de muhatapları, sorunun tarihselliğini ve risklerini, görerek gereğini yapmalı!.. Kısa vadeli, dar siyasi çıkarları, önceleyen, her meseleden siyaset devşiren anlayışın, pranga riskinin olmaması!!.. Geçmişteki süreçlerden çıkarılan derslerin ışığında, rota herkes için, aynı hedefi, ikmal etmeli.. “Etle-Tırnak” misali; biz kardeşiz!

***

Çağrının, negatiften pozitif aşamaya geçişine dair, inşaa vurgusunu, açarsak.. Artık şiddete dayalı siyaset dönemi bir daha açılmamak üzere kapatılması gerektiği güvencesinin, temini!. Demokratik toplum, uzlaşı, entegrasyon ve hukuk temelli yeni bir stratejiyle çıkılan yolda, yürümek!. Her kesim imkân yaratma ve sorumluluk almadan imtina edici değil, güven tesis edici olmalı..  Zaman katmanı olarak; yürünmeli!

***

BİR.. Pozitif inşada amaç kurum, yapı ele geçirmek değil, olmamalı, olmaz da!.. Tamamen toplumun her bireyinin toplumsal inşada rol almasının önü açılacak. Ezilen kesimler, etnik, dinsel, kültürel gruplar örgütlü demokratik mücadeleyle haklarını koruyabilir ve devam edebilirler. Ancak, devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması kritiği de unutulmamalı!

***

İKİ… Demokratik entegrasyon, Cumhuriyet'in başlangıcı kadar önemli söylemi, tartışma yaratacak gibi! Ayrıştırma veya asimilasyon alternatifine karşı barış yasaları ve kapsamlı mimari bazlı, siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel hukukun işlerlik kazanmasıyla bir çok gedik aşılabilir!.. Çözüm demokratik siyaset çerçeveli hukukun, vücut bulması!.

***

ÜÇ.. Vatandaşlık "millete aidiyet" değil, devletle bağ esaslı kurulmalı. Din, dil, milliyet empoze edilmemeli, özgür yurttaşlık temel alınmalı. Demokratik anayasal vatandaşlık, kimliksel, dinsel, ideolojik ifade ve örgütlenme hakkını içermeli. İkazı ise, hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi esas almadan ayakta kalamayacak gerçeğinin, idrak edilmesi!.

***

DÖRT.. Öcalan mesajında Kadınlara özel statü tanıyarak, Kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücü!.. Ataerkil baskı, şiddet ve cinayetler tarihsel köleleştirmenin izdüşümünü ortadan kaldıranlar olarak, lanse edicilik!.Dönemin dili buyurgan, otoriter olamaz, doğru ifade, dinleme ve karşılıklı doğruları paylaşma esas olmalıdır.

BEŞ.. Ortak akıl ve saygı gerekliliğine dair altı çizili çağrı, Türkiye'yle sınırlı değil, Ortadoğu'da bir arada yaşama sorununa çözüm vurgusuna da dikkat çekiyor.. Gadre uğramışların haklarının da savunulması gerektiği, ifade ediliyor.. Mesaj bir öncekine göre, detaylı ve yol çizici görüldüğü gibi, uzun soluklu tartışmaları da alevlendirecek!

***

ALTI.. Sürecin en kritik noktası, Suriye.. Henüz, YPG/SDG doğrudan etkilenmedi. ABD'nin askeri desteği sürüyor, bölgesel gerilimler, İsrail müdahaleleri vb. entegrasyonu zorlaştırıyor. Türkiye süreci MİT/TSK üzerinden kendi mekanizmalarıyla yönetiyor; üçüncü taraflara bağımlı kalmama iradesi üstün.. Ki burda, Suriye’nin dışında Irak ve tabi ki, İran da bulunuyor..

***

Nihai durumu özetlersek.. Silahlar sustu, şimdi “Terörsüz Türkiye” sürecinin demokratik hukuk, barış yasaları ve ortak akılla pozitif inşaya geçme zamanı.. Kısa vadede yapılması gereken ne olur dersek, örgütü siyasi zemine çekme adına, şarta bağlı eve dönüş ve topluma kazandırma, kişinin durumuna, silah ve eylemselliği açısından, kategoriler oluşturularak, hukuki işlem devreye sokulacak?.. Bu yönde söz Meclis’te.. Komisyonun sunduğu raporda yol haritası var..

***

Ve siyasi kanallar açılmalı.. Hal-i hazırda cezaevinde bulunan hasta, engelli, yaşlı hükümlülerin infaz şartlarının gözden geçirilmesi.. En çok da dile getirilen kayyım uygulaması, yeniden düzenlenmeli! Başarı, tüm tarafların devlet, siyaset, toplum sorumluluk almasına ve Suriye boyutunun da diyalogla ele alınmasına bağlı.

***

GÜNÜN SÖZÜ..

Demokratikleşmenin ruhunu inşa edecek olan; temelindeki hakikatlerin oranıdır!…

HAYIRLI CUMALAR...


Yorumlar

Yorum Yap