ZIPLAYA, ZIPLAYA İLERLİYORUZ!..
Kar, don buzlanma şehir yaşamını felç etti.. “Günlük hayat içerisinde, kabus gibi günler geçirdik..” Şimdi, kar ve yağmurun, üst üste binmesiyle altyapıdaki makyaj da akmaya başladı.. Hele ki, asfaltta gerçek yüz, ortaya çıktı ki, dört bir taraf köstebek yuvası!.. Her yer, hendek ve çukur!..
***
Kar’la mücadelede sınıfta kalanlar sorumluluk alanındaki trafiğin yoğun olduğu yolların çukur haliyle de, çaktılar!.. Yaptık, ettik, yeniledik, onardık, bakımı yapıldı, denilen yollar son bir hafta içerisinde, yağan yağmurla yok öyle, biz buyuz diye, bağırıyor!?.
***
Şehir içi geçit vermez.. Şehirler arası yollar ise, hendek geçme gibi.. Daha önce de dile getirmiştim, Siverek-Elazığ çevre yolu, resmen köstebek yuvasından beter bir halde.. Yani araçlar, zıplaya zıplaya ilerliyor, ahali de şehir içinde çamura bata çıka yürüyor!.. Çukurlardaki suyun, sıçraması da ekstra!..
***
Önceki gün, Sanayi Sitesinde turlayıp, hasb-i halde bulundum.. Ne göreyim?.. Panayır misali.. Sanayi Esnafı bayram gibi bir mesai trafiği içerisinde bulunuyor.. Çukur festivaline dönen asfalt maskesi hızla akan yolların mağdurları kuyruğa girmiş vaziyette, tamir sırasını bekliyor..
***
Patlayan lastikler, amartisörler, rotiller, ön takımlar, kopan, ikiye bölünen egzozlar, balanslar!.. Çukurlardaki taşların yol seyrinde, geride kalan araçların camlarını tuz-buz etme hali.. Hepsi yekün şekilde, biz bu yolların mağdurlarıyız diyerek, haykırır konumda, tepkili!..
***
Bir dokun, bin ah işit misali isyan bayrağı çekmiş durumda!?. Fatura yine vatandaşa kesiliyor.. Zaafiyet ve keyfiyetin inşa ettiği her meselede olduğu gibi, yolların köstebek durumunun yarattığı mağduriyet ve tahribatın bedeli sanayide sıra bekleyenler..
***
Bir haftada iki lastik gümleten vatandaşın dediği gibi.. “Karayolları ve Belediyeleri dava etmek lazım ki, iki damla yağmurla, yolların maskesi akmasın, köstebek hali yaşanmasın?”.. Eee, haksız da değil.. Zaten hak aranmadığı, yaşananlara suskun kalındığı içindir ki; sorunlar yumağıyla boğuşan bir hal-i durum egemen!..
***
Yoksa!.. 2 milyonluk şehir.. Ki nüfus kütüğüne göre, ülkenin 4’üncü büyük kenti olma vasfına sahip Diyarbakır’da, haftalardır, kar, sis ve yağış nedeniyle; hava ulaşımı uçuş iptalleriyle, işkenceye dönmezdi?!.. Yazıyoruz, çiziyoruz, hatta Meclis’e soru önergesi haline getirildi ama tık yok!..
***
Vaziyete takınılan tavır; üç maymun kodu!.. Lastiği gümleten İzzet bey’in bunlara dava açılmalı, yargıya taşımalı tepkisine kulak mı verilse?.. Devlet Hava Meydanları, Ajet ile THY ve diğer ilgili kurumlara, maddi ve manevi dava açma yağmuru yağdırılsa, ne olur?!
***
Yapmadan, etkiyi görmek mümkün değil.. Ama öyle inanıyorum ki, Diyarbakır’a kurulumu 40 milyon lira civarında olan, ILS cihazının monte edilmesine vesile olur... Hava ulaşımı da nefes alır, uçuş iptali ve rötardan kurtuluruz.. Özetle, bizleri zıplata, zıplata ilerletenleri de, bizlerin zıplatması lazım ki, azat olalım!. Sizce!…
***
CEZAEVİNDEN GELEN MEKTUP!..
İçeriği kadar ceza evinden gelen mektup ifadesi bile duygusal yönde, ağır ve anlam, yüklü!.. Diyarbakır dahil, bölge cezaevlerinde, çok sayıda okurumun olduğunu biliyorum.? Ki köşenin müdavimi okurlar da bilirler.. Ayda bir olmazsa da, iki ayda bir okurlarla paylaştığım mektup var..
***
Gelen mektupların ekseriyeti bireysel talepler içerdiği için, abi aramızda kalsın denildiğinde pek paylaşmıyorum!.. Neyse, sözü fazla uzatmadan, gelen mektuba bakalım.. Murat Toprak.. 4 Nolu T. Tipi Kapalı Cezaevi, Koğuş A/7’den!.. Toprak, Türkü mahiyetli kaleme aldığı bestesini göndermiş..
***
Mektup cezaevi idaresi tarafından görülmüştür mührüne sahip olduğundan, bestesini şiir kabilinde, sizlere aktarmada sakınca yok.. Toprak, kendisine has duygusuyla, şöyle sesleniyor..
***
BENİ MECNUN ETTİN, SEN LEYLAMSIN..
Biliyorum!.. Sensiz nasıl edeyim. Başım alam hangi yere gideyim..
Sensiz ben bu kuru canı neyleyim. Beni mecnun ettin, sen leylamsın..
***
İnandım sözüne, candan dinledim. Aşkın için inim inim inledim.
Vicdanımdan gelen sesi dinledim. Beni aşık ettin, sen sevdamsın.
***
Her gün telefondan mesaj yazardın. Çıkıp yollarıma beni sorardın.
Ne de güzel saçlarını bağlardın, seni düşte gördüm kız sen rüyasın.
***
Ver elin elime, alıp gidelim. Sensizlik çok zormuş, nerden bileydim.
Sensiz ben bu malı, mülkü neyleyim. Hayatıma girdin sen belamsın.
***
Yok ki gülüm sensiz dünyanın tadı, kerem aslı olsun sevdamızın adı.
Nasıl belli ettin sen bu muradı, beni kerem ettin, sen aslımsın..
***
En son mahkum ettin, sen bu toprağı. Beni mecnun ettin, sen laylamsın!..
***
Evet, Toprak’ın cezaevinden kaleme alıp, türkü odaklı bestelediği şiirindeki meram duygusu böyle!.. O içten bir istekte bulundu, neşriyatı, biz de uygun gördük, köşemize misafir eyledik.. Niyet, hoş bir seda bırakmaktır, başka söze ne gerek?!..
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Özünü ruhunda, yaşatmayanın ne gayesi ne de hedefi kamil değil!?.
***
Not.. Dün geceden bu yana beni doğum günün kutlu olsun mesaj, tebrik, telefon ve bizatihi ziyaret yağmuruna tutan, herkese teşekkür ederim.. İyi ki varsınız!.. Tabi yaşlandın diyenleri de unutmam(!)..