DENİZLİ HAYATI (10)

Ben de, dedim. Bana ait bu faideler gibi hem uhuvvetimizin, hem Risale-i Nurun hem Ramazanımızın, hem sizin, bu yüzde öyle faideleri var ki, perde açılsa, "Ya Rabbena! Şükür.. bu kaza ve kader-i İlahi, hakkımızda bir inayettir" dedirtecek, kanaatım var.
Hâdiseye sebebiyet verenlere itâb etmeyiniz. Bu musibetin geniş ve dehşetli plânı çoktan kurulmuştu. Fakat mânen pek çok hafif geldi. İnşallah çabuk geçer.

* * *

Aziz Kardeşlerim, Yakınınızda bulunmakla çok bahtiyarım. Sizin hayalinizle ara sıra konuşurum, müteselli olurum. Biliniz ki, mümkün olsaydı bütün sıkıntılarınızı kemal-i iftihar ve sevinçle çekerdim. Ben sizin yüzünüzden, Ispartayı ve havalisini,. Taşiyle toprağiyle seviyorum. Hatta, diyorum ve resmen de diyeceğim: Isparta hükümeti bana ceza verse, başka vilâyet beni beraet ettirse, yine burayı tercih ederim. Evet ben, üç cihetle Ispartalıyım. Gerçi tarihçe isbat edemiyorum, fakat kanaatim var ki, İsparit Nahiyesinde dünyaya gelen Said’in aslı buradan gitmiş. Hem, Isparta Vilâyeti, öyle hakiki kardeşleri bana vermiş ki; değil Abdülmecid ve Abdurrahman, belki Said’i onların her birisine maalmemnuniye feda eylerim.
Tahmin ederim, şimdi Küre-i Arzda, Risale-i Nur Şakirdlerinden, kalben ve ruhen ve fikren daha az sıkıntı çeken yoktur. Çünki, kalb ve ruh ve akılları, iman-ı tahkiki nurlariyle sıkıntı çekmezler. Maddi zahmetler ise, Risale-i Nur dersiyle hem geçici, hem sevablı, hem ehemmiyetsiz, hem hizmet-i imaniyenin başka bir mecrada inkişafına vesile olmasını bilerek, şükür ve sabırla karşılıyorlar. İman-ı tahkiki, dünyada dahi medar-ı saadettir diye halleriyle isbat ediyorlar. Evet, “Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler” deyip, metinane bu fani zahmetleri bâki rahmetlere tebdile çalışıyorlar. Cenab-ı Erhamürrahimin, onların emsallerini çoğaltsın. Bu vatana medar-ı şeref ve saadet yapsın; ve onları da Cennetül-Firdevdesde saadet-i ebediyeye mazhar eylesin, âmin...
Said Nursî

* * *

Bayramınızı tekrar tebrikle beraber, sureten görümeşmediğimize teessüf etmeyiniz. Bizler hakikaten daima beraberiz. Ebed yolunda da inşaallah bu beraberlik devam edecek. İmani hizmetinizde kazandığınız ebedi sevablar ve ruhi ve kalbi faziletler ve sevinçler, şimdiki geçici ve muvakkat gamları ve sıkıntıları hiçe indirir kanaatındayım. Şimdiye kadar, Risale-i Nur şäkirdleri gibi, çok kudsi hizmette çok az zahmet çekenler olmamış. Evet Cennet ucuz değil! İki hayatı imha eden küfr-ü mutlaktan kurtarmak, bu zamanda pek çok ehemmiyetlidir. Bir parça meşakkat olsa da, şevk ve şükür ve sabırla karşılamalı. Mâdem bizi çalıştıran Hâlıkımız Rahîm ve Hakîmdir; başa gelen her şeyi rıza ile, sevinç ile, rahmetine, hikmetine itimad ile karşılamalıyız.
Said Nursi

* * *

BU DEFAKİ KÜÇÜK MÜDAFAATIMDA DEMİŞTİM
Risale-i Nurdaki şefkat, hakikat, hak, bizi siyasetten menetmiş. Çünki; mâsumlar belâya düşerler, onlara zulmetmiş oluruz. Bazı zâtlar bunun izahını istediler. Ben de dedim:
Şimdiki fırtınalı asırda, gaddar medeniyetten neş’et eden hodgâmlık ve asabiyet-i unsuriye ve umumi harpten gelen istibdâdât-ı askeriye ve dalâletten çıkan merhametsizlik cihetiyle öyle bir eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdâdât meydan almış ki, ehl-i hak, hakkını kuvvet-i maddiye ile müdafaa etse, ya eşedd-i zulüm ile, tarafgirlik bahanesiyle çok biçareleri yakacak, o halette o da azlem olacak veyahud mağlub kalacak. Çünkü, mezkûr hissiyatla hareket ve taarruz eden insanlar, bir-iki adamın hatasiyle yirmi-otuz adamı, âdi bahanelerle vurur, perişan eder. Eğer ehl-i hak, hak ve adalet yolunda yalnız vuranı vursa, otuz zâyiata mukabil yalnız biri kazanır, mağlûb vaziyetinde kalır. Eğer mukabele-i bilmisil kaide-i zâlimanesiyle, o ehl-i hak dahi bir ikinin hatasiyle yirmi-otuz biçareleri ezseler, o vakit, hak namına dehşetli bir haksızlık ederler.
Devam Edecek