DENİZLİ HAYATI (11)
İşte, Kur’anın emriyle, gayet şiddetle ve nefretle siyasetten ve idareye karışmaktan kaçındığımızın hakiki hikmeti ve sebebi budur. Yoksa bizde öyle bir hak kuvveti var ki, hakkımızı tam ve mükemmel müdafaa edebilirdik. Hem madem her şey geçici ve fanidir ve ölüm ölmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor ve zahmet ise rahmete kalboluyor; elbette biz, sabır ve şükürle tevekkül edip sükut ederiz. Zor ile, icbar ile sükutumuzu bozdurmak ise; insafa, adalete, gayret-i vataniyeye ve hamiyet-i milliyeye bütün zıttır, muhaliftir.
Hülasa-i kelam: Ehl-i hükümetin ve ehl-i siyasetin ve ehl-i idarenin ve inzibatın ve adliye ve zabıtanın bizimle uğraşacak hiçbir işleri yoktur. Olsa olsa, dünyada hiçbir hükümetin müdafaa edemediği ve aklı başında hiçbir insanın hoşlanmadığı küfr-ü mutlak ve dehşetli bir taun-u beşeri ve maddiyunluktan gelen zındıkanın taassubiyle, bir kısım gizli zındıklar şeytanetiyle bazı resmi memurları aldatarak evhamlandırıp, aleyhimize sevketmek var. Biz de deriz: Değil böyle birkaç vehhamı, belki dünyayı aleyhimize sevketseler Kur’anın kuvvetiyle, Allahın inayetiyle kaçmayız. O irtidadkar küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silah etmeyiz!
Said Nursi
* * *
Aziz Sıddık Kardeşlerim,
Sizin sebat ve metanetiniz, masonların ve münafıkların bütün planlarını akim bırakıyor. Evet, kardeşlerim, saklamağa lüzum yok; o zındıklar, Risale-i Nuru ve Şâkirdlerini, tarikata ve bilhassa Nakşi Tarikatına kıyas edip, o ehl-i tarikatı mağlub ettikleri planlar ile bizleri çürütmek ve dağıtmak fikriyle bu hücumu yaptılar.
Evvela; Ürkütmek ve korkutmak ve o mesleğin su-i istimalatını göstermek.
Ve Saniyen: O mesleğin erkanlarının ve müntesibinin kusuratlarını teşhir etmek.
Ve Salisen: Maddiyyun felsefesinin ve medeniyetinin cazibedar sefahet ve uyutucu lezzetli zehirleriyle ifsad etmekle mabeynlerinde tesanüdü kırmak. Ve üstadlarını ihanetlerle çürütmek ve mesleklerini fennin, felsefenin bazı düsturları ile nazarlarından sukut ettirmektir ki, Nakşilere ve ehl-i tarikata karşı istimal ettikleri aynı silah ile bizlere hücum ettiler, fakat aldandılar. Çünkü, Risale-i Nurun meslek-i esası, ihlâs-ı tam ve terk-i enaniyet ve zahmetlerde rahmeti ve elemlerde baki lezzetleri hissedip aramak ve fani aynı lezzet-i sefihanede elim elemleri göstermek ve imanın bu dünyada dahi hadsiz lezzetlere medar olmasını ve hiçbir felsefenin eli yetişmediği noktaları ve hakikatları ders vermek olduğundan, onların planlarını İnşaallah tam akim bırakacak ve "Meslek-i Risale-i Nur ise, tarikatlara kıyas edilmez!" diye onları susturacak.
Said Nursi
H H H
Aziz Kardeşlerim,
Bu eski ve yeni iki medrese-i Yusufiyedeki şiddetli imtihanda sarsılmayan ve dersinden vazgeçmeyen ve yakıcı çorbadan ağızları yandığı halde talebeliğini bırakmıyan ve bu kadar tehacüme karşı kuvve-i maneviyesi kırılmayan zâtları, ehl-i hakikat ve nesl-i ati alkışlayacakları gibi, melaike ve ruhaniler dahi alkışlıyorlar, diye kanaatım var. Fakat, içinizde hastalıklı ve nazik ve fakirler bulunmasiyle maddi sıkıntı ziyadedir. Ve buna karşı da, her biriniz, her birisine birer tesellici ve ahlakta ve sabırda birer numune-i imtisal ve tesanüd ve taltifte birer şefkatli kardeş ve ders müzakeresinde birer zeki muhatab ve mucib ve güzel seciyelerin in’ikasında birer ayine olmanız, o maddi sıkıntıları hiçe indirir, diye düşünüp, ruhumdan ziyade sevdiğim sizler hakkında teselli buluyorum.
Yüzyirmi yaşında bulunan Mevlâna Hâlid’in cübbesini size bir gün göndereceğim. O zât, onu bana giydirdiği gibi, ben de onun namına sizin her birinize teberrüken giydirmek için, hangi vakit isterseniz göndereceğim.
Said Nursi
Devam Edecek