DENİZLİ HAYATI (13)
Aziz Kardeşlerim,
Bu Cuma gününde mühim bir hizb okurken siz hatıra geldiniz. ‘’Bu musibetten kurtulmak için ne yapacağız?’’ lisan-ı hâl ile dediniz. Benim kalbime bu geldi: Sıkı bir tesanüdle, el ele, omuz omuza veriniz. Çünki; birbirinden ve Risale-i Nurdan ve benden çekinmek ve inkâr etmek ve bizi ezmek istiyen gizli kuvvete dalkavukluk etmek gibi tedbirleri yapanların zarardan başka hiçbir menfaatleri yoktur. Sizi temin ederim; eğer bilseydim ki benden teberri etmekle kurtulacaksınız, beni tahkir ve ihanet ve gıybet etmeye izin verip helâl ederdim. Fakat, bizi ezmek istiyen gizli kuvvet sizi biliyor, aldanmıyor; za’fınızdan, teberrînizden cesaret alır, daha ziyade ezer. Hem mesleğimiz hıllet ve uhuvvet olduğundan, şahsiyet ve enaniyet cihetinden bir rekabet olmaz. Benim gibi çok kusurlu ve çok zaif bir bîçarenin noksaniyetlerine değil, belki Risale-i Nurun kemalâtına bakmalı. Said Nursî
Aziz Sıddık Kardeşlerim,
Bu dünyanın hayatı pek çabuk değişmesine ve zevaline ve fenâ ve fâni akibetsiz lezzetlerine ve firak, iftirak tokatlarına karşı bir ehemmiyetli medar-ı teselli ise, samimî dostlar ile görüşmektir. Evet, bazan bir tek dostunu bir iki saat görmek için yirmi gün yol gider ve yüz lirayı sarfeder. Şimdi bu acîb, dostsuz zamanda, samimî kırk-elli dostunu birden, bir iki ay görmek ve Lillâh için sohbet etmek ve hakikî bir teselli alıp vermek elbette başımıza gelen bu meşakkatlar ve zayiat-ı mâliye, ona karşı pek ucuz düşer, ehemmiyeti kalmaz. Ben kendim, buradaki kardeşlerimden on sene firakdan sonra, bir tekini görmek için bu meşakkati kabul ederdim. Teşekki, kaderi tenkid ve teşekkür, kadere teslimdir.
Said Nursî
* * *
Aziz ve Sıddık Kardeşlerim,
Mâdem âhiret için, hayır için, ibadet ve sevab için, îman ve âhiret için Risale-i Nur ile bağlanmışsınız. Elbette bu ağır şerait altında, her bir saati yirmi saat ibadet hükmünde ve o yirmi saat ise, Kur’ân ve îman hizmetindeki mücahede-i mâneviye haysiyetiyle yüz saat kadar kıymetdar ve yüz saat ise, böyle herbiri yüz adam kadar ehemmiyetli olan hakiki mücâhid kardeşler ile görüşmek ve akd-i uhuvvet etmek, kuvvet vermek ve almak ve teselli etmek ve müteselli olmak ve hakikî bir tesanüd ile kudsî hizmete sebatkârâne devam etmek ve güzel seciyelerinden istifade etmek ve Medresetüz-Zehranın şâkirdliğine liyakat kazanmak için açılan bu imtihan meclisi olan şu medrese-i Yusufiyede tayinini ve kaderce takdir edilen kısmetini almak ve mukadder rızkını yemek ve o yemekten sevab kazanmak için buraya gelmenize şükretmek lâzımdır. Bütün sıkıntılara karşı mezkûr faideleri düşünüp sabır ve tahammülle mukabele etmek gerektir.
Said Nursi
* * *
Aziz Sıddık, Sebatkâr ve Vefadâr Kardeşlerim,
Sizi müteessir etmek veya maddî bir tedbir yapmak için değil, belki şirket-i mâneviye-i duaiyenizden daha ziyade istifadem için ve sizin de daha ziyade itidal-i dem ve ihtiyat ve sabır ve tahammül ve şiddetle tesanüdünüzü muhafaza için bir halimi beyan ediyorum ki; burada bir günde çektiğim sıkıntı ve azâbı, Eskişehir’de bir ayda çekmezdim. Dehşetli masonlar, insafsız bir masonu bana musallat eylemişerl; tâ hiddetimden ve işkencelerine karşı ‘’Artık yeter!’’ dememden bir bahane bulup, zâlimane tecavüzlerine bir sebep göstererek yalanlarını gizlesinler. Ben, hârika bir ihsan-ı İlâhî eseri olarak şâkirane sabrediyorum ve etmeye de karar verdim. Madem biz kadere teslim olup, bu sıkıntıları sırriyle, ziyade sevab kazanmak cihetiyle mânevî bir nimet biliyoruz. Ve madem, geçici, dünyevî musibetlerin sonları ekseriyetle ferahlı ve hayırlı oluyor. Ve madem biz, hakkalyakîn derecesinde yakînî bir kat’î kanaatımız var ki, biz öyle bir hakikata hayatımızı vakfetmişiz ki, Güneşten daha parlak ve Cennet gibi güzel ve saadet-i ebediye gibi şirindir. Elbette biz bu sıkıntılı haller ile müftehirane, müteşekkirane ‘’Bir mücahede-i maâneviye yapıyoruz’’ diye şekva etmemek lâzımdır.
Aziz kardeşlerim, evvel âhir tavsiyemiz: Tesanüdünüzü muhafaza; enaniyet, benlik, rekabetten tahaffuz ve itidal-i dem ve ihtiyattır. Said Nursî
Devam Edecek