DENİZLİ HAYATI (14)

Aziz Sıddık Kardeşlerim,
Bu müddeiumumun iddianamesinden anlaşıldı ki, hükûmetin bazı erkânını iğfal edip aleyhimize sevkeden gizli zındıkların plânları akîm kalıp yalan çıktı. Şimdi bahane olarak, cemiyetçilik ve komitecelik isnadiyle yalanlarını setre çalışıyorlar. Ve bunun bir eseri olarak benimle kimseyi temas ettirmiyorlar! Gûya temas eden, birden bizden olur. Hattâ büyük memurlar da çok çekiniyorlar ve bana sıkıntı verdirmekle kendilerini âmirlerine sevdiriyorlar.
Said Nursî

* * *

Aziz Sıddık Kardeşlerim,
Ben, gerçi sizinle sureten görüşemiyorum; fakat sizin yakınınızda ve beraber bir binada bulunduğumdan çok bahtiyarım ve müteşekkirim. Ve ihtiyarım olmadan, bazan lüzumlu tedbirler ihtar edilir. Ezcümle: Birisi, yanımdaki koğuşa masonlar tarafından hem yalancı, hem casus bir mahpus gönderilmiş. Tahrip kolay olmasından - hususan böyle haylâz gençlerde - o herif bana çok sıkıntı vermesi ve o gençleri ifsad etmesi ile bildim ki; sizlerin irşâd ve ıslahlarınıza karşı zındıka ifsada, ahlâkları bozmağa çalışıyor. Bu vaziyete karşı gayet ihtiyat ve mümkün olduğu kadar eski mahpuslardan gücenmemek ve gücendirmemek ve ikiliğe meydan vermemek ve itidal-i dem ve tahammül etmek ve mümkün olduğu derecede bizim arkadaşlar, uhuvvetlerini ve tesanüdlerini tevazu ile ve mahviyetle ve terk-i enaniyetle takviye etmek gayet lâzım ve zarurîdir. Dünya işleriyle meşgul olmak beni incitiyor. Sizin dirayetinize itimad edip zaruret olmadan bakamıyorum.
Said Nursî

* * *

Kardeşlerim,
Her ihtimale karşı, bu sabah ihtar edilen bir mes’eleyi beyan etmek lâzım geldi.
Bizim, Kur’ân’dan aldığımız hakikatlar, Güneş, gündüz gibi şek ve şüphe ve tereddüdü kaldırmadığını, yirmi senedenberi ‘’Acaba zındık feylesoflar buna karşı ne diyecekler ve dayandıkları nedir?’’ diye nefsim ve şeytanım çok araştırdılar. Hiçbir köşede bir kusur bulamadıklarından sustular. Zannederim, çok hassas ve iş içinde bulunan nefis ve şeytanımı susturan bir hakikat, en mütemerridleri de susturur. Madem biz, böyle sarsılmaz ve en büyük ve en ehemmiyetli ve fiat takdir edilmez derecede kıymettar ve bütün dünyası ve canı ve cânânı pahasına verilse yine ucuz düşen bir hakikatın uğrunda ve yolunda çalışıyoruz. Elbette bütün musibetlere ve sıkıntılara, düşmanlara, kemal-i metanetle mukabele etmemiz gerektir. Hem, belki karşımıza, aldanmış veya aldatılmış bazı hocalar ve şeyhler ve zâhirde müttakîler çıkarılır. Bunlara karşı vahdetimizi ve tesanüdümüzü muhafaza edip, onlar ile uğraşmamak lâzımdır, münakaşa etmemek gerektir.
Said Nursî
Aziz Sıddık Kardeşlerim,
Kastamonu’da, ehl-i takva bir zât, şekva tarzında dedi: ‘’Ben sukut etmişim, eski halimi ve zevkleri ve nurları kaybetmişim.’’ Bende dedim: ‘’Belki terakkî etmişsin ki, nefsi okşayan ve uhrvî meyvesini dünyada tattıran ve hodbinlik hissini veren zevkleri, keşifleri geri bırakıp daha yüksek makama, mahviyet ve terk-i enaniyet ve fâni zevkleri aramamak ile uçmuşsun.’’ Evet, bir ehemmiyetli ihsan-ı İlâhî; ihsanını, enaniyetini bırakmayana ihsas etmemektir. Ta ucb ve gurura girmesin!
Kardeşlerim, bu hakikata binaen, bu adam gibi düşünen veya hüsn-ü zannın verdiği parlak makamları nazara alan zatlar, sizlere bakıp, içinizde mahviyet ve tevazu ve hizmetkârlık kisvesiyle görünen şâkirdleri âdî, âmî adamlar görür ve der: ‘’Bunlar mı hakikat kahramanları ve dünyaya karşı meydan okuyan?... Heyhat! Bunlar nerede, evliyaları bu zamanda âciz bırakan bu kudsî hizmet mücahidleri nerede?’’ diyerek, dost ise inkisar-ı hayâle uğrar, muarız ise kendi muhalefeini haklı bulur.
Said Nursî

* * *

Beddiüzzaman Hazretleri Denizli hapsinde iken, gayet mühim dokuz mes’eleyi ihtiva eden ‘’Meyve Risalesi’’ ni iki Cuma gününde te’lif etmiştir. Bu eser, Risale-i Nur’un hakikatlarını hülâsaten cem’eden kıymettar bir risaledir. Hapis müddetinde Nur talebeleri bu Meyve Risalesi’ni müteaddit defalar yazmak ve okumak suretiyle meşgul olmuşlar. Ve ilk önce gayet gizli olarak kibrit kutuları içine yazılıp koğuşlar arasında neşredilen Meyve Risalesi, bilâhare gayet kıymetli ve menfaatli ve hapislere tiryak gibi faydalı olduğu anlaşılmasiyle serbest yazılmış. Denizli Mahkemesine, Temyiz Mahkemesine ve Ankara makamlarına Risale-i Nur’un hakikî müdafaası olarak gönderilmiştir.

Devam Edecek