ESKİŞEHİR HAYATI (24)
ONALTINCI MEKTUB
Şu mektub sırrına mazhar olmuş, şiddetli yazılmamış.
Çoklar tarafından sarihan ve mânen gelen bir suale cevaptır.
Şu cevabı vermek benim için hoş değil, arzu etmiyorum. Her şeyimi, Cenab-ı Hakkın tevekkülüne bağlamıştım. Fakat ben kendi hâlimde ve âlemimde rahat bırakılmadığım ve yüzümü dünyaya çevirdikleri için, Yeni Said değil, bilmecburiye Eski Said lisaniyle, şahsım için değil, belki dostlarımı ve sözlerimi ehl-i dünyanın evham ve eziyetinden kurtarmak için hakikat-ı hali, hem dostlarıma, hem ehl-i dünyaya ve ehl-i hükme beyan etmek için "BEŞ NOKTA"yı beyan ediyorum,
BİRİNCİ NOKTA
Denilmiş: Ne için siyasetten çekildin? Hiç yanaşmıyorsun?
Elcevap: Dokuz-on sene evveldeki Eski Said, bir mikdar siyasete girdi. Belki siyaset vasıtasiyle dine ve ilme hizmet edeceğim diye beyhude yoruldu ve gördü ki: O yol meşkûk ve müşkilâtlı ve bana nisbeten fuzuliyâne, hem en lüzumlu hizmete mâni ve hatarlı bir yoldur. Çoğu yalancılık ve bilmiyerek ecnebi parmağına âlet olmak ihtimali var. Hem siyasete giren, ya muvâfık olur veya muhalif olur. Eğer muvâfık olsam, madem memur ve meb’us değilim, o halde siyasetçilik bana fuzulî ve mâlâyani bir şeydir. Bana ihtiyaç yok ki, beyhude karışayım. Eğer muhalif siyasete girsem, ya fikirle veya kuvvetle karışacağım. Eğer fikirle olsa, bana ihtiyaç yok. Çünki mesâil tavazzuh etmiş, herkes benim gibi bilir. Beyhude çene çalmak mânâsızdır. Eğer kuvvet ile ve hâdise çıkarmak ile muhalefet etsem, husulü meşkûk bir maksad için, binler günaha girmek ihtimali var. Birinin yüzünden çoklar belâya düşer. Hem on ihtimalden bir iki ihtimale binaen günahlara girmek, mâsumları günaha atmak, vicdanım kabul etmiyor diye Eski Said, sigara ile beraber gazeteleri ve siyaseti ve sohbet-i dünyeviye-i siyasiyeyi terk etti. Buna kat’i şâhid, o vakittenberi sekiz senedir bir tek gazete ne okudum ve ne dinledim. Okuduğumu ve dinlediğimi, biri çıksın söylesin. Halbuki sekiz sene evvel, günde belki sekiz gazete Eski Said okuyordu. Hem beş senedir bütün dikkat ile benim hâlime nezaret eiliyor… Siyaset-vâri bir tereşşuh gören söylesin. Halbuki benim gibi asabi ve düsturiyle, en büyük hileyi hilesizlikte bulan pervasız, alâkasız bir insanın, değil sekiz sene, sekiz gün bir fikri gizli kalmaz. Siyasete iştihası ve arzusu olsaydı; tetkikata, taharriyata lüzum bırakmıyarak top güllesi gibi sada verecekti!...
İKİNCİ NOKTA
Yeni Said ne için bu kadar şiddetle siyasetten tecennüb ediyor?
Elcevap: Milyarlar seneden ziyade olan hayat-ı ebediyeye çalışmasını ve kazanmasını, meşkûk bir iki sene hayat-ı dünyeviyeye lüzumsuz, fuzulî bir surette karışma ile feda etmemek için, hem en mühim, en lüzumlu, en saf ve en hakikatli olan hizmet-i îman ve Kur’an için, şiddetle siyasetten kaçıyor. Çünki diyor: Ben ihtiyar oluyorum.. bundan sonra kaç sene yaşayacağımı bilmiyorum.. öyle ise, bana en mühim iş, hayat-ı ebediyeye çalışmak lâzım geliyor... Hayat-ı ebediyeyi kazanmakta en birinci vasıta ve saadet-i ebediyenin anahtarı imandır; ona çalışmak lâzım geliyor. Fakat ilim itibariyle insanlara dahi bir menfaat dokundurmak için, şer’an hizmete mükellef oluğumdan hizmet etmek isterim. Lâkin o hizmet, ya hayat-ı içtimaiye ve dünyeviyeye ait olacak; o ise elimden gelmez. Hem fırtınalı bir zamanda sağlam hizmet edilmez. Onun için o ciheti bırakıp, en mühim, en lüzumlu, en selâmetli olan îmana hizmet cihetini tercih ettim. Kendi nefsime kazandığım hakaik-ı imaniyeyi ve nefsimde tecrübe ettiğim mânevî ilaçları, sâir insanların eline geçmek izin o kapıyı açık bırakıyorum. Belki Cenab-ı Hak bu hizmeti kabul eder ve eski günahıma kefaret yapar. Bu hizmete karşı şeytan-ı racîmden başka hiç kimsenin, mü’min olsun kâfir olsun, sıdık olsun, zındık olsun karşı gelmiye hakkı yoktur. Çünki îmansızlık başka şeylere benzemiyor. Zulümde, fıskda, kebâirde birer menhus lezzet-i şeytaniye bulunabilir. Fakat imansızlıkta hiçbir cihet-i lezzet yok. Elem içinde elemdir; zulmet içinde zulmettir; azab içinde azaptır. İşte böyle hadsiz bir hayat-ı ebediyeye çalışmayı ve îman gibi kudsî bir nura hizmeti bırakmak, ihtiyarlık zamanında lüzumsuz tehlikeli siyaset oyuncaklarına atılmak, benim alâkasız ve yalnız ve eski günahlarına kefaret aramağa mecbur bir adamda ne kadar hilâf-ı akıldır, ne kadar hilâf-ı hikmettir, ne derece bir divaneliktir divaneler de anlayabilirler.
Devam Edecek