RİSALE-İ NUR’UN TE’LİFİ VE NEŞRİ (4)
Molla Abdullah
-Sizden sonra ben mantık ilmine ait olan Şerh-i Şemsi kitabını bitirdim, siz ne okuyorsunuz şimdi?
Bediüzzaman
-Ben seksen kitap okudum…
Molla Abdullah
-Ne demek?
Bediüzzaman
-İkmali nüsah ettim (sıra kitaplarımı bitirdim)
Ve sıraya dahil olmayan birçok kitapları da okudum, bitirdim.
Molla Abdullah (Abisi) Küçük Sait’e;
-Öyleyse gel seni imtihan edeyim.
Küçük Sait (Bediüzzaman)
-Hazırım ne sorarsanız sorunuz!
Molla Abdullah biraderini imtihan eder, kifayeti ilmiyesini (ilmi yetenekliğinin üstünlüğünü) sezince hayrete düşer, sekiz ay evvel talebesi bulunan küçük Molla Sait’i kendisine üstat kabul etti ve talebelerinden gizli olarak küçük biraderinden ders almaya başladı.
Ve tabiatıyla daha evvel okuttuğu kardeşini kendisine üstat yaptığını sezdirmiyordu.
Nihayet, talebeler Molla Abdullah’ın Molla Sait nezdinde ders okuduğunu kapıdaki anahtar deliğinden gizlice görünce taaccüp ederek sormuşlarsa da Molla Abdullah cevaben "nazar değer" endişesiyle saklı tutar ve der ki: "ben ona ders veriyorum"
Böylece talebeleri ikna etmeye çalışır.
Abisi Molla Abdullah’ın yanında bir müddet kaldıktan sonra Siirt’e gelir, orada bulunan Molla Fethullah Efendi’nin medresesine gider, Molla Fethullah, Küçük Sait’e hitaben şöyle der: "Ey Molla Sait, geçen sene "SUYUTU" okuyordunuz siz bu sene "Molla Cami"yi mi okuyorsunuz?
Bediüzzaman ona hitaben der ki:
"Evet Seyda, Cami’yi bitirdim"
Molla Fethullah hangi kitabı sordu ise "bitirdim" diye cevabını alınca, hayretler içinde kalan Molla Fethullah bu kadar kitabı bitirdiğini hem de az zamanda bitirdiğini aklına sığdıramadı ve inandıramadı.
Bu taaccüp içinde kalan Molla Fethullah, döner onunla şöyle konuşur, "Geçen sene deli idin, bu sene de mi delisin?"
Bediüzzaman der ki:
İnsan başkasına karşı nefsini küçük düşürmek için hakikati gizleyebilir.
Fakat babadan daha muhterem olan üstadına karşı hakikat-i mahzadan (gerçek hakikatten) başka bir şey söyleyemez.
Ancak der ki: "Emredersiniz, söylediğim kitaplardan beni imtihan edebilirsiniz"
Molla Fethullah hangi kitaptan sordu ise cevabını güzelce verir.
Bunun üzerine bu muhavereyi dinleyen ve bir sene evvel Sait’in Hocasının Hocası bulunan Molla Ali’yi soran namındaki zat, kendilerinden ders almaya başladı.
Molla Fethullah
-Pekala zekada harikasınız. Fakat ezberiniz nasıldır?
"Makamatı haririyeden birkaç satırını iki defa okumakla ezberleyebilir misiniz?" diyerek kendisine kitabı uzatır.
Molla Sait olarak bir yaprağını bir defa okumakla ezberledi.
Molla Fethullah
-Zeka ile hıfzın ifrat derecede (aşırı) bir kimsede bulunması nadirdir diyerek hayrette kaldı yine.
Bediüzzaman orada iken, "Cem’ül-Cevâmi" kitabını, günde bir iki saat iştigal etmek üzere bir haftada hıfzetti.
Bunun üzerine Molla Fethullah şu kelâmı söyleyerek kitabın üzerine yazdı:
Resim gelecek
Bu hâl Siirt’te şüyu bulmuş ve Molla Fethullah, ulemaya:
-Bizim medreseye gayet genç bir talebe geldi.
Her ne sual ettimse bilâ-tevakkuf cevap verdi.
Bu yaşta zekâsına ve ilmine ve fazlına hayran kaldım diyerek pek çok metheder.
Bunun üzerine ulema bir yerde toplanarak Bediüzzamanı davet ederler.
Bediüzzaman intihab ettikleri bütün suallerine bilâ-tereddüd cevap verirken, Molla Fethullahın yüzüne bakıyordu.
Sanki kitaba bakıyor gibi kendilerinden okuyarak cevap veriyordu.
Bunu gören ulema, Bediüzzamanın harikulâde bir genç olduğuna hükmedip, faziletini takdir ve sena ettiler.
Bu hâl etrafta işitilir.
Ahali, kendisine veliyyullah derecesinde ihtiram eder ve o nazarla bakarlar. Bu vaziyet, ikinci derecede bulunan bir takım âlim ve talebelerin rekabetlerini arttırdı.
Genç, tecrübesiz talebelerden bir kısmı, ilmen mağlûp edemedikleri Bediüzzamanı kavga yoluyla iskât etmek teşebbüsünde bulunmuşlarsa da, mes’eleden haberdar olan Siirt ahalisi, kendisini kurtarmak için gelmişler. Ahali nazarında büyük mevkii olduğu için, derhâl muarızların ellerinden kurtarılmış ve bir odaya bırakılmış ise de Bediüzzaman, mesleklerine olan fevkalâde muhabbetinden, muarızları bulunan talebe ve ehl-i ilmin câhillere hedef olmamasını temin için kendisi odadan çıkıp muarızları tarafından telef edilse bile ehl-i ilmin işine cahillerin karışmamasını müdafaa eder.
Devam edecek…