Emperyalistlerin İpiyle Kuyuya İnilmez!

Elin ipiyle kuyuya inilmez! Bu deyimi, günümüz şartlarında ve genelleme yaparsak: Emperyalistlerin ipiyle kuyuya inilmez, diye cümleyi kurmamız daha doğru olacağı kanaatine varıyorum. Çünkü emperyal düşüncenin ana fikri sömürüdür.

Tarih sayfaları bu durumun sayısız örnekleriyle doludur. Gerek bireysel ve gerekse toplumsal yaşamda; sömürü düzenine karşı durmamız Müslüman kimliğimizin en önemli gereğidir. Örneğin tefecilik ve faize dayalı kazançta da “Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız” (Bakara, 2/279) ayeti ile zulüm kapsamında değerlendirilmiştir.

Hak ve Kardeşlik Hareketi olarak; “Eşit halk ve eşit hak” ilkemizden hareketle, her hak sahibinin hakkı, tas tamam verilmesi gerektiğini savunuyoruz. “Temel İnsan Hakları” bağlamında verilmesi gereken bu haklar, bir lütuf olarak görülmemelidir. Bilakis yüce yaratanın El-Hakk ve El-Adl ismi şeriflerinin bir tecellisi ve gereği olarak yerine getirilmesi, dini ve vicdani bir görevdir.

Orta doğunun kadim halkı olan Kürtler, bu gün yaşadıkları devletlerde üvey evlat muamelesi görmüşlerdir. Bu dışlanmışlık, Kürtleri bazı arayışlara yönlendirmiştir. Ancak bu arayışların, son yüzyılda sağlıklı olmadığı gerçeğini aleni olarak görmekteyiz.

Medine İslam devletinin kurulması ve gelişme sürecinde yazılan “Medine Sözleşmesi” ile farklı inançlara sahip bireylerin “birlikte yaşama kültürü ve hukuku” açısından çok önemli bir belgedir. Mekke’nin fethinden sonra Peygamber efendimizin irat ettiği “Veda Hutbesi” de “Temel İnsan Hakları” bağlamında mükemmel bir belgedir.

Genel olarak toplumlar, Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerimin “Hakk’ı Üstün Tutan” buyruklarının gereğini yaptığı süreçlerde; “Barış ve Kardeşlik” atmosferi içinde yaşamışlardır. İnsanlar ve toplumlar “Hakkı Üstün Tutan” ilke yerine, “Gücü Üstün Tutan” anlayışlara yönelmişlerse, toplumlarda adaletsiz uygulamalar sonucu; yeryüzünü zulüm kaplamıştır…

Dolayısıyla toplumlar, “Hakk ve Adalet” ölçülerine yönelmediği müddetçe. Yeryüzünde çatışma, kaos, savaşlar devam edecektir. Günümüzde yaşanan zulümlerin kaynağı “Gücün Üstünlüğü” anlayışı ve uygulamaları sonucu; “İnkâr, Asimilasyon ve Soykırım” durumları canlı canlı yaşanmaktadır.

Hatta tüm dünya halkları için çok daha büyük bir fitne olan Siyonizmin “Üstün Irk” safsatasına olan inançlarıdır. Bu sapık inanç doğrultusunda, Ortadoğu’nun kalbine yerleştirilen İsrail terör devleti, bölge halkları için nasıl bir tehdit oluşturduğu, “Gazze Soykırımı” ile daha da aşikâr bir hal almıştır. İsrail terör devleti, “Gücü Üstün Tutan” ağababalarının desteği ile “Arz-ı Mevut” inancı ile asla durmayacaktır. Çünkü bu sapık inanca göre: “Bütün insanlar Yahudilere adanmış kurbanlık koyunlardır…” 

Binaenaleyh dünyadaki sağduyulu, vicdan sahibi insanlar bu sapkın inanca karşı onurlu bir duruş oluşturmaları gerekir! Aksi takdirde dünyada çok daha vahim ve vahşi uygulamalar göreceğiz.

Yazımı şu duayla sonlandıralım: Kadir-i Zül Celal zalimlere fırsat vermesin…

02.02.2026    Yasin YILDIZ Hak ve Kardeşlik Diyarbakır İl Başkanı