AMED’İN BAYRAMI!..
Evde bayram var… Hem de nasıl? Üstelik bu sevinç yalnızca kadim şehir Diyarbakır’la sınırlı değil. Bildiğimiz bayramlardan da farklı. Derin bir duygu atmosferiyle, özlemin ve beklentinin nihai karşılığına dönüşen bir coşku… Bir düdük sesiyle başlayıp yine bir düdükle tamamlanan, her anı şehirlerin kalp atışına dönüşen bir hikâyenin bayramı bu!…
***
Hep söylerim!.. Amedspor sıradan bir kulüp değil. Böyle bir tanım, varlık hikâyesini eksik bırakır. Sahada mücadele eden on bir oyuncudan da ibaret hiç değil. İsmiyle ve renkleriyle bir duygunun, kimliğin ve hafızanın taşıyıcısıdır. Bu yüzden her maçın sonucu sadece tabelaya yazılmadı.. İnsanların yüreğine işlendi, dün olduğu gibi bugün de yazılıyor, yarın da yazılacak?..
***
Sezon boyunca kaçan fırsatlara, kırılan umutlara dönmek ve konuşmak istemiyorum! Ne yönetimde oluşan ikilem, ne teknik kadrodaki zaafiyet, keyfiyet ve istek bozuculuk ne de, hakem ve saha, masa başı oyunlar!.. Zaten bunlar daha dün bile yeterince konuştuk, konuşuldu. Geriye dönüp bakmamak lazım, sadece ders çıkarmak adına!
***
Bu uzun maratonda geçen her dakika diken üstü bir bekleyiş olduğu tartışılmazdı!.. Nihayetinde Iğdır FK karşısında oynanan o 90 dakika artılarla birlikte 100 dakika tarif edilemez duygular yaşattı. Hikâyenin sonu beklenenden çok, hak edilene yakışır şekilde bitti.
***
Maçın bitiş düdüğüyle birlikte Diyarbakır başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında insanlar sokaklara döküldü. Caddeler doldu, meydanlar nefes aldı. Yağmur yağdı… Ama sıradan bir yağmur değil; adeta coşkunun parçasıydı. O an ıslanmak değil, o anı kaçırmak kayıp sayıldı.
***
Halaylar çekildi, kornalar susturulmadı, zılgıtlar yükseldi. Türküler ve şarkılar birbirine karıştı. Havai fişeklerle şehir adeta tek yürek oldu. Hakkari’den Van’a, Şırnak’tan Mardin’e; Batman’dan İstanbul, İzmir, Mersin ve Ankara’ya uzanan geniş bir coğrafyada aynı heyecan yaşandı. Kurulan ekranların başında milyonlarca insan aynı anda sevindi.
***
Gece yarısı, Iğdır’dan kalkan kafilenin uçağının, Diyarbakır’a varışı ve Newroz alanındaki kutlama.. “Diren ha Diyarbekir diren..” Sloganları… Selahattin Demirtaş’a dair “Selo başkan” söylemi.. Ve konuşan herkesin ağzındaki şu cümle, ortak fikir ve dışa yansıyan düşünce.. “Bu sadece bir şampiyonluk değil bir onur, haysiyet ve barış mücadelesi.”
***
Aynen de öyle.. Bu, sadece bir sportif başarı değil.. Bu bir halkın ortak duygusunun zaferle taçlandırma şampiyonluğudur!. Anlamlı kılan unsurlardan biri de toplumda hissedilen değişim rüzgârlarının esmesidir.. Görece yumuşayan atmosfer, insanların kendini daha güçlü ifade edebilmesine alan açtı. Bu da kulübün etrafındaki birlik duygusunu daha da pekiştirdi.
***
Tribünlerdeki coşku, sokaklardaki sahiplenme ve ortak sevinç, uzun süredir biriken duyguların güçlü bir şekilde dışa vurumu oldu.. Yalnızca taraftar değil, kentin tüm dinamikleri de, bölgenin de tuzuyla önemli rol oynandı, üzerine düşen yerine getirilerek!. Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, iş insanları ve yerel aktörler bu yolculuğun parçası oldu.
***
Maddi ve manevi destekler, dayanışma çağrıları birleşti.. Ortaya kollektif bir iradenin başarısı çıktı. Kulüp Yönetimi, başkan, teknik heyet, sahadaki futbolcular.. Ortak bir entegrasyonla, başarı alındı.. Ki bu sonuç tesadüf değil.. Sabrın, inancın ve emeğin karşılığıyla geldi?
***
Bu hikâyenin iki yönü var. Bir yandan kulüp, temsil ettiği kimliği sahaya taşıdı. Diğer yandan dışarıdan bakanlar da onu bu kimliğin sembolü olarak gördü. Böylece sahadaki mücadele, çoğu zaman futbolun ötesine geçtiğini de gördük, yaşadık!. Kimi zaman bir kimlik ifadesi, kimi zaman bir birlik mesajı oldu.. “Biz buradayız…”
***
Belki de bu yüzden, hayatında topa dokunmamış beyaz tülbentli annelerin duaları kimseyi şaşırtmadı. Burada mesele sadece futbol değildi çünkü.. Aidiyet, umut ve görünürlük. Yani Kürt halkı ve kimliğinin, ortak paydası.. Ve o dualar karşılık buldu. Ülkenin dört bir yanından gelen tebrikler de bunun göstergesi..
***
Siyasetten spora, farklı kesimlerden yükselen mesajlar başarının geniş yankısını ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tebrik mesajı da bu yankının bir parçası olarak, yer aldı… Elbette her büyük başarıda olduğu gibi eleştiriler de oldu.. Ancak ortak sevinç içinde kayboldu gitti. İnanmışlık, dışlayarak değil sahiplenerek büyür.
***
Bugün ülkede farklı bir rüzgâr esiyor. Bu rüzgârın Süper Lig’de daha güçlü hissedileceğine dair inanç yüksek. Asıl önemli olan ise bu başarıyı kalıcı kılmak, hatta daha ileriye taşımak. Bu kulüp için hedef yalnızca ligde kalmak olmamalı. Bulunduğu ligi büyüten, anlam katan bir yapı ortaya koymalı hedeflemeli!. Karakteri olan, kurumsal bir yapı inşa etmelidir!…
***
İki-üç yıl içinde Avrupa kupalarını hedefleyen, altyapısını güçlendiren bir sisteme dönüşmelidir!.. Geçmişten çıkarılacak dersler, özellikle Diyarbakırspor deneyimi bu yolda önemli bir kılavuz olmalı.. İnancın, dayanışmanın ve ortak iradenin neler başarabileceğinin göstergesi olarak diyorum ki, Amedspor’la ikmale gelen bu sportif hikâye burada bitmiyor…Asıl şimdi başlıyor hikayenin, kalıcılığına dair mücadele!!!.
***
Tebrikler Amedspor… Her bijî Amed…
***
GÜNÜN SÖZÜ..
Başarı, azmin, sabrın ve birliğin inanmışlığıyla elde edilir..
Ömer Büyüktimur - Önceki Yazıları
-
MEHTER VE CİRMİ ARASINDA!!!..
02 Mayıs 2026
-
TURİZM VAADİ Mİ, BİRİLERİNE RANT MI?
01 Mayıs 2026
-
BUGÜNÜN SUSANLARI, O GÜNÜN KONUŞANLARIYDI?
30 Nisan 2026
-
ASM’LERDEKİ ÇELİŞKİLER! (Yeni binalar boş, riskli alanlar dolu)
29 Nisan 2026
-
CEZASIZLIĞIN SONU MU?
28 Nisan 2026