CHP’NİN KURULUŞ KAYNAĞI SİYONİZM’E DAYANMAKTADIR!? (II)

Sevgili okurlar..

Bir önceki yazımıza başlık olarak kullandığımız kavramın dibacesinde, sohbetimize devam ediyoruz..

Denir ya nerde kalmıştık?

Yazı başlığının deşifresiyle bilinen gerçek şudur ki; Türkiye’de son bir asır içerisinde yaşanan ve yaşatılan tüm olumsuzlukların ana membaı CHP’dir..

Çünkü “sebebiyet” noktasıdır...

Her şey oradan kaynaklanıyor.

CHP, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonraki “süreçte” gerçek kimliğini dışa vurmuştur...

Malum, 1938’den 1950’lere kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tepesinde, Cumhurbaşkanı olarak İsmet İnönü bulunuyordu...

Her şey İnönü’nün rotasında gidiyordu...

Temel esprileri, dayanak noktaları, ana hedefleri de Türkiye’yi dinsizleştirmekti.

Dinden uzaklaştırmaktı.

Devlet ve halkın arasına fitne sokmaktı.

Ve milleti sömürmekti..

Zira masondu.

Ne hazindir ki bu yolda hayli mahirleşip başarı gösterdiler!

Tüm bu yıkımları yaparken de kendilerince ihdas ettikleri senaryolara, büyük kavram aldatmacasıyla libas giydiriyorlardı!..

“Tavşana kaç, tazıya tut” misali..

Bir taraftan “üst akılların” nam-ı hesabına, “milleti” kırdırmak, diğer taraftan “kurtarıcı” maskesiyle, millete karşı “kendilerini kahraman” olarak, gösteriyorlardı!...

Demokrasinin, laikçiliğin, Atatürkçülüğün vs. vs. zırhı altında, halk deyimiyle “zehir” akıtıyorlardı..

Dayatmacı, antidemokratik, hukukun semtinden bile geçmeyen yasalarla kendilerine “yaşam” alanı oluşturdular…

Ama ülke ve millet için; zerre-i miskal bir hayat kazanımları olmadığı gibi, zenginlik de getirmediler?

Milletin ve ülkenin gelişmesine pranga oldular...

Yüz binlerce masum insanın kanının dökülmesine neden oldular..

İsmet İnönü’nün ana hedefi, İngiltere’nin o dönemin baş murahhası olan yani Dışişleri Bakanı Lord Curzon’ın talimatıyla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni “dizayn” etmekti...

Onların nam-ı hesabına; devleti biçimlendirmek..

***

CHP’nin siyasi seyrinde, üç ana dayanak noktası oluşturuldu...

Hem devlet içerisinde, hem parti işleyişinde...

BİRİNCİSİ... Devleti dinden uzaklaştırmak.

İKİNCİSİ... Devleti batılılaştırmak.

ÜÇÜNCÜSÜ… 1400 yıllık İslam gerçeğini unutturmak!...

Ne hazindir ki “şeflik” dönemiyle bu yolda hayli başarılı oldular...

Çünkü, şifre ve alınan komut belliydi..

Lord Curzon’ın ona düstur ve ilke olarak koymuş olduğu altı oklu amblemin temel ilkeleri yeni bir Türkiye, yeni bir rejim ve yeni müesses bir nizam...

Tek hedef; Türkiye’yi İslam’dan uzaklaştırmak...

Altı okun manasına bakalım...

1- Cumhuriyetçilik

2- İslamsız bir milliyetçilik

3- İslamsız bir vatanperverlik

4- İslamsız bir Türk kavmiyetçiliği

5- Jön Türklük

6- Her şeyin başında gelen ve milletin üzerinde kurulan bir devlet hegemonyası.

***

İşin özeti...

Devlet millete hizmetkâr olması gerekirken, milleti devlete köle haline getirmek!...

Bu 6 ana ilke, prensip, düstur o günün üst aklıyla projelendirildi...

Ve bu projelerin altında, Lord Curzon ile İsmet İnönü’nün imzaları vardır.

* * *

Devletin ekonomiksel, toplumsal, ahlaki değerler, ülkenin bölünmez bütünlüğü, her şeyin varlığı bu üç ana kavramın gölgesinde hayat bulmuştur.

1- Laiklik

2- Dinsizlik

3- Devrim ve İnkılâplar...

Bu itibarla diyoruz ki;

Bugünkü mevcut olan keşmekeşlikler, kargaşalar, siyasi anlaşmazlıklar ve bunların altından çıkan terör odaklarının varlığı, her şekliyle, dün olduğu gibi bugün de CHP’nin plan ve projelerinin üremesidir...

İşte bu üreme, ülkemize hep ama hep zarar veriyor.

Bakınız, bir haftadan beri sıradan bir kadın çıkmış, gazetecilik adı altında “pervasızca” hakaretlerde bulunuyor...

Direkt olarak, şuursuzca edep ve hayâdan yoksun bir şekilde Devlet Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a “salya” akıtıyor...

Şahsına, makamına, Sarayına “yakışıksız”, kavgada bile ağza alınmayacak benzetmelerde bulanacak kadar edepsizleşerek, şımarıklıkla sergiliyor..

Ve bunu dünya kamuoyu önünde yapıyor..

Peki savunucuları kim?

Sol medyanın satılmış piyon ve uşak kalemleri..

Ama diyeceksiniz ki yadırganacak, ayıplanacak bir durum değil ki aynı mahallenin yetmeleridirler..

Yani, kaynak aynı kaynaktır.

Savunucuları da onlardır.

Kamuoyunu en çok üzen ve her şeyden önce insanları utandıran, muhafazakâr, sağcı, milletin dinini imanını muhafaza eden bazı yazar-çizerler, paçavradan ibaret bazı sözde gazetelerin birinci sayfalarından bu kadını savunmaları, ayrı bir garabet durum!

Hele ki bazı muhafazakâr geçinen ve ana muhalefetin yanında yer alan parti liderlerinin de aynı kulvarda yer almaları, bize göre demokrasinin yüz karasıdır.

Çağın en büyük ayıbıdır.

İslam’ın lanetlediği riyakârlık acubesidir.

* * *

Gel gelelim İslam’a yönelik hakaretlerin havada uçuşma hallerine..

Sanatçılık kisvesi altında yıllardan beri namahrem olan tenini “demokrasi, özgürlük ve çağdaşlık” adı altında sahnelerde açıp insanlara teşhir etmekle, şarkı söylemekle, edebiyatçı güruhuna sokulması ve insanlığın atasına, Hz. Adem (A.S)’e ve Annemiz Hz. Havva’ya dil uzatması ve cehaletle yad etmesi hadisesi, akla ziyan bir durum!…

Buna da ne yazık ki sağcı, milliyetçi, inançlı, muhafazakâr geçinen bazı paçavra gazetelerin de destek vermesi, muhalefetteki bazı siyasi partilerin ona sahip çıkmaları…

Der demez ne oluyoruz, sorusunu sormadan geçemiyoruz!..

Amma velâkin, bize göre bu da ayıpların ve çukurun en karanlığıdır.

Edepsizliğin dik alasıdır.

* * *

Evet, sevgili dostlar.

Sözü fazla uzatmayalım.

Her şeyin kısasını özünü şöyle toplayalım.

Yüce İslam dini kutsal bir dindir.

Bu memleket, bu millet, bin yıldan beri geçmişlerinden almış olduğu iman kahramanlığıyla dünyaya ders vermiştir.

Yedi düvelle savaşmıştır...

Ama hepsi de İslam bayrağı altında zaferlerle sonuçlanmıştır...

Başta söylediğimiz gibi Siyonist kaynaklı anlayışların Türkiye’ye hâkimiyeti ve CHP’den himmet alarak bu işleri yapması, gelen giden muhafazakâr iktidarların hiçbir şey olmamış gibi aynı rotada yürümeleri..

Ülkeyi ve milleti bu hale getirmiştir..

CHP ve onun gibi anlayışa, pek söz söylemeye gerek yok..

Çünkü meşrebi belli..

Ama yarım asırdan fazladır ki hükümetler hep muhafazakâr partilerden olmuştur..

Gelen gideni aratır noktasında, CHP’nin membaı olan “müesses nizama” karşı, dik duruş sergilenmemiştir..

Üstesinden gelinmemiştir..

Çünkü millete karşı görevlerini hep ihmal etmişlerdir..

Zira bakınız dün Diyarbakır SÖZ Gazetesinin manşetinde okuduğum bir haberi aynen size nakledeyim.

“İSLAMİ DEĞERLERE ANAYASAL GÜVENCE”

Bu haber çok ümit vericidir.

Bize göre bunun gerçekleştirilmesinde geç bile kalınmıştır.

Haber şöyle devam ediyor;

“Halktan hükümete çağrı: İslam’ın değer ve kutsalları anayasa ile güvence altına alınmalı.”

Haberin altındaki gösterilen kalabalık resim her şeyi anlatıyor.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, ilk olarak siyasete girdiği misyonunu yeniden tazeleyerek at bakışıyla değil, geniş bir açıdan sağını solunu kontrol edip yalaka ve riyakâr düşünceye sahip olan AKP’lileri uzaklaştırması gerekir...

Yepyeni bir Türkiye’ye hizmet etme hareketine geçmelidir.

Tavsiyemiz bu yönde olmakla beraber, “millet ittifakı” adı altında birleşmeye çalışan ve bir türlü bir araya gelemeyen gerek AK Partiden ayrılmış olanlar olsun, gerek diğer partilerden ayrılanlar olsun, CHP’yle işbirliği yapmaktan uzak durmaları gerekir...

Zira yazdığımız gibi CHP dış orijinli bir hıyanet anlayışıdır.

Recep Tayyip Erdoğan’a karşı onunla işbirliği yapmak bize göre ülkeye yapılan en kötü siyasi işlemdir.

Herkes aklını başına alsın.

Kesinlikle CHP, HDP, FETÖ’ye, PKK’ya karşı Erdoğan’ın etrafında sur oluşturmak lazım.

Türkiye’nin yeni bir zaferle kendini dosta düşmana tanıtması gerekir.

Bazı tarihi dayanaklı belgelerin küpürleriyle beraber tekrar sizlerin huzurunuzda olacağız.

Bu akşamki Analiz programını takip etmenizi de tavsiye ediyoruz.

En derin saygı ve sevgilerimle.