KUTSAL KAVRAMLAR ÜZERİNDE YAPILAN TAHRİFATLAR!? (IV)
Sevgili okurlar.
Dünkü sohbetimizin son bölümünde evvelki günkü Diyarbakır SÖZ Gazetesinin manşeti olan “KAÇAK YAPI TARTIŞMASI” haberiyle ilgili, kısa bir paragraf kullanmıştık...
Bugünkü yazımızda daha detaylı bir şekilde sizinle “mevzuyu” derin bir analizden geçirerek paylaşacağımızı belirtmiştik...
Ancak, bu meseleye dahil olmadan önce şöyle resmi genişletmek istiyorum..
Ülkemizin hal-i pür melali nicedir diye?
Hiç kuşkusuz ki toplumsal olarak yaşamakta olduğumuz hal, günlük hayat akışlarının dengesizliği herkesin malumudur..
Ki olumsuzluklar zincirini kimse inkâr edemez.
Gerek ekonomiksel olsun, gerek toplumsal bir ahlaki dejenerasyonla karşı karşıya olma hali olsun; vahim bir tablo var...
Fuhuş, uyuşturucu, faiz, haram yeme başını almış gidiyor.
Buhran var..
Siyaset dili ne kadar makyajlı cümleler kullanırsa kullansın, siyaset dili ne kadar karşılıklı düello yaparsa yapsın hal-i âlem meydandadır.
Toplum yekvücut olarak sabah kalkıyor zamla, faizle, maalesef harama girme zorlamasıyla yüz yüze!.
Helali aramak artık zor...
Akşam yine aynı halle uyuyoruz.
Yani sabah faizle, zamla uyanıyoruz, akşam yine faizle, zamla yatıyoruz.
Bu halimiz gerçekten geleceğimiz için çok düşündürücüdür.
Tüm bunlar yetmiyormuş gibi bir de toplumun milli kutsal olarak bilinen TBMM çatısının altında CHP’nin Grup Başkanvekilinin İslam dinine “çağdışı, ortaçağ zihniyeti” gibi yaftaları yakıştırma hali.
Devletin resmi kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığını ve Başkanını küçük düşürme edepsizliği.
Kılıçdaroğlu’nun tıpkı üstad-ı muazzamı olan efsanevi İsmet İnönü’nün politik oyunlarını sergilemesi gibi!.
Beri yanda, TBMM’ne giren 600 milletvekilinin ister iktidar ister muhalefet mensubu olsun; olup bitene karşı ketumlaşıyor…
CHP’nin İslam’a karşı beslediği kin ve nefrete karşı hiçbirinden bir ses çıkmama gafleti, insanı gerçekten çok üzüyor, çok düşündürüyor.
Allah razı olsun, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, yine o iman ve inanç gayret damarına dokunduğu için, ağızlarının payını veriyor...
Diyanetin 4-6 yaş Kur’an eğitimine “Ortaçağ zihniyeti” diyen CHP’li Özgür Özel’in o sözlerine sessiz kalan Kılıçdaroğlu’na sert tepki gösteren Başkan Erdoğan şöyle seslendi...
“Bre gafil.
Çağdışı olan sensin sen.
Diyanet İşleri Başkanlığı anayasal bir kurumdur.”
Cumhurbaşkanının bu seslenişi gerçekten az da olsa kamuoyunu rahatlatmıştır.
Ama çok az.
Neden mi?
Bu adamın en azından dokunulmazlığının kaldırılması ve hatta ona karşı büyük bir sükûnet içerisinde kalan CHP’nin milli bir parti olmadığını, milletin milli iradesine düşmanlık beslediğini, tarih boyunca milletin inanç duvarını kirletmiş olduğu için en azından bu partiyi artık Türkiye siyasetinden silmeleri gerekir.
En önemlisi de, demokratik parlamenter sistemin içinde olan bir siyasi parti olma vasfının elinden alınması lazım...
Ama heyhat!
Kim bunu yapabilir ki?
Hani o meclis, hani o iktidar, hani o İçişleri Bakanlığı, hani o Adalet Bakanlığı?
* * *
Evet, sevgili dostlar.
Gelelim yerel mevzumuza!?..
Dünkü yazımızın son bölümünde Diyarbakır Söz Gazetesinin bir önceki günkü “KAÇAK YAPI TARTIŞMASI” haberinden söz etmiştik...
“Diyarbakır’da kaçak yapılaşma ve rant alanları ile ilgili tartışmalar sürüyor. TMMOB İl Koordinasyon Kurulu, Kırklar Dağı üzerinden kendilerine yönelik eleştirilere tepki gösterdi...”
Diyarbakır’da uygulanan imar affıyla kentte rant alanları yaratıldığı ve kayyım yönetimindeki belediyelerin rant amaçlı kaçak yapılaşmaya izin verdikleri yönündeki iddiaların tartışması ve karşılıklı suçlamaları devam ediyor.
Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB), 30 Aralık 2021’de Diyarbakır Adliye binası önünde açıklama yaparak kaçak yapılaşmaya izin veren yetkili kurum ve kayyımlar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Bunun ardından Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi kayyımı Vali Münir Karaloğlu ise “kentsel dönüşüm” adı altında başlatılan çalışmalar ile ilgili TMMOB’un açıklamalarına dikkat çekerek “Diyarbakır'da valisi ile milletvekili ile ilçe belediye başkanlarıyla ihlâsla, samimiyetle çalışan bir ekip var. Bunu siz de görüyorsunuz ama ne yazık ki iradeniz yok. İradenizi başkasına teslim etmişsiniz. Elinize tutuşturulan bildiriyi okuyorsunuz. Bu şehrin sahibi var” açıklamasında bulundu.”
Sevgili dostlar.
Bildiriye cevaben Büyükşehir Belediyesi kayyımı Vali Münir Karaloğlu’nun hakaretvari konuşmasına bir bakar mısınız?.
“İradeniz yok, iradenizi başkasına teslim etmişsiniz”
Diyarbakır halkını temsil eden bir odanın üyelerine mi sesleniyor veyahut buna itiraz eden herkese mi?
Peki, sormazlar mı?
Sayın Valim!
Bazı belediyelerin İmar Müdürlüğü bölümündeki işlerin hantal yürümesi ve vatandaşlara “bugün git, yarın gel” denmesi havasına ne diyorsunuz?
Özellikle İmar Müdürlüğünde işler o kadar hantal ki bilmiyorum farkında mısınız, değil misiniz?
Farkındaysanız, rıza gösteriyorsunuz demektir.
Farkında değilseniz, büyük bir vurdumduymazlıkla karşı karşıyayız demektir.
Vatandaş istihdam yaratmak istiyor.
Yatırım yapmak istiyor.
İş yapmak istiyor.
Devlet yanında tarih boyunca yer alan çok önemli bazı iş çevrelerinin işleri özellikle savsaklanıyor.
Sanki kasıtlı bir hareket var.
Basmakalıp anlayışlarla bu halk karşı karşıyadır.
Bilemiyoruz.
Sizlerden önce Cumali Atilla vardı.
Cumali Atilla’nın yaptığı kirli işler ayyuka çıkmıştı.
Dinlenme odasıyla özel banyo mekânları, o dönemin parasıyla 2,5 milyon liraya donatılmıştı.
Basına da aksetmişti durum.
İçişleri Bakanlığı sıkışınca onu hemen oradan aldı..
Siz de ne yazık ki bazı kötü niyetli insanların, neidüğü belirsiz devşirme politikacıların hükmen de olsa yanında olduğunuzu kendi çalışma hareketinizle, kendinizi ele veriyorsunuz.
Bu itibarla diyoruz ki;
Lütfen.
Gerçekten siyaset ve siyasetçilerin yanında olan bir kayyım olmaktan ise Vali sıfatıyla devletin kayyımlık görevini yerine getirip devletle halkı birbirine yanaştırma fonksiyonu yaratmanız gerekir...
Ama ne yazık ki her halükarda çalışma stiliniz bu hali muhal kılmıştır...
Vatandaş sizin tarafgirliğinizden oldukça ızdıraplıdır.
Kişisel rantına çalışan siyasetçilerin yanından uzaklaşmanız, halka yakınlaşmanız daha iyi olur tavsiyesinde bulunuyoruz.
Haber merkezimize gelen halkın sesi, halkın ızdırapları hep bu yöndedir.
Çünkü vatandaş bir seneden beri, iki seneden beri ticari konuta çevrilmiş arsalarının sağında solunda başka imar planı verilmiş.
Kendi arsalarına apayrı bir imar planı verilmiştir.
Çok büyük çelişkiler olduğu açık ve nettir.
Bu itibarla vatandaş böylesine çelişkili imar uygulamasından şikâyetçidir...
Gerek Ankara’ya, Bakanlıklara, hatta Cumhurbaşkanlığına da bu ızdıraplarını iletmek zorunda kalan vatandaşlar var.
En derin saygı ve sevgilerimle.