MÜESSES BİR NİZAMIN KOKUŞMUŞLUĞU DİKKAT ÇEKİYOR!?

“POLİSLER ÇOK ŞAŞIRDI” ara başlığıyla haber şöyle devam ediyor;

“Çetenin kurduğu milyon dolarlık şirket üzerinden 4 ayda naylon faturalar düzenlendiği belirlendi.

Şirketin sahibinin İbrahim D. olduğu ve Adana’da yaşadığı anlaşıldı.

Adana’ya giden polis ekipleri karşılarında elbiseleri yırtık, kir pas içinde, dişleri sökülmüş evsiz İbrahim D.’yi görünce gözlerine inanamadı.

Ankara’ya götürülüp hücreye konulan İbrahim D. ile ilgili gerçek burada ortaya çıktı.

Akıl sağlığı yerinde değildi, çete üyelerinin işledikleri suçtan kaçmak için şirketi İbrahim D.’nin üzerine yaptıkları ortaya çıktı. İbrahim D. Cezai ehliyetinin olup olmadığının belirlenmesi için detaylı sağlık kontrolünden geçirileceği öğrenildi.

İbrahim D. Hakkında daha önceki yıllarda uyuşturucu bulundurma, kasten yaralama, kötü muamele, dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma gibi suçlardan işlem yapıldığı ve sabıkası bulunduğu belirlendi.”

***

Sevgili dostlar..

Deyin bakayım..

Bu yaşananlara gülelim mi, ağlayalım mı?!

Hakikaten içinden çıkılmaz bir hal yaşıyoruz…

Mekir, hile, oyunlar havada uçuşuyor.

Peki, tüm bunlar nerde yaşanıyor…

Ne yazık ki, Türkiye’nin başkenti olan Ankara’da yaşanıyor…

Bu çetenin uzantısı çok derindir ve çok kapsamlıdır.

Ama ne yapacaksın, “burası Türkiye” diyorlar ya?

En kilit noktadaki adamlar gece yarısı yakalanınca hemen “birileri” devreye giriyor..

Eli uzun, ensesi kalın, göbeği şişikler müdahil oluyor…

Ve birden oyunlar değiştiriliyor, isimler değiştiriliyor..

Ve adama göre kayırma..

Kimler kimleri kayırıyor..

Mesela, S.Aykaç gibi dolandırıcı bir sahtekâr.. Ki Ankara’da nam yapmış biri..

Ama gel gör ki gözaltına alınıyor, sonra ne hikmetse serbest bırakılıyor..

Oysaki basın, bizler dâhil olmak üzere yıllardan beri bu çetenin içindeki S.Aykaç’ı yakından tanıyan ve bilen biriyiz…

Kendisi Diyarbakırlıdır..

Ankara göbeğinde döviz ve kuyumculuk işi yapıyor.

Devlet ihalelerini organize eden biri…

Özellikle Devlet Hava Meydanlarının ihalelerini organize ediyor…

Bundan birkaç sene evvel DHMİ’nin başındaki Genel Müdür olarak görev yapan bir bayanın eşiyle büyük işbirliğine girdi…

Bu insan bir çırpıda, o kurumdan daha evvel hiç ihale almayan bir şirketi kandırarak ihaleyi yüzde 2 gibi bir tenzilatla pazarladı..

İhaleyi o firmaya düşürdü..

O firma yer teslimi alır almaz, hiç iş yapmadan bir hafta içerisinde ilk hak ediş yapıldı… Ki o hak edişin miktarı 8 milyon lira.

Hayali bir hak ediş..

Şirket elemanı olan bir gencin imzasını alıyor, yetki imzasını kullanıyor ve o para çekiliyor..

İşte bu paradan 7 milyon lira elden S.Aykaç’a pay olarak veriliyor..

Ve bu S.Aykaç isimli büyük insan (!) neredeyse 10 yıl önce kahvecilik yapıyordu, seyyar satıcılık yapıyordu, çantacılık yapıyordu, şimdi ise denizlerde yat sahibi.

Kaç tane yatı var!

Serveti katrilyonlara kadar yükseldi.

Bu kişi de şebekenin içinde suçüstü olarak yakalanıyor, ama sorgusu yapılmadan yine serbest bırakılıyor.

İşte Erol Evci’nin arkadaşlar silsilesi içerisinde S.Aykaç’ın da içinde olduğu açık ve nettir.

Bunu böyle özetleyelim.

* * *

Evet, sevgili dostlar.

Diğer yazılı medyanın sayfalarına bakarsak…

İşte Sözcü Gazetesinin manşet haberi..

“MAAŞ ZAMMINI ALDILAR, MECLİS’İ 1 HAFTA ERKEN TATİL EDEP HACCA GİTTİLER..”

İri puntolu haber…

Meclis tatile giderken AK Partili bayanlar ve erkekler, “tatile çıkıyoruz” pozuyla birbirleriyle sarmaş dolaş.

Sayfanın alt bölümüne bakıldığında eski Refah Partili ve aynı zamanda AK Partinin ilk kuruluşunda Maliye Bakanlığı görevini yapan, bugün de Cumhuriyet Halk Partisinde yer alan Abdullatif Şener var.

Vekil, AK Partilileri böyle uyardı diye yazılıyor;

Ülkeyi kara para aklama merkezi yapacak kanunlar çıkarıyorsunuz.

İktidar yurtdışındaki kayıt dışı para ve altınını getirebilecekleri varlık affı çıkardı.”

***

Bir başka haber.

Bu kez CHP’li Deniz Yavuzyılmaz’ın Sayıştay raporuyla ilgili iddialarına dikkat çekiyor…

“Demirören’e Ziraat’ten 950 milyon dolar kredi niye verildi?

Bu işte kamu yararı mı vardı?

Demirören Medya Grubuna verilen kredi, meclis KİT komisyonunda tartışma konusu oldu.

* * *

Evet, sevgili dostlar.

Diğer bir haberin başlığı da şöyle;

“DOMUZDA DEĞİL, BENZİNDE VERGİYİ İNDİRİN”

Yorum aynen şöyle;

DYP’li Cemal Enginyurt, domuz etinden alınan vergiyi indiren iktidara seslendi.

Domuzda vergiyi indireceğine akaryakıtta, gübrede vergiyi sıfırla, elektrik, doğalgaz fiyatlarını indir..”

***

Sevgili okurlar.

Şunu da ilave etmeden geçemiyoruz.

Şu DYP’li Cemal Enginyurt’un söylediklerine göre gerçekten temel gıdadan tutun da temel ihtiyaç olan önemli gıda ürünlerine kadar bırakın vergiyi katlama zamlar geliyor ki vergi de yüksek.

Ama gıdadan sayılan et birimlerine bakıldığında, domuz etine dahi vergi indirimi geliyor.

En düşük tabakadan vergi alınıyor yani.

Hop hop hayrola!

Bu ne hal?

Sormazlar mı?

Domuz eti?!

Müslüman bir ülkede domuz etinin satışı ve vergilendirmesinin de düşük olması; neyle izah edilir?!.

Aynı zamanda 2014 yılına kadar domuz eti ithalatı yasaktı.

Her ne ise görülen lüzum üzerine mi diyelim 2014’te AK Parti döneminde domuz eti ithalatı serbest oldu.

Dahası var.

Vicdanları titretiyor…

2011’de aynı iktidarın eliyle İstanbul Sözleşmesi imzalandı…

Ki o dönem Cumhurbaşkanı Hacc’ül Harameyn, Müslüman, muhafazakâr (!) Abdullah Gül’dü.

Başbakan da muhterem Recep Tayyip Erdoğan’dı.

2014’te tıpkı domuz etinin ithalatının serbestiyeti dönemindeki gibi, İstanbul Sözleşmesinin yürürlüğe girmesi ne hazindir ki dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’ydu.

Cumhurbaşkanı ise Recep Tayyip Erdoğan…

Evet, evet.

“Ve-sselâmu ‘alâ meni-ttebe’a-lhudâ”

“Hidayete tabi olanlara selam olsun.”

En derin saygı ve sevgilerimle.