AİLE OCAĞI/KADININ KOCASINA KARŞI GÖREVLERİ (4)

Bundan önceki yazılarımızda aile ocağının önemi hakkında bazı açıklamalarda bulunduk, erkeğin karısına karşı görevleri hakkında bazı bilgileri verdik. Bu yazımızda da kadının kocasına karşı olan görevleri hakkında bazı bilgileri vereceğiz. Erkeğin karısına karşı görevleri olduğu gibi, kadının da kocasına karşı görevleri vardır. Bundan önceki yazımızda belirttiğimiz gibi Allah Kur’an-ı Kerim’de erkeği kadının koruyup korucusu olduğunu haber vermekte ve iyi kadınlar da kocalarına itaatkâr olup onların gıyabında dürüst davranmalarının gerektiğini belirtmektedir. Buna göre kadın, kocasını evin reisi, büyüğü, amiri ve yöneticisi olarak kabul edip ona saygılı davranmalı, ikisi beraber evlerini cennetin bir köşesi haline getirmeye çalışmalıdırlar. Yine ayette haber verildiği gibi birbirlerine dürüst davranmalıdırlar. Kur’an’ın başka bir yerinde de, kadın ile erkeğin birbirlerini tamamladıkları haber verilmektedir:

            “Mümin erkeklerle mümin kadınların da bir kısmı, bir kısmının velileridir. Onlar, iyiliği emreder, kötülükten alı korlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Çünkü Allah azizdir, hikmet sahibidir.”

            İyiliği emretme ve kötülükten sakındırma konusunda görüldüğü gibi kadın ile erkek arasında Kur’an’da bir ayırım yapılmamaktadır. Erkek, kadına iyiliği emredip onu kötülükten sakındırma sorumluluğunu taşıdığı gibi kadın da erkeğe iyiliği emredip onu kötülükten sakındırma sorumluluğunu taşımaktadır. Eğer kadın doğuştan bir eksikliğe veya bir yamukluğa sahip olmuş olsaydı, onun iyiliği emredip kötülükten sakındırması düşünülmezdi. Yaratılıştan eğri olan, başkasına nasıl rehberlik etsin ki? Buna göre erkek, hanımını kendi düzeyinde bir insan olarak kabul edip onu küçük görmemesi, ona hoş davranması ve hayatı onunla paylaşması gerekir. Aynı şekilde kadının da kendisini kocasının tamamlayıcısı olarak görmesi, hayatı her alanda onunla paylaşması, onun yardımcısı ve destekçisi olması icap eder. Halk arasında, “Başarılı her erkeğin arkasında, onu destekleyen bir hanım vardır!” özdeyişi, boşuna söylenmemiştir.

            Esma binti Yezid, Hz. Muhammed’e (sav.) ilk biat eden Medineli hanımlardan biriydi. Bu bayan, çok güzel konuşurdu. Zaman zaman Hz. Muhammed’in (sav.) huzuruna çıkar, kadınların sormaya çekindikleri konuları ona rahatlıkla sorardı. Hz. Muhammed (sav.) de Esma’yı takdir eder, utanma duygusunun dinlerini öğrenmeye engel olmadığını söyleyerek Medineli hanımları överdi. Esma Hatun, Hz. Muhammed’den (sav.) seksen bir hadis rivayet etmiştir. Bir gün sahabe hanımlar, onu Hz. Muhammed’e (sav.) göndermişler. Esma, Hz. Muhammed’e (sav.) şunları söylemiş:

“Anam babam sana feda olsun ya Resûlallah! Ben, sana kadınların elçisi olarak geldim. Allah, seni bütün erkek ve kadınlara peygamber olarak göndermiştir. Biz, sana ve senin Rabbine iman ettik. Kadın olduğumuz için, eşimizin evinde oturur, ona karılık yapar ve çocuklarını karnımızda taşırız. Erkekler ise, Cuma namazı kılmak, camiye ve cemaate gitmek, hastaları ziyaret etmek, cenazelerde bulunmak, birden fazla hacca gitmek gibi hususlarda bize üstünlük sağlamış bulunuyorlar. Bütün bunların en önemlisi, Allah yolunda cihada çıkmaktır. Erkekler, bu türlü görevler nedeniyle evden çıktıkları zaman, kadınlar olarak biz, onların mallarını koruruz, iplik eğirip onlara elbise yaparız, çocuklarını besleriz. Buna göre biz kadınlar, erkeklerin bu ve benzeri konularda kazandıkları hayır ve sevaplara ortak olamaz mıyız?” Esma’nın bu sözlerini pek beğenen Hz. Muhammed (sav.), ashabına dönerek, “Siz, bir kadından din konusunda sorduğu bir soruda bundan daha güzel bir söz işittiniz mi?” diye sormuş. Sonra da Esma’ya dönerek ona da şöyle seslenmiştir:

“Ey hanım! İyi anla ve seni buraya gönderen hanımlara da iyice anlat ki, bir kadının kocasıyla güzel geçinip onun hoşnutluğunu kazanması, sevap bakımından o saydığın üstünlüklerin hepsine denktir.”

Bu olaydan sonra Esma, kadınların hatibi anlamında “Hatibetu’n-Nisa” lakabıyla anılmıştır. Onun, Hz. Muhammed (sav.)’in vefatından sonra yapılan Yermuk savaşına katıldığı ve çadır direği ile dokuz Bizans askerini dövmüş olduğu rivayet edilmektedir. 

Hz. Muhammed’in (sav.) bu olayda anlatmış olduğu kadının kocasıyla güzel geçinip onun hoşnutluğunu kazanması olayı, aile hayatının mutluluğunda son derece etkili olan bir faktördür. Bu nedenle olacak ki o, başka hadislerde de bu olayın önemi üzerinde durup bu konuda açıklamalarda bulunmuştur: “Hangi kadın kocasının hoşnutluğunu kazanarak vefat ederse, Allah ondan razı olur”

Hz. Muhammed (sav.) başka bir hadiste şu açıklamalarda bulunmuştur: “Hepiniz birer çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan sorumlusunuz. Devlet amiri, manevi bir çobandır. Her adam, ehli, aile bireyleri arasında bir çobandır ve çobanlığından sorumludur. Kadın, kocasının evinde bir çobandır ve çobanlığından sorumludur. Hizmetçi, hizmet ettiği kişinin malı içerisinde bir çobandır ve çobanlığından sorumludur. Evet, hepiniz çobansınız ve çobanlığınızdan sorumlusunuz.” Bu hadiste de anlatılan çobanlık, manevi sorumluluğu ifade etmektedir. Ona göre her kadın, kocasının evinde bir çoban konumundadır ve çobanlığından sorumludur. Kadın, kocasının malını, canını, neslini, namusunu korumak mecburiyetindedir ve bu konularda kocasına karşı herhangi bir hıyaneti olmamalıdır. Bunun yanında Hz. Muhammed (sav.) kadının, kocasının uygun görmediği kimseleri evine almamasının gerektiğini de vurgulamıştır.

Hz. Muhammed (sav.), veda hutbesinde sosyal içerikli çeşitli konularda açıklamalarda bulunmuştur. Önemi nedeniyle kadınlarla ilgili ve kadın hakları konusunda da geniş bilgi vermiştir. O, veda hutbesinde kadınlarla ilgili açıklamalarının bir bölümünde şöyle söylemiştir:

“Dikkat ediniz! Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin onlar üzerindeki hakkınız, onların yataklarınıza ihanet etmemeleri ve sevmediğiniz kimseleri evinize almamalarıdır! Onların sizin üzerinizdeki hakları ise, giyecek ve yiyecek hususunda onları mahrum etmemenizdir.”

Karı kocanın karşılıklı görevleri, birbirlerini tamamlayan bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Kadının, kadınlık görevini yerine getirmek suretiyle kendisini kocasına beğendirmeye, ona güven vermeye çalışması gerektiği gibi, erkeğin de karşılıklı güven, saygı ve sevgiyi oluşturmak için çaba sarf etmesi icap etmektedir. Çünkü evlilik, karı kocanın karşılıklı saygı, sevgi, sadakat ve birbirlerine verecekleri güven ile yürümektedir.

SONUÇ

            İnsan sosyal bir varlıktır, aile ocağında kendisine düşen görevleri yerine getirmek suretiyle hayatını devam ettirmektedir. Haliyle aile ocağında karı kocanın karşılıklı görevleri vardır. Her kişi haklarını düşünmeden önce görev ve vazifelerinin bilincinde olmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Aile, insan, karı, koca, görev ve sorumluluklar.


Yorumlar

Yorum Yap