DİYARBEKİRSPOR’UN SEYİR DEFTERİ?
Diyarbekirspor, Diyarbakır’ı temsilde nevi şahsına münhasır bir kulüp!
Kendi kendine… Bir şirket takımı. Sahibi belli, yönetim biçimi belli, karar mekanizması belli…
Herkesin malumu. Var mı, yok mu? Kâğıt üzerinde var. Liglerde adı geçiyor, sahaya çıkıyor, forma giyiyor.
Ama halk nezdindeki karşılığı?
İşte orası tartışmalı…
Bir türlü ne o kentte ısınabildi, ne de kent ona ısınabildi?
Zaten, Diyarbakır kamuoyunda ne kadar karşılığı olduğu, yıllardır cevap bekleyen sorulardan biri.
3. Lig ile 2. Lig arasında sürekli bir “merdiven turu”… Bir aşağı, bir yukarı. İddia yok. Hedef yok. Kalıcı bir sportif proje yok. Şampiyonluk hedefi deseniz, o da yok.
***
Peki amaç ne?
Kulübün ve takımın üzerinde ticari bir faaliyet yürütmek mi?
Öyle anlaşılıyor. Zaten eleştiriler ve tepkiler yoğunlaştığında karşı refleks de hazır.
Yetkilisi..
“Biz şirket takımıyız, bize ne, size ne?”
Aynen… Bize ne? Ama bir dakika!
Madem “bize ne” diyorsunuz, o zaman neden Diyarbakır adıyla anılıyorsunuz?
Neden gittiğiniz her yerde Diyarbakır’ın temsilcisi olarak tanınıyorsunuz?
Neden Diyarbakır’ın adı forma üzerinde, tabelada, haberlerde ve lig fikstüründe yer alıyor?
İşte bizim iki kelam etme sebebimiz tam da burası.
Kimsenin şirketine, ticari hesabına, özel mülkiyetine karıştığımız yok.
Ama konu Diyarbakır ise… Konu futbol ise… Konu, bu kentin adıyla sahaya çıkan bir takım ise…
Orada söz söylemek de eleştirmek de sorgulamak da bu şehrin hakkıdır.
***
Gelelim asıl meseleye… Her sene-i devriyesinde bir kulüp başkanı değişikliği!
Gerçi artık “kulüp başkanı” demeye de dilim varmıyor.
Kulüp müdürü desek daha mı doğru olur?
Çünkü görüntü şu. Davul boynunda, tokmak başkasının elinde… Başkan koltuğunda oturanın yetkisi ne kadar?
Kararları kim veriyor?Sportif yapılanmayı kim belirliyor?Teknik kadroyu kim seçiyor?Transfer politikasını kim oluşturuyor?Hedefi kim koyuyor?
Ve en önemlisi… Kulübün geleceğine kim karar veriyor?
Bu sorular cevaplanmadığı sürece, koltukta oturan kişinin “başkan” sıfatının ne anlam ifade ettiği de tartışılır.
***
Daha iki hafta önce yazmıştım.
Berat Güneş, “kulüp müdürlüğü” koltuğunun renginin tam olarak farkına varmadan, “vaatler balon” diyerek istifa etti.
Malum… Kulübün sahibi iş insanı Feyzi İlhanlı. Kulüple, futbolla ve faaliyetlerle ne kadar ilgileniyor, bilmiyorum.
Muhtemelen bizatihi kendisi yok..
İlla ki, birileri onun namına bu işleri takip ediyordur.
Ancak seyir defteri sorgulatıyor!
Şimdi ise Güneş’in yerine Arif Osman Gençtürk'ün Kulüp Başkanlığına geldiği konuşuluyor.
Atama basına yansıdı. Kulüp tarafından da bu atamanın yalanlandığına dair bir açıklama gelmedi.
***
Peki Gençtürk kim?
Futbol yöneticiliği siciline baktığımızda, maşallah hayli kabarık!
Yönetmediği kulüp neredeyse kalmamış.
Bir süre Elazığspor… Bir süre Kastamonuspor… Şimdi de Diyarbekirspor.
İyi de… Diyarbakır nere, Kastamonu nere, Elazığ nere?
Elbette futbolda şehir değiştirmek, kulüp değiştirmek suç değil.
Yöneticilik yapmak da herkesin hakkı. Ancak burada sorulması gereken başka bir soru var. Bir kulübün başına getirilen yöneticiden beklenen nedir?
Kulübü tanıması mı? Şehri tanıması mı? Taraftarı bilmesi mi? Kulübün yapısını anlaması mı?
Yoksa sadece koltuğu doldurması mı?
Üstelik Gençtürk, 1 Haziran 2026’da GMG Kastamonuspor’un olağan genel kurulunda başkanlığa seçilmişti.
Aradan yaklaşık 20 gün geçti.
Gençtürk, yönetim kuruluyla birlikte istifa etti.
Yani bir kulübün başkanlığı yaklaşık 20 gün!
Şimdi aynı isim Diyarbekirspor’un başına geliyor.
Hal böyle olunca insan ister istemez soruyor. Diyarbekirspor’daki başkanlık koltuğunun ömrü ne kadar olacak?
Bir sezon mu? Birkaç ay mı? Yoksa birkaç hafta mı?
***
Ancak mesele Arif Osman Gençtürk’ün şahsı değil.
Mesele sistem. Mesele anlayış. Mesele, Diyarbekirspor’da başkanlık makamının gerçekten başkanlık makamı olup olmadığıdır.
Eğer başkan kendi iradesiyle karar veremiyorsa… Sportif yapılanmada söz sahibi değilse… Kulübün geleceğine ilişkin tasarrufu yoksa…
Kendisine biçilen rol yalnızca kamuoyuna karşı kulübü temsil etmekten ibaretse…
O zaman kusura bakmayın. Buna başkanlık değil, müdürlük denir.
Ve başkan değiştikçe sorunların değişmediği yerde, aslında değişen sadece koltuktaki isimdir.
***
Benim merak ettiğim şu! Arif Osman Gençtürk, Diyarbekirspor’daki koltuğunda ne kadar kalacak?
Bir başka soru daha. Gençtürk gerçekten başkan mı olacak, yoksa kendisinden önceki isimler gibi “kulüp müdürü” olarak mı görev yapacak?
Ve en önemlisi… Diyarbekirspor’un bu şehir için gerçekten bir hedefi olacak mı?
Yoksa yine aynı senaryo mu oynanacak?
Başkan gelecek…Başkan gidecek…Teknik direktör değişecek…Futbolcular değişecek…
Ama Diyarbekirspor’un hikâyesi değişmeyecek!
Bir aşağı… Bir yukarı… Bir koltuk… Bir istifa… Bir yeni isim… Ve yeniden başa dönüş!
***
Demiştim!.. Diyarbekirspor’un asıl sorunu, kimin başkan olduğu değil.
Başkanlığın ne anlama geldiği. Eğer bu kulüp Diyarbakır’ın adını taşıyorsa, bu şehrin insanına karşı da bir sorumluluğu vardır.
“Biz şirket takımıyız, bize ne?” denilebilir. Ama o zaman bizim de söyleyecek tek bir sözümüz olur:
Madem bize ne diyorsunuz; o hâlde neden hâlâ Diyarbakır diyorsunuz?
Gerisi… Kamuoyunun takdirine kalmış.
***
Lig 6 Eylül’de başlıyor.
Ama bugün, Diyarbakır’da tek bir kişinin bile “Diyarbekirspor’da ne oluyor, ne bitiyor, transfer yapıldı mı, teknik heyette kim var?” sorularına net cevap verebildiğinden emin değilim.
Bilinen tek şey, başkanın yine değiştiği…
Neyse… Biz yine de başarılar dileyelim!..
***
GÜNÜN SÖZÜ…
Bir koltuğun adı başkanlık olabilir; ama yetkisi yoksa, o koltuk sadece müdürlük koltuğudur.
Yazarın Önceki Yazıları

Yorumlar