EĞİTİM CAMİASI KARIŞTI!…
Diyarbakır’da “Eğitim ve Öğretimdeki” harap hali her fırsatta, yazıyorum!.. Ki son, dört-beş yazım, bu minvalde oldu.. Ama diyeceksiniz ki, Diyarbakır’ın özelinde işleyiş dün olduğu gibi bugün de; “sağlıklı” değil.. Hep arızalı, hep siyasi, ideolojik, adamcılık ve politize olmuşlukla kurgulu, rant merkezli faaliyetler öne çıkmıştır, çıkmaktadır!
***
Tüm bunlar “kurumsal” kimliğin sicil defterinde, “eksiler” olarak yazılı.. Onun içindir ki; “dikiş tutmuyor”.. Müdür ve müdür yardımcılarını “öğüten” bir kurum haline geldi.. Gelen gideni aratırcasına “buldozer” misali, kendisine özgü “saltanat” oluşturmayla, meşgul.. Ne eğitimle, ne öğretimle, “meşguliyet” yok.. Nitekim, Diyarbakır her yönüyle “eğitimdeki başarı çıtasının” son kertiğinde!..
***
Beri yanda, Eğitim camiasındaki “siyasi ve ideolojik” kutuplaşma kadar, sendikal iç çekişmeler de çok şirretliliğiyle “yaka silkeletircesine”, hadiselere ev sahipliği yapıyor.. Ki ağzını açan, yaşananlara “yazık” deyip, “Eğitim camiası bu hale mi düşecekti, düşmemeli” diyor.. Ama kime dersiniz!?. Deseniz de, anında algı operasyonuyla “afaroz” edilirsiniz!…
***
Önceki akşam, kanaldan ayrılırken bir telefon aldım. Ardından da, bir mail geldi.. Mevzu bir süredir “kaynayan kazan” misali Eğitim Bir Sen 1 Nolu Şubesindeki “sendika seçimleriyle” alakalı, “vahim derecede” kutuplaşmanın, yaşandığını haber alıyordum.. Taraflar her alanda; “birbirine kılıçları çekmiş..”
***
Gelen mail, “muhalif kanat’a” ait.. Ki, dün baktım sosyal medyada hayli yayılmış!.. İçerik, Eğitim Camiasında “bunlar nasıl yaşanır” dedirten, korkunç, ürkütücü, vahim, dehşetli, her yönüyle “suçlar” içerip, adli ve idari tahkikati gerektiren, iddialardan söz ediliyor.. Tabi ne kadar doğru, ne kadar gerçek dışı, meçhul!…
***
Muhalif Kanat’ın “kamuoyuna” başlığı altındaki duyurusundaki son satırdaki ifade, dikkat çekici.. “Bu çirkin rekabetin hayır getirmeyeceğini ve sendikanın kimliğine zarar vereceğini öngörüyoruz.” Bu ifadenin son cümlesi ise şöyle bitiyor.. “Bütün bu nedenlerden dolayı muhalif kanat olarak seçim sürecinden çekiliyoruz"…
***
Vaziyet der demez, dikkatleri mevcut hal-i hazırdaki Eğitim Bir Sen yönetimine çevirdi.. Enva-i suçlamanın yer aldığı bu iddialara, kendileri ne diyecek?!.. Yazıyı kaleme aldığım saatlere kadar, bize ve kamuoyuna yansıyan bir beyanat, açıklama ve duyuru olmadı.. Olduysa da, biz vakıf olmadık!.. Malum, erkenden yazıyı gazeteye gönderme mecburiyeti var ya!..
***
Ama muhakkak ki, bir şeyler söylenecek bu iddialara karşılık.. Çünkü, yenilir, yutulur iddia ve suçlamalar içermiyor.. Nasıl bir yanıt gelir bilmem… Onu bekleyip göreceğiz.? Ama velakin, “kaynayan kazanın” fokurdamasının taşıma etkisi ve yayılma alanı ne kadar etkili olursa olsun ya da olmasın; Eğitim Bir Sen’deki dışarıya taşan “iç bunalım” tez be tez aşılacak gibi değil…
***
OY AVCILIĞIYMIŞ!…
Sevsinler sizi e mi!.. Ama yok.. Sizin sevilecek hiç bir yönünüz yok.. Olacağı gibi de görünmüyor.. İşte, yine sahnede “istemezükçüler..” Ezberci, peşin hükümcü, zihni fakirler.. İktidarın, şu “Sosyal Konut Projesine” yönelik, bildik zırlatmalarını, tekerrür etmişler.. Her “işte” olduğu gibi..
***
Zat-ı na muhteremlerden biri çıkmış diyor ki…”Bu oy avcılığıdır.?’ Bazıları var ki, “biz iktidara gelirsek…” Eee ne yapacaksınız?!.. “Tüm bu projeleri” iptal edeceğiz, işi yapan müteahhitleri kapı önüne koyacağız.. İyi bari, oradan konut alanların da, mallarına, mülklerine ödedikleri paralara da, “el koyacağız” desenize!…
***
Eee be “zihni fakirler…” Yahu siz hangi dünyada yaşıyorsunuz… Oy avcılığı için ha!.. İyi de, Siyasi Partiler milletten “oy alabilmek” için, hizmet vaadinde bulunmazlar mı?… Hele ki, iktidara gelmiş olanlar.. Elbette ki, “iktidarlarını devam” ettirme hedefiyle, hizmet üretirler, çalışırlar, emek ortaya koyarlar.. Ahalinin beklentilerine yanıt verirler, istek ve taleplerini yerine getirirler.. Ve doğal hakları olarak da, buna karşı milletten “karşılık noktasında, oy beklerler?..”
***
De hele, “siyaset başka” nasıl yapılır!.. Ya da iktidarlar “iktidarlarını” devam ettirmek için, nasıl bir icraatın içerisinde olmaları gerekir!.. Yoksa sizin şu “istemezükçülüğün” anlayışının vazgeçilmez ilkesi olan; “yalan-dolan” kurgusuyla, siyaset yapılır… Yani, “namus, şeref” sözü verip, hiçbir şey yapmamaktır sizdeki siyasi mekanizmanın işleyişi!!..
***
Verilen vaadleri yerine getirme..,“Sözünde” durma.. Sabah dediğini, akşam “çilingir sofrasında” unut.. Ya da o masada söyleneni sabah, “sarhoştum” deyip, üstüne yat.. Yol, köprü, havaalanı, üniversite, hastane, konut, uçak, araba, tank, helikopter, Siha, İha üretme!.. Elektrik, doğalgaz üretimini artırmaya çalışma!.. Sel olsa, deprem olsa, felaketler yaşansa; “bırak öyle” kalsın, kime ne olursa olsun, de!..
***
Peki ne yapalım!.. Biliyorum Ağustos böceğine haksızlık olacak.. Ama, benimsenen bir vecize söze dönüştüğü için.. Bunların Alayı Ağustos böceği “tembelliğiyle”, Karıncanın faaliyetlerine, ırak kesilenlerdir.. Yaptıkları iş belli, bol bol “heykelcikler” yaparlar… Yaldızlı, süslü, püslü cümleler kurup, “demokrasiden, insan haklarından, özgürlükten, eşitlikten” dem vurup sahillerde “tatil” yaparlar…
***
Velhasıl!.. İster oy avcılığı olsun.. İster AK Parti’den “küsenlerin” geri dönüşlerine yönelik olsun..Ya da, ekonomide yeni bir sayfa diye görülsün.. Her nasıl bir etkisi olacak, ya da olmayacaksa!.. Şöyle, ideolojik “sapkın” bir düşünce ve istemezükle değil, salih bir zihinle mevzuya bakarsak!… Mevzu netice itibariyle, “onbinlerce ailenin” ev sahibi olabilme, şansına ve imkanına kavuşması söz konusu!.. Düne kadar “kiracı” olma çilesiyle, göçebe hayatı yaşayan “başını sokabilecek” kendisine ait bir eve kavuşmuş olacak!..
***
81 İl’e ve ilçelerine “sirayet” eden bir proje!.. Ki daha ilk günde, yüzbinleri aşan başvurular var… Gerek başvuru şartları, ödeme koşulları, konut, iş ve arsa noktasında; gerçekten hassasiyeti yüksek bir hesap ve çalışma, sergilenmiş.. Üstelik, daha temeller bile atılmadan, ekonomiye hızlı ve yüksek dozajlı bir “hareketlilik” girişi oldu.. Ki, inşaat sektörü 300’e yakın “iş sektörünü” ayakta tutup, işleten bir alan olması münasebetiyle, 84 milyonun tümüne yansıması olacak!..
***
Neyse, sizin bu “istemezükçülükleriniz” görünen o ki, “sosyal konut projesinde” pek etkili olmayacak.. Çünkü, ilk günden itibaren, halk satın aldı.. Siz en iyisi mi, “seçilenden, kazanandan” daha çok, “atanacak” olan zat-ı muhteremin kim olacağıyla meşgul olun… Belki, gelen çıkar hepinizi kontrpiyede bırakıp diyebilir ki; bir saniye bu proje benimdir, iktidar çaldı..” Görün bakın, sizin “istemezükçülüğünden” daha etkili bir karşılık bulur..
***
Biz zatları meşgul etmeyelim, uykudan da uyandırmayalım!!!.. Öyle ya akılları hala, İzmir’deki “Tarkan” gedolu, mitinge ve onun hayalini görüyorlar hal-i hazırda uykularında!.. “Ne muhteşem bir kalabalık.. İktidar yakın..” Ama bilmiyor ki, “İzmir seküler” faaliyetlerin her kulvarında, şahlanır.? Saman alevi gibi.. Son yıllarda bu bariz ortada..
***
Nitekim önceki gün, mahallelerindeki biri, tam da bu noktada, hatırlatmada bulunmuş!.. Gedolu “İzmir mitingine” atıfta bulunarak!?. Dediği şu; “Bizim Mahalle gündeminde hâlâ Tarkan konseri varken, Erdoğan dün 250 bin konut, 100 bin arsa, 10 bin dükkân satış projesini açıkladı. Sizce sandık için hangisi etkili?..”
***
Tabi, “son cümlede” yer alan soruya bir de, eklemesi var.. Diyor ki; Sahi... Dejavu yaşamaktan yorulmadınız mı?..” İşte sözün özü de burda yatıyor; “dejavu yaşam” hiçbir şekilde, salih amel, milli ve yerli bir siyasi duruş, içermiyor.. Karşılığı da; hiçbir şekilde halkta yoktur..
***
GÜNÜN SÖZÜ
Yapman gerekeni, başkası yapıyorsa, bari saygı duy ki seni bir şey sansınlar!?..