HALA MI, VİCDAN SATILIYOR?..

“Her şey, resimde görüldüğü gibidir..” Bu ifade halk deyimine dönüştü, artık tartışılmaz bir olgu olarak!!..  “Habib Apartmanı” için de ben, resimde görüldüğü gibi diyerek, söze başlıyorum!.. Bina, 6 katlı bir yapı.. 10 Daire bulunuyor.. İkamet edenlerin sayısı ise, 51 kişi.. Yer merkez Bağlar ilçesi, Bağcılar bölgesi.. Bağlar malum, çarpık kentleşmenin membaı.. 

***

Bu bina, Kahramanmaraş depremi sonrasında inceleme ve tetkiklerin ardında orta hasarlı rapor almıştı?.. Riskli bir yapı… Sonra ne hikmetse, kağıt üzerinde oynama başlıyor.. Birileri, ki bina sahibi ya da kat mülkiyeti olanlar devreye girerek, bir kez daha inceleme yapılmasını talep etmişler!.. Gaye orta hasarlı yapıdan az hasarlı yapıya dönüştürmek.. Kalem  oynatılmış!..

***

Ancak, hafta sonu kep düştü kel göründü misali, sözünü ettiğimiz bina imdat çığlığında bulunarak, tahliye edildi.. Çünkü kolonlardan gelen sesler kan dondurucu!. Duvarlar metrelerce çatlamış, zemin yerinden oynuyor!.. Bina her an yıkılabilir diye kendine özgü, bağırıyor. Ben yıkılıyorum diye.. Ama resmi rapor; az hasarlı, sorun yok, oturun diyor..

***

Ve önceki gün, yeni rapor çıktı.. Bu bina büyük risk oluşturuyor, ağır hasarlı, ivedilikle yıkımı gerçekleşmeli.. Bina sakinleri tahliye dışında, içerde ne var ne yoksa eşyalarını, çıkardıBina yekün şekilde, metruklaştı.. Artık, yıkım yapılacak günü bekliyor.. Çevre güvenlik çemberine alındı..

***

Tabi bu vakıa ne Diyarbakır için bir ilk, ne de ülke geneli için, bir örnek!.. Çok var. Oynanan kalem iğrenç ve ürkütücü bir hal-i durumu ikmal ettiriyor.. O ağır hasarlılar orta hasarlıya, O orta hasarlılar az hasarlıya, O az hasarlılar da “hasarsız” diye aklanan bir şeytani hesap içinde!.. Vatandaşlar şikayet üstüne şikayet, ihbar üstüne ihbar yağdırıyor.. “İnsan hayatı ucuz mu?”

***

Ama kime dersiniz? Her ihbar aynı utancı haykırıyor: Binamız ağır hasarlıydı, şimdi rahat oturun, teknik rapora göre az hasarlı’ diyorlar! Kolonu eğri, taşıyıcı sistem çökmek üzere, ama rapor güvenli!.. Yani bir şey olmaz, siz rahat olun?.. Bu nasıl bir aymazlık, umursamazlık ve insan hayatını ucuza saymaya yönelik, arlanmazlık!.. Anlamak gerçekten zor!

***

Oysa ki, üç yıl önce, peş peşe iki depremi yaşadık.. 11 İl etkilendi.. Onbinlerce insan enkaz altında can verdi. Diyarbakır 414 kişiye ağıt yaktı. O gün ve sonrasında, halen bile söyleniyoruz..  Yasımız var, bir daha olmayacak.. Gözyaşı döktük, nutuklar attık, vaatlerde bulunduk… Artık taviz yok, göz yumulmayacak?..

***

Deprem değil, yapılar insanı öldürüyor, gerçeğine karşı birbirimizi uyardık! Ama sonra; korkunç bir boş vermişliğin girdabına girdik.. Hasar raporları bir anda, ticaret malı haline getirildi.. Rapor değiştikçe değişti.. Peki, kim bu raporları değiştiriyor? Hangi mühendis, hangi bilirkişi, hangi yetkili, vicdanını bu kadar ucuza, satar hale geldi?

***

Buradan net ifade ediyorum.. Ki kurum, bu oluşum, şu yetkili birim demiyorum!.. Ama bu iş para kokuyor. Bu iş müteahhit lobisi kokuyor. Bu iş birkaç daire daha satsak, birkaç kat daha ilave etsek hesabı kokuyor. Bu iş, depremzedenin kanı üzerinden rant devşirme kokuyor.

***

Diyarbakır’daki Habip Binasıyla ilgili gündeme gelen iddia, Türkiye’nin yüzündeki açık yarayı deşifre ediyor.. Kolonlar imdat” diye inliyor, raporlar ise her şey yolunda diye yalan söylüyor. İmkânı olan kaçtı, gücü yetmeyen çaresiz kaldı. Devlet, yerine az hasarlı raporu verdi. 10 bin liralık yardım için can güvenliğini hiçe saydılar!

***

Bu, basit bir bürokratik hata değildir. Sistematik bir cinayet teşebbüsüdür. İkinci bir deprem faciasına olur vermektir. Ne deprem, ne beton, nede çatlayan kolonlar yalan dinlemez.. Ama ne yazık ve hazindir ki, bazıları yalanı çok kolay attıkları gibi, rapor düzelttik, düzenledik diyerek, kapital kazanımla hilebazlık yapıyor.. İnsan hayatı hiçe sayılarak yapılıyor.

Bakalım, Habib binasının mevcut hali, ne olacak? AFAD ekipleri, belediye teknik personeli ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü uzmanları kendi kulvarlarında inceleme başlattı.. Binanın yapısal durumu ve taşıyıcı sistemini detaylı şekilde değerlendirip nihai kararı verecekler.

***

Özetle sorum şu olacak; orta hasarlı yapıyı, az hasarlıya dönüştüren imza sahiplerine, ne yapılacak?..  Bir ders-i ibret içerecek mi, yoksa, sümen altı kalacak mı, giden rantsal imzalar gibi.. Yeter!. Bir kere değil, onlarca kez yeter diyorum.. Artık bu kanlı oyunu bırakın, terk edin..

***

İkinci, üçüncü, dördüncü başvurularla hasarı hafifletme cinayetini işlemekten vazgeçin.. Vatandaşı, doğayı, fiziği kandıramazsınız. Bir gün o kolonlar gerçekten susarsa, o bina gerçekten çökerse, kaybedilecek canlar için ne diyeceksiniz?

***

Binayla ilgili gelen, tepki ve eleştirilerde olduğu gibi.. Diyebilecek misiniz?.. Raporlar değişmişti? İtiraz hakkı kullanıldı?   Demezsiniz.. Çünkü, yalanınız tutmayacak.  O bilinmeyen değil, göz göre göre hazırlanan bir katliam ve canilik olarak, kayıtlara geçecek. Ve biz, o raporları değiştirenin, imzayı atanların yakasına yapışacağız… Onları, unutmayacağız.

***

Hasılı kelam.. Deprem değil, bu ve benzer rapor oyunları öldürüyor insanları. Bu utanç, bu hırsızlık, bu vicdansızlık bitmez katliamda bulunuyor.. Habib Binası farkına varıldı, tahliye edildi.. Facia önlenmiş oldu.. Ama, bir sonraki hadise bu kadar ucuz atlatılmayacak.. O zaman da, facianın sorumlusu, aynaya bakan herkes olacak benim nazarımda!..

***

Durun artık, yeter!. Ya da durmayacaksanız, en azından o raporları değiştirirken bir daha düşünün: O kolonların sesi, bir gün sizin kapınıza da dayanacak. Ve beton yığınları altında kalanlar, eşiniz, babanız, aileniz, anneniz, teyzeniz olabilir.. Gözyaşı döküp, başımız sağ olsun denildiğinde, kararmış vicdanın attığı imzasıyla, askıda durur!..

***

 

GÜNÜN SÖZÜ..

İnsan hayatı kapitalizme menü edilmişse, vicdansızlık baki olmuştur!…


Yorumlar

Yorum Yap