Savaş ve Barış!

İslam'da savaş, nefsi müdafaa, zulmü engelleme ve inanç özgürlüğünü koruma amacıyla sınırlı tutulmuş bir eylemdir. Asıl gaye barıştır. Kur'an, barışa eğilim gösterilmesini (Enfal:61), zulme uğrayanlar için savaşılmasını (Hac:39) ve adaletle muamele edilmesini (Müntehine: 8) emreder. Savaş sadece saldırganlara karşı meşrudur.

Her ne kadar “ Savaşın kazanını, Barışın kaybedeni olmaz” ifadesi kulağa hoş geliyor ise; artık günümüzde teknolojik silahlar kullanılarak çok büyük can ve mal kaybına ve hatta kalıcı çevre sorunlarına neden olmaktadır. Dolayısıyla savaşların da bir hukukunun olması ve bu kurallara uyulması zaruridir.

Yüce Allah, aşağıdaki kelamı kadimdeki ayetler ile zorunlu haller dışında insanları sulha yönlendirmektedir. Savaşlarda aşırı gitmeyi men edip, her hâlükârda adaletli davranmamız gerektiğini vurgulamaktadır:

         •        Enfal Suresi, 61. Ayet: "Eğer onlar barışa eğilim gösterirlerse, sen de ona eğilim göster ve Allah'a tevekkül et. Çünkü O, işitendir, bilendir".

         •        Nisâ Suresi, 90. Ayet: "...Bundan böyle sizden uzak durur, sizinle savaşmayıp barış teklif ederlerse, bu takdirde Allah size, onların aleyhinde bir yol tutmanıza müsaade etmez".

         •        Mümtehine Suresi, 8. Ayet: "Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızda ve onlara adaletli davranmanızda sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever".

         •        Nisâ Suresi, 128. Ayet: "...Barış daha hayırlıdır...".

         •        Bakara Suresi, 208. Ayet: "Ey iman edenler! Hep birden barışa (teslimiyete/İslâm'a) girin...". 

         •        Kuşku yok ki iman edenlerin, insanlar içinde en amansız düşmanlarının Yahudiler ve şirk koşanlar olduğunu göreceksin! Yine, onlar arasında iman edenlere sevgi bakımından en yakın olanların da, “Biz Hristiyan’ız” diyenler olduğunu göreceksin. Çünkü bunların içinde (insaflı) keşişler ve rahipler vardır ve onlar büyüklük taslamazlar. (Maide: 82)

         •        Peygamber’e indirileni dinledikleri zaman, hakikate dair bilgileri bulunduğundan dolayı; gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: “Rabbimiz! İman ettik, bizi Hakk’a şahitlik edenlerle beraber yaz. (Maide: 83)

         •        Bütün emelimiz Rabbimizin bizi erdemliler topluluğuna dâhil etmesi olduğuna göre, Allah’a ve bize gelen gerçeğe niçin iman etmeyelim? Hem biz, Rabbimizin bizi Salihler topluluğuyla birlikte cennete sokmasını arzulayıp dururken…” (Maide: 84)

         •        Böyle söylemelerine karşılık Allah da onları, altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükâfatlandırmıştır… (Maide:85)

Yukarıdaki ayetler ışığında vicdan sahibi Hristiyanlar (İseviler) ile diyalog ve işbirliği içinde olmamız “Dünya Barışı” açısından çok elzemdir. Ancak bu işbirliği olur ise; Küresel Siyonizm çetesini durdurabiliriz. Aksi takdirde bu fesat şebekesi, kendi hain emellerine ulaşmak için; “Dünyayı Ateşe” vermekten vazgeçmezler.

Sayın Başkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın “Barış ve Diyolog” adına dile getirdiği söylem ve eylemleri de (Her ne kadar tasvip etmediğimiz bazı eylem ve söylemler olsa da..!) çok kıymetli ve gerekli olduğunu ifade etmek istiyorum.

Asrımızın müceddidi Bediüzzaman Said Nursi: “Hristiyanların dindar kesimlerini "ehl-i kitap" olarak niteleyip, hakiki dindarlarıyla işbirliğine önem vermiştir. Ahir zamanda İsevilik dininin hakikisi ile İslamiyet’in omuz omuza vereceğini, Siyonizm ve komünizm gibi dinsizlik akımlarına karşı mücadele ederken ölürlerse; şehit hükmünde olabileceklerini savunmuştur…”

Özellikle Gazze’de uygulanan Soykırım suçu ve İran’a karşı başlatılan savaşa Avrupa ve Amerika’da ehli vicdan halklarının onurlu tepkileri; bu işbirliğinin daha güçlü bir diyaloğun sağlanmasını kaçınılmaz kılmıştır.

Bu zulme karşı İspanya başbakanı Pedro Sanchez’in demeçleri ve dik duruşu takdire şayandır…

Zulüm kimden ve kime karşı olursa olsun; dik duran vicdan sahibi onurlu İnsanlara Selam ve Saygılarımla…

01.04.2026 Yasin YILDIZ

Hakk ve Kardeşlik Hareketi

Diyarbakır İl Başkanı


Yorumlar

Yorum Yap