YALANA ABANMANIN SONU?…
Yok daha neler demeye hazırlanmıştım!.. Diyarbakır dahil, bölge illerinde; muhalif siyasi partilere karşı “keyfi ve yasakçı” anlayış, yeniden hortladı mı?!.. “90’lara mı döndük, nedir diye” söylenmeye başlamıştım?..
***
Malum, geçmişte gerek yereldeki iktidar partileri ve eldeki kamu gücü, gerekse de merkezi iktidar ve elindeki kamu imkanları bu minvalde “hayli, demokrasiyi ve siyasi hürriyeti kısıtlama adına, kullanmışlığı söz konusuydu!.. “
***
Demokrasiyi askıya alan böylesi anlayışlar, artık mazide kalmış diye düşünüyorduk.. Ki, işte tam da bu noktada, bizi bulunduğumuz yerde, 2023 seçimlerine seyir halinde iken ürkütten bir hadise vücuda getirilmek istenildi… Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Yeter Söz Milletindir” afişi, gündem oldu!..
***
İlçe teşkilatı ve Diyarbakır İl Başkanlığı üst üste resmi açıklama ve sosyal medya paylaşımlarında bulundu.. “Polis zoruyla partimizin, genel başkanımızın afişleri indirildi” diye, söylenip duruldu!.. Mesele bir anda; ülkenin ve siyasetin gündemini oluşturdu..
***
“İzin alındı.. Kaymakam izin verdi.. Gece, polis gözetiminde afişler asıldı.. Bir gün sonra, polis baskı kurdu.. İlçe Teşkilatımız tehdit edildi?.. Genel Başkanımızın afişini, zorla ve baskıyla asıldığı yerden indirmek zorunda kaldık..” gibisinden, ortamı geren, siyasi tansiyonu yükselten açıklamalar yapıldı!..
***
İl Başkanlığı; “Böyle ucuz oyunlarla pankart indirmelerle bizleri mücadelemizden ve azmimizden eksiltemeyeceğiniz gibi yenilgiden de kurtulamayacaksınız” diyerek, güne protesto ve kınama adına; basın toplantısı koydu!… Parti Genel Merkezi “heyet göndermeye” hazırlanmıştı..
***
Öylesine bir atmosfer oluştu ki, her paylaşıma “yok daha neler demeye başladık..” Ancak günün sonunda halka mal olmuş, vecize söz ikmale geldi.. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” sözü, kendini bu hadisede, bir kez daha bize hatırlattı!..
***

Meğer ki, mesele hiç de, CHP İlçe ve İl Yönetiminin dediği gibi değil.. Zerre-i miskal söz konusu olmamış, hakikat tamamen çarptırılmış…. Ne yasakçı bir anlayış, ne de polis baskısı, ne de zorlama ve tehditle afişler indirilmiş!.. Her şey “külliyen, ama külliyen yalanmış!…”
***
Afiş yanlış yere asılmış.. Trafik ışıklarına asıldığı için risk teşkil etmiş.. Buradan da indirilmiş.? İzin alınan yere asılmış.. Asan da, indiren de, uyarı yapan da bizatihi CHP’lilerin kendileri imiş!.. Kimsenin bir müdahalesi dahi olmamış… Polis hep güvenlik noktasında, gözeten olmuş!
***
Hadise; Parti yönetiminin, “afişimizi nasıl indirirler” demesi, “mal bulmuş mağribi” gibi mevzuya sazan olmasından ibaret bir vakıa olarak, afişe oldu!!!… Eee, diyeceksiniz ki CHP’nin ruh karekteri böylesine politikalarla donatılı… Aynen de öyle!
***
Neyse, bu kadar yaygaranın günah keçisi “İlçe Teşkilatı ve Başkanı İhsan Kızıltan” ilan edildiyse de; “özür ve düzeltme” beyanatının CHP’den gelmesi, doğrusu beni hayli şaşırtı.. CHP’yi bilenleri de.. Pek olmuş değildir; “ yalanlarını kabul etmeleri?”… Hep, geçiştirirlerdi…
***
Ama bu kez, ne hikmetse öyle yapılmadı!.. “Yanlış yönlendirme ve yanlış yere afiş asılması nedeniyle kamuoyuna verdiğimiz rahatsızlık için ilgili tüm taraflara karşı özrü bir borç biliriz” denildi…
***
Hasılı kelam!.. Tüm bu meşguliyetlerin arenası içerisinde, yanlıştan dönmek, özür dilemek “siyasi bir erdemliliktir” diyorum!.? Bir ders-i ibret noktasında; teşkilat amatörlüğüne de, kulağa küpe olur…
***
Tabi salt CHP’liler için değil.. Seçim süreci içerisinde, tüm siyasi partilere bu mesele; “ders verici” olur.. Çünkü, sonunda CHP Diyarbakır İl Teşkilatı gibi; “yüzünüzün kızarması var..” Ona göre!!!..
***
Ancak, haberin ve iddiaların yalan olduğu ortaya çıkmasına rağmen, bir çok üst düzey CHP’linin “attığı tvitler” yerinde durduğu gibi, CHP’nin sözcü gazetesi Cumhuriyette ise halen; haber iri puntolu yerini koruyor.. Tıpkı, “karne hediyesine bir kilo et, yalanı gibi..”
***
SÖYLENECEK SÖZ, BULAMADIM!…
Kendisi öğretmen mi?!.. Belediyede, “Voleybol Baş Antrenörü mü?”.. Her ne ise!.. 50’ye yakın kişiyi “Belediye’ye işe alırım, kadrolu yaparım” diyerek, dolandırıyorsa.. Ve milyonlarca “lirayı cebine atıp, sonra da sırra kadem basıyorsa!.. Ona binlerce lira kaptırıp, mağdur oldum deyip, Savcılıklara koşturan varsa!.. Yaşanan hal-i vaziyete; “söylenecek söz bulamadım.?” Ey ahali, siz ne dersiniz, serbestsiniz!.. Çünkü; hadise topyekün bir “çürümüşlüğün ilanı olsa gerek?”..
***
MÜJDEM VAR…
Altılı masa, “Kanal İstanbul’a dokunacak”, ama “İstanbul Havalimanına dokunmayacak”.. Şehir Hastanelerine el koyacak ama “Çanakkale köprüsüne el sürmeyecek!…” Külliye’ye dokunacaklar, ama Çankaya köşkünü restore edip, sahiplenecekler!.. Ne diyelim; neyi kurtarırsak, müjde olsun!…
***
TEMEL NE DER?!…
Şu “Ortak Politikalar Mutabakatında”, cinsellikle ilgili, bölümde; LGBT’liler, koruma alanmış.. Kim nasıl alacak; meçhul.. Pek beyan eden yok.. Ama, “İstanbul Sözleşmesi geri getirilecek?”..
***
Merak ediyorum!.. Temel Karamollaoğlu’na, sözleşme hatırlatılsa, “LGBT’liler” sorulsa.. Ve denilse ki; “açılımınız, beyanınız ve imzanızın” hikmeti nedir diye!.. Sahi ne der?!… “Gönül rızamız var” der mi?
***
ÖZEL, FİDAN’I ALACAKMIŞ?..
İster altısı birden, ister ferdi.. İsterseniz de liderlerin aveneleri.. Hepsi anlaşılmaz bir siyasi üslupla, “racon kesici” olmuşlar.. Sanırsınız ki, seçimi kazanmışlar, sandıkları patlatmışlar, reisliği almışlar, meclis 400 vekille onların, himayesine girmiş gibi; “astıkları astık, kestikleri kestik” korkutu atmosferi oluşturuyorlar..
***
Ne diyorlar; Erdoğan’ın “adaylığını artık tartışmaya gerek yok.?” Çünkü, “o aday olamaz?”.. CHP’li Özgür Özel kesin hüküm veriyor?.. MİT Başkanı Hakan Fidan “görevden alındı” bile.? Yani resmi yazı yolda!.. “TSK yeniden dizayn” edilecek, MGK eski vasfına getirilecek.. Kolay gelsin.. Sahi ya; millet ne olacak diye sorsak?.. Var mı ona dair, bir mutabakatınız!?..
***
ERDOĞAN'IN ADAYLIĞIYLA İLGİLİ
Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Abdurrahman Eren “adaylığın” tartışılır hale getirilmesi, abesle iştigaldir.. Çünkü, Anayasa açık ve nettir.. Yani muğlaklığı yok Şöyle ki;
“Türkiye 27 Şubat 2017 tarihli halk oylamasının kabul edilip yürürlüğe girmesinden itibaren artık bir sistem değişikliğine gitmiştir. Parlamenter sistemlerde başbakan ve bakanlar kurulu yürütmenin sorumlusudur ve meclise karşı sorumludur. Başkanlık sisteminde başkan millete karşı sorumludur, çünkü millet seçiyor.
***
Peki bir dönem görev yapan başkan, başkanlık yetkilerini kullanarak yaptığı eylem ve işlemlerden nasıl hesap verecek; ikinci kez aday olarak seçimlerde hesap verecek. Şimdi 'aday olamaz' diyenler ne demiş oluyor; mevcut cumhurbaşkanı yetkilerini kullanmış, hesap vermesin demiş oluyor.
***
Bir kere bu başkanlık sistemi mantığına aykırıdır. Bir kimse en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebilir ifadesinin anlamı aslında başkanlık sistemi mantığı içerisinde başkan olan kişinin birinci döneminin hesabını dönemin sonundaki seçimlerde vermesidir. O yüzden iki defa seçilme kuralı vardır."
***
GÜNÜN SÖZÜ
Seni iki şey anlatır; hiç bir şeyin yokken gösterdiğin sabır, her şeyin varken sergilediğin tavır.