DİJİTAL ŞİDDET SALGINI
Ülkemizde son günlerde yaşanan iki elim hadisede, gençlerin ellerinde silahlarla eşkıya misali eğitim yuvalarını taramalarının ardındaki gerçekleri konuşmamız ve verilerin yörüngesinde harekete geçmemiz gerekir.
Bugünkü köşe yazısını RTÜK bölge temsilcimiz sayın Ömer Buğday’ın fikirleri ve sunduğu çözüm önerilerin ışığında hazırladım.
Türkiye ve dünya dijital pandemi ve şiddet dalgasıyla karşı karşıya. Koronada uygulanan maske ve mesafe kuralları gibi dijital dünya da (ki artık gençlerin başka dünyası yok tek dünyaları dijital) gençler ve çocuklar için koruyucu nitelikte önlemler ve bilinçli kullanım alışkanlıkları geliştirilmelidir.
Bilumum sosyal medya hesapları, dijital kanallar, subliminal mesaj içeren tüm içerikler fiziksel dünyanın somut tehlikelerinden daha endişeli olmaya başladı.
Somut dünyada suçluların yakalanabilme ihtimali varken maalesef dijital dünyada suçlular birer IP numarasından ibaret ve görünmezler.
Sayın Buğday gençlere diyor ki;
• “Maske”: dijital kimliğini koru. Gerçek hayatta maskeler bizleri virüslerden korur. Dijital de ise bunun eşiti mahremiyettir… Kişisel bilgiler (adres, okul ismi, telefon numarası) paylaşmamak. Güçlü şifreler kullanmak, tanımadığınız kişilerle yazışmalara teşebbüs etmemek.
• “Mesafe”: sağlıklı sınırlar koy. Her şeye maruz kalmak zorunda değilsin, toksik içeriklerden, şiddet ve nefret dilinden uzak dur. Sosyal medyada takip ettiğin/edildiğin hesapları süzgeçten geçir. Günlük ekran süresi limiti koy. (Gençlerimiz bu iradeyi hayata geçiremiyorsa burada iş ebeveynlere düşüyor)
• “Hijyen”: zihinsel temizlik yap. Koronada ellerimizi yıkıyorduk, dijital dünyada zihnimizi temizlemek gerekiyor. Gördüğün bilgiyi hemen kabul etme – eleştirel düşün. Gerekirse sosyal medyaya ara ver – detoks. Olumsuz içeriklerin seyrinden sonra zihni faaliyetleri dengelemek adına aktiviteler yap.
• “Bağışıklık”: psikolojik dayanıklılık geliştir, bu madde en çok üzerinde durulması gereken kısımdır. Gerçek hayatta güçlü sosyal ilişkiler kurmak. Spor, sanat, hobi tarzı offline aktivitelerle hem bedenini hem ruhunu besle. Gerekirse bir yetişkin veya uzmandan destek iste.
• “Aşı”: dijital okuryazarlık temeli en sağlam kalıcı çözüm. Manipülasyon, sahte haberlerle ilgili farkındalık gelişir, algoritmaların nasıl çalıştığını anlarsın, kendi dijital ayak izinin farkında olursun.
Özetle mesele teknolojiyi tamamen reddetmek değildir. Bir okyanusa benzer teknoloji sadece elinizdeki tasa neler doldurduğunuza bir bakın. (Söz ettiğimiz tas beyin metaforudur.)
Gençlere “uzak dur” uyarısında bulunmak genelde işe yaramaz ama “nasıl kullanılacağını öğren” telkininde bulunmak daha gerçekçi ve etkili sonuçlar elde etmemize yarar…
Beyin bir et parçasından ibaret değildir. Enerji ve milyonlarca sinapsın dolaştığı ruhani organımızdır. Algılarla negatif veya pozitif enerjilerle çalışır.
Görsel ve duyusal tüm verileri kaydeder biz unutsak dahi bilinçdışında saklar. İnsanoğlu somutlardan kendini korumayı öğrenmiştir lakin toplum soyutlardan korunma noktasında sınıfta kalıyor.
Tik tok da yayında olan bir video veya TV de ki bir mafya dizisi son kullanma tarihi geçmiş yiyecekten çok daha tehlikelidir. Midenizin zehirlenmesi durumunda mide yıkanır ve kötü etkiler kaybolur ama zihniniz zehirlendiğinde hayatınız tarumar olabilir. Çünkü beynin yaptırım gücü vardır.
Diğer bir önemli husus lütfen çocuklarımızı-gençlerimizi DİJİTAL YETİM bırakmayalım.
Görünürde çocuklarımız güvenli ortam diye nitelenen evinizde odasında ama tablet, telefon herhangi dijital aletin başında. Ebeveynler olarak ya iş yoğunluğundan belki kendimize zaman ayırmak istediğimizden kimi zaman çocukları boğmak istemediğimizden onları çok uluslu çok kimseli bilgisayarlara terk ederiz.
Ek olarak, gençlerimizin sosyal medya şifrelerini bilmeliyiz, telefonun konum servisi ihtiyaç olmadığı zamanlarda kapalı olmalı, Google hesabı kişinin fotoğrafları da dahil tüm bilgileri içerir.
Google bilgiler kısmı mutlaka gizli sekmesi seçilmeli. Eğer gençleriniz sizin Google hesabınızı kullanıyorsa Google pay de kredi kartı bilgilerinizin kayıtlı olmamasına dikkat edin.
Bana sorarsanız I Cloud, Android ve tüm bulut sistemlerinde fotoğraflarınızı saklamayın yedeklemeyin.
Çocuklar ve gençler geleceğimizdir, özen göstermek zorundayız.
İçeriklerini bizimle paylaştığı için sayın Ömer Buğday’a sonsuz teşekkürlerimle.
Yorumlar