SARI SALTUK MU – SARI SADIK MI?
Kadim kentim Diyarbakır’ın Sur ilçesinde Urfa Kapının çaprazındaki halk dilinde ismi Sarı Sadık olarak anılan ama levhasında Sarı Saltuk yazan türbeyi kentin yerlileri bilir ve görmüşlerdir.
Türbe 16. Yüzyılda inşa edilmiş sekizgen kubbeyle örtülü çok eski kesme taşlarla döşenmiş. Avlunun içerisinde kime ait olduğu bilinmeyen iki adet daha mezar bulunmaktadır.
Hâlâ ibadete açık bir mescit bulunmaktadır. Yapının içerisinde önceki yüzyıllarda Gülşeni tarikatına ait olduğu düşünülen dergâhın sonraki yıllarda bir bölümü yıkılmıştır.
Sarı Saltuk 13. Yüzyılda yaşamış bir derviş ve İslam alimidir. Oysaki yapı 16. Yy. da yapılmıştır. Sarı Saltuk’un yaşamı ile ilgili kesin bilgiler kaynaklarda mevcut değildir. Saltuk name isimli eserde Hacı Bektaşi Veli’nin müridi olduğu söylenir.
Yine Saltuk name de on iki mezarının olduğu belirtilir. Asıl mezarının Romanya'nın kuzeyinde Dobruca bölgesindeki Babadağ kasabasında olduğu sanılmaktadır.
Türbemizin diğer isim babası Şeyh Sarı Sadık, Gülşen’i tarikatı mensubu. Sarı Saltuk’un velilerinden olduğu söylenir.
Gülşen’i tarikatına girişi ise yine 15. Yy dolaylarında pir İbrahim Gülşeni’nin Diyarbakır’a ziyareti ile başlar. Ve sadık Ali’nin ömrü boyunca Gülşen’i tarikatı mensubu olup İslam evliyalarının yolunu takip ederek hakikat mertebesine ulaştığı söylenir.
Benim çocukluğumda belli aralıklarla annemin refakatinde gitmişliğim çoktur. “Haydi yürü Sarı Sadık’a gidiyoruz” dediğinde sevinirdim. Çünkü bu benim için lokum ve gofret demekti.
Türbenin yeşil silindir şişleri yerinden sökercesine sarılıp dua eden annemi taklit ederdim.
Şehrin tüm yerlileri Sarı Sadık olarak bildiğine göre bana kalırsa türbe Sarı Sadık Ali efendiye aittir. Yapının 16. Yüzyılda yapılmış olması da tezimi destekliyor.
Bugünün yaşlıları bu bilgileri atalarından, kulaktan kulağa bilgilerle ve ibadet ile yaşayarak getirdiler.
Başka bir bilgi aktaracak olursam Sarı Saltuk’un Diyarbakır’ın fethi sırasında şehit düştüğü ve buraya defnedildiğini savunanlarda az değil.
Geçmişten geleceğe aktarılan hem manevi hem kültürel miraslarımız arasında önemli bir yere sahip olan bugün de hâlâ ziyaretçisi bol olan türbenin altında esas kimin yattığını ancak Allah biliyor.
Yorumlar