Bitmeyen Savaşın Sonuçları...

Amerika ve İsrailin 3 günde biter dediği savaş 40. güne dayandı ve fakat bırakın İran'ın diz çökmesini, tersine Amerika ve İsrail'de derin çatışmalara ve krizlere sebebiyet verdi! Amerika ve İsrail İran'ı yaktı, yıktı ama rejimi ufacık bir şekilde sarsamadı bile. Buna mukabil, Amerikan ve İsrail istihbaratı kendi içlerinde birbirine girdi. İran'a saldıran kendileriydi ama şimdi bir çıkış yolu arayan da (İsrail saldırıların sürmesini istese de) kendileri oldu. Trump, yaklaşık 40 gündür -uğradığı hayal kırıklığının da etkisiyle- biri diğerini tutmayan açıklamalar yapmaya devam ediyor. 48 saatlik ateşkes çağrısına olumsuz cevap veren İran'ı taş devrine çevireceğim dedi ama İran'ı kararlı duruşundan döndüremez. En son, İran sınırları içinde 2 adet F35 (hayalet!)  uçağını düşürerek hava savunma yeteneklerinin geliştirildiğini de gösterdi. Bu da haliyle karşı tarafta moralleri iyice bozdu. Vurulan Savaş gemileri, tanker uçakları, casus uçakları dünyadaki güç dengelerinin nasıl değiştiğini ve yeni savaş teknolojilerinin nerelere evrildiğini ve güçlü-güçsüz arasındaki farkın nasıl küçüldüğünü göstermesi açısından somut birer veri niteliğinde.

İsrail'de yahudiler günlerdir sığınıklara girip çıktıkları için psikolojileri daha bir bozulmuş durumda. Savaş bittiği gibi iç problemler ve belki de iç çatışmalar baş gösterecek. Bu yüzden Netenyahu Amerika'nın aksine savaşı devam ettirmek ve yaymak için her türlü yolu deniyor. Lübnan'a saldırıyor, İran'ın önde gelen isimlerine suikastler gerçekleştiriyor. Bir nevi kendisinin ve İsrail'in kaçınılmaz sonunu uzatmaya çalışıyor. Amerika'da da sular durulmuyor; Trump Adalet Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve hatta ordunun baş piskoposunu görevden alarak içerden gelen savaş karşıtı tepkileri sonlandırmaya çalışıyor ama göreve gelirken savaşları bitireceğini söyleyip, İsrail'in menfaatleri için olmadık işlerin içine girmesi ve verdiği sözlerin tersini yapması sebebiyle kendi iktidarını zora sokmuş bulunuyor. Ya acilen bir barış anlaşması yapacak ya da siyasi hayatını kendi elleriyle bitirmiş olacak.

Devam eden savaş, süren güvensizlik ortamı, sonrasında İran'ın Hürmüz Boğazını kapatması petrol ve enerji piyasını bu kadar olumsuz etkilemişken; üstüne bir de Kızıldeniz'deki Bab-ul Mendeb'in Yemen tarafından kapatılması Dünya ticareti ve enerji piyasasını çok daha derinden ve olumsuz bir şekilde etkileyecektir. Şimdiden Amerika'da 1,5 dolar olan benzin galon fiyatı 4 dolara çıkmış, ülkemizde ise mazotun litresi 80 liraya dayanmış vaziyette. Hürmüz Boğazı özellikle Ortadoğu ve Avrupa ülkeleri için hayati önemde. Dolayısıyla savaş Amerika, İsrail ve İran arasında olsa da bütün dünyayı giderek daha fazla kuşatan krizlere sebebiyet veriyor. Görünen o ki, savaş bitse bile petrol ve enerji fiyatlarında fazla bir gerileme olmayacak. İran bundan sonra Hürmüz Boğazının eski statüsüne dönmez ve bu durum maliyetlerin artmasına sebep olur. Hele de Amerika ile bir anlaşmaya varılırsa,- ki yüksek ihtimal- böyle bir durumda Hürmüz'deki ortak sayısı 2'ye çıkabilir! Kara savaşı olmadıktan sonra, havadan sürdürülen füze savaşının netice vermeyeceğini söylemiştik. Karadan girmeye kimsenin niyeti de olmadığına göre (Amerika'nın Hark Adasına asker indirme planını gözardı edersek) bu savaşın bir yerde biteceğini öngörebiliriz. Yaşanan bu yıkım sürecinin ardından başlayacak inşa süreci de uzun zamanlara yayılacaktır. Bu da, hem İran ve hem de İsrail'in iyice kendi içine yönelmesi anlamına gelir. Özellikle İsrail kendi içine çekildiğinde bu aynı zamanda büyük İsrail hedeflerinin de bittiği anlamına gelecektir. Bu da içerde büyük çatışmaları, ayrışmaları hatta iç savaşı bile gündeme getirebilir.(hadi inşaallah!) İsrail nasıl bir işe girdiğini bu savaş bittiğinde daha iyi anlayacak ama çok geç olacaktır!

İran'ın Körfezdeki neredeyse bütün Amerikan üslerini vurup yok etmesi Körfez ülkeleri nezdinde Amerika'ya güveni derinden sarsmış ve onları şimdiden farklı arayışlara itmiştir. Türkiye'nin Körfez ve diğer Arap ülkeleriyle diplomasi turlarını sıklaştırması, bu yeni arayışların adresini göstermesi açısından dikkat çekicidir. Bütün bu yaşananların Türkiye'nin önüne tarihi fırsat kapıları açtığını görmek için fazla bir analize de gerek yoktur. Önemli olan Türkiye ve coğrafyanın bu tarihi imkânları ne şekilde kullanıp değerlendireceğidir. Siyonistlerin yavaşça sahneden çekildiği, yeni bir küresel düzenin şekillendiği bu zamanlarda, Türkiye'nin de kendisine biçilen bir rolü olduğunu görüyor fakat bu rolü nasıl oynayacağı konusunda endişelerimizi de gizleyemiyoruz. Küresel elitlerin yolunuzu açması ve sizinle birlikte hareket etme isteği, sizin güçlü potansiyelinizden de kaynaklanıyor ancak işin kolayına kaçıp bu gücü etki alanınızdaki coğrafyalarda tamamen küresel elitlerin menfaatleri  doğrultusunda kullanmaya eğilim gösterirseniz tıpkı İran'ın bu coğrafyada düştüğü hataların benzerlerine imza atar ve sonunda bir çuval inciri berbat etmiş olursunuz! Ümit ediyoruz ki, Türkiye yeni dönemde önüne serilen imkânları barış, huzur ve refahı eşit bir şekilde paylaşma yönünde kullanır ve adımlarını buna göre atar, ilişkileri bu yönde belirler  ve coğrafyamızdaki savaşlar ve husumetler son bulur. 5G, iklim, dijital para, nakitsiz toplum yönünde atılan(hepsi de küreselci projedir) hevesli adımlar iştahımızı kaçırsa bile yine de tüm iyi niyetimizle yıkıcı sonuçlardan kaçınılacağını ve en az hatayla işlerin yürütüleceğini  umuyoruz.  

 


Yorumlar

Yorum Yap