Ne umduk ne bulduk?!
Ankara'daki NATO Zirvesi organizasyon olarak sorunsuz başladı ve sorunsuz bir şekilde sonlandı. Nato'nun bel kemiği, olmazsa olmazı Abd'nin başkanı Trump nazla-tuzla geldiği toplantıda her zaman olduğu gibi esti, gürledi ve neredeyse İspanya ve İtalya başta olmak üzere her Avrupa ülkesine haddini bildirdi! Ne zamandır NATO ülkeleriyle arası iyi olmayan Trump, bir kez daha malumu ilam ederek, Avrupadan desteğini çekeceğini, ABD için artık AB'nin bir önemi kalmadığını belli etti. Amerika artık kendi kıtasına çekilmek, Dünya jandarmalığını bırakmak ve kendi kıtasının efendisi olmak istiyor.
Amerika, yaklaşan yeni dünya düzeninin ayak seslerini herkesten önce duydu ve kendince gerekli tedbirleri alıyor, baş jandarması olduğu AB'yi kaderiyle başbaşa bırakıyor! Zamanın ruhunu okuyamayan ve buna uyum sağlayamayan bir NATO ve Avrupa var artık. Yeterli bir orduya ve savunma sanayisine sahip olmayan, buna rağmen Rusya-Ukrayna savaşını durmadan körükleyen Batı, sıkıştığı köşeden kurtulmak için Türkiye'ye yöneldi ve Abd ve İngiltere dahil bütün Avrupa devletleri Türkiyeyi haddinden fazla övmeye, ne kadar önemli bir müttefik olduğunu dile getirmeye başladılar! Türkiyeyi Rusyaya karşı kendi yanlarında görmek istiyorlar. Savunma sanayisi ve güçlü bir ordusu olmayan Batı, bu özelliklere fazlasıyla sahip olan Türkiyeyi, Rusyaya karşı ön cephede görmek istiyor! Sırf AB ve İngiltere istedi diye Türkiye Rusya ile çatışır mı; hiç sanmam. Her ne kadar Türkiye Rusya'dan aldığı S400'leri başka bir ülkeye satmak için Rusya ile görüşmelere başlasa ve İngiltere ile gizli bir takım savunma anlaşmaları yapmış olsa da, Rusya ile bir savaş durumuna asla gelmez.
Avrupa tüm kurumları ve değerleriyle çökmüş olsa da, sanki hala bir albenisi varmış gibi işleri düşüp de kapımızı her çaldıklarında, Türkiyenin kayıtsız kalamamasını da anlamış değilim bu arada. Ne yani, Avrupa paradigması çöktü de Türkiyenin 100 yıllık (Osmanlı dönemini eklersek 300 yıllık) paradigması çökmedi mi?! Muasır medeniyet seviyesi denilerek, ulaşılacak nihai hedef olarak gösterilen Batı medeniyeti iflas etmişse takipçi ve taklitçileri de iflas etmiştir! Celladına aşık olma problemini bu ülke bir türlü üzerinden atamadı maalesef. Batının işgal, sömürge ve katliam tarihini bile yıllarca okullarda keşifler, medeniyet transferi, sanayileşme ve ilerleme olarak çocuklarımızın beyinlerine yerleştirdik!
Hem nalına hem mıhına vura vura geldiğimiz noktaya birkaç örnek verip bitirelim. Geçen günlerde yaptığı esprileri hiç komik olmamasına rağmen milyonlarca kez izlenen bir talkşovcu soytarının İslam Dinine ve kutsal Kitabı olan Kur'an'a yaptığı hakaretler nedeniyle gözaltına alınmasını izledik. Gözaltı süresinde özellikle muhalefetten yoğun destek aldı bu soytarı. Özgür Özel, Kılıçdaroğlu, Ali Mahir ve Dem parti sözcüleri hararetle bu soytarıyı savundular ve ifade özgürlüğüne vurgu yaptılar ve derhal bu soytarının serbest bırakılmasını talep ettiler! Yaptığı şey sadece bir espriden ibaretmiş de, dünyanın medeni ülkelerinde devlet baskanları dahi kendileri hakkındaki bu tarz esprilere gülüp geçiyormuş da, diyerek; bu soytarının da 1,5 milyar insanın inançlarıyla alay etmesinin görmezden gelinmesini, hatta gülüp geçilmesini istediler! Bu ifade özgürlüğü çığırtganlarına kendileri hakkındaki esprilere nasıl tepki verdiklerini hatırlatalım da belki utanmaz yüzleri birazcık kızarır. Yıllar önce televizyonda Turnike Programı sunan Güner Ümit'i hatırlayanlar var mı? Bir programda alevilerle ilgili bir fıkra anlattığı için, adamın kariyerini -özür dilemesine rağmen- acımadan bitirdiler ve o gün bugündür Güner Ümit'in esamesi okunmaz! Sonra, yine geçenlerde Rahmi Koç bir buluşmada bir fıkra anlattı ve DEM'liler 80 yaşındaki bu adamı linçe tabi tuttular ve Koç ürünlerini boykot etmeye çağırdılar! Mesele Kur'an düşmanlığı olunca ifade özgürlüğü, kendileri işin içindeyse "vurun kahpeye"! Bu iğrenç zihniyete 2. örneği de bir kaç gün önceki bir mezuniyet töreninden verelim. Yeditepe Üniversitesinin Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde bir öğrenci sahnede Hud süresinden "emrolunduğun gibi dosdoğru ol" ayetini paylaştığı sırada hemen (dosdoğru olmaktan uzak) laik, Kemalist, seküler bir tayfa sahneye doluşup pankartın önünde set oluşturarak görülmesini engellemeye çalıştılar. Üniversite yönetiminden ve öğrencilerden bir çok kişi de bu terbiyesizliği alkışladı! Öte yandan - bir zihniyet karşılaştırması olarak- yine geçenlerde Harward Üniversitesi hukuk fakültesinde de bir mezuniyet töreni vardı ve bu törende müslüman bir genç kız mikrofondan -yanılmıyorsam Alak süresinden- Kur'an'ı Kerim okudu ve salondaki herkes sonuna kadar sessizce ve saygıyla dinlediler. Kimse sahneye fırlamadı, kimse alkışlarla protesto etmedi. Sadece bu 2 örnek olay bile ülkemizin ve kendi ellerimizle yetiştirdiğimiz insanlarımızın içine düştüğü acınası hali görmeye yeter de artar bile.
Özellikle 100 yıllık batılılaşma -ki onu da yanlış anlamışız- maceramızın geldiği noktayı görmek açısından ibretliktir! 24 yıldır iktidarda olanların da, özellikle eğitim sistemindeki çarpıklıkları pansuman tedavilerle geçiştirmeye çalışmasının, konforu bozmaya yanaşmadan, başlarını ağrıtmadan, nimetlerden hep beraber istifade etme arzusuyla hareket etmelerinden dolayı bu sonuçta günahı ve payı hayli fazladır!
Yorumlar