DİYARBAKIRSPOR’U YENİDEN AYAĞA KALDIRMAK İÇİN, ONU SEVENLERİNİN SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR?

Bir şehrin hafızası sadece taş binalarda değil, renklerinde ve armasında yaşar…

Diyarbakırspor işte bu şehrin hafızasıdır.
Bugün Diyarbakırspor’un Süper Amatör Lig’e düşmesi sadece sportif bir başarısızlık değildir. Bu sahipsiz bırakılmışlığın, ilgisizliğin ve vefasızlığın ağır sonucudur.

Sezon başında şampiyonluk hedefiyle güçlü bir kadro kuruldu. İyi futbolcular transfer edildi, kamplar yapıldı, umutlar yeşertildi. Ancak daha sonra yaşanan yönetim ve başkanlık krizleri takımı dağıttı. 
Kurulan hayaller yarım bırakıldı. Toplama bir kadroyla mücadele edilmeye çalışıldı. En acısı da bu sancılı süreçte Diyarbakırspor’un yalnız bırakılması oldu.

“Bir takımı rakibi değil, sahipsizliği bitirir.”
Diyarbakırspor kimsenin desteğini göremedi. Ve sonunda sahipsiz olmanın bedelini amatöre düşerek ödedi.
Peki neden?
Diyarbakırspor neden bu hale getirildi?
Kimler sustu?
Kimler görmezden geldi?
Bu büyük çöküş kimin işine yaradı?
Diyarbakırspor’u küçültme operasyonundan kimler kazanç sağladı?
Bütün bu sorular bugün hâlâ Diyarbakırlıların zihninde cevapsız duruyor.

Oysa Diyarbakırspor sıradan bir kulüp değildir. Geçmişinde belediye vardır, şehir vardır, emek vardır. Kulübün kuruluşunda eski belediye başkanlarından Nejat Cemiloğlu’nun büyük emeği vardır. Yıllarca birçok belediye başkanı bu kulüpte yöneticilik ve başkanlık yaptı. Çünkü o dönemlerde Diyarbakırspor bu şehrin ortak vicdanıydı.
O zamanlar şehir başkaydı…
İnsanlar daha samimiydi, daha vefalıydı.
Herkes takımına sahip çıkıyordu.

Diyarbakırspor’a maddi ve manevi destek büyüktü. Şehir küçük olabilir ama yüreği büyük insanların memleketiydi. Diyarbakırspor, bu şehrin en önemli ortak değerlerinden biriydi.

Ne zaman ki takım küme düştü, işte o gün birçok şey değişti.
“Başarı varken yanında duran çok olur; önemli olan düştüğünde el uzatandır.”
Diyarbakır büyük göç aldı. Gelenekler değişti, insanlar değişti, öncelikler değişti. Menfaat duygusu aidiyetin önüne geçti. İnsanlar başarıya, paraya ve güce yönelmeye başladı. Şehrin değerleri yalnız bırakıldı. Siyaset ön plana çıktı, bedelini ise Diyarbakırspor ödedi.

Eskiden bu şehre gelen mülki amirlerin, bürokratların ve yöneticilerin uğradığı ilk yer Diyarbakırspor olurdu. Bugün ise görmezden geliyorlar. Sanki bu takım bu şehrin takımı değilmiş gibi davranılıyor.

Eğer bunu yerel yönetimler ve mülki amirler yapıyorsa, bu çok büyük bir yanlıştır.
Çünkü şehirlerin takımları siyasi görüşlere göre değil, aidiyet duygusuna göre sahiplenilir.
Bir şehir takımına sahip çıkmıyorsa, geleceğine de sahip çıkmıyor demektir.

Bu şehirde ne kadar fazla takım olursa, gençlerimiz için o kadar umut olur. Spor; gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutan en güçlü alanlardan biridir. Diyarbakır’ın yeniden futbolcu yetiştiren, yetenek üreten bir şehir olması en büyük arzumuzdur.

Ama biz artık şunu istemiyoruz:
Sezon başında gençleri kampa götürüp umut veren, transfer yapılınca onları geri gönderen zihniyetleri istemiyoruz.

Diyarbakırspor günü kurtaranların değil, yüreğini ortaya koyanların takımı olmalıdır.
Çünkü bazı armalar sadece bir kulüp değil, bir şehrin onurudur.

Kurban Bayramı’nın milletimize, ülkemize ve tüm İslam âlemine sağlık, huzur ve kardeşlik getirmesini diliyorum.
Dileğimiz; Diyarbakırspor’un yeniden ayağa kalktığı, tribünlerin yeniden dolduğu, bu şehrin yeniden kendi değerlerine sahip çıktığı günleri görmektir.


Yorumlar

Yorum Yap