AİLE OCAĞI/KADININ DEĞERİ/KUTSİYETİ (10)

            Kadın, Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın nazarında erkekle arasında hiçbir fark olmayan bir insan olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca kadın, Kur’an-ı Kerim’de olduğu gibi diğer kutsal kitaplarda da saygıdeğer, önemli ve bir bakıma kutsal/hürmete layık bir birey olarak kabul edilmektedir. Halk arasında değişik anlamlarda kullanılan kutsal kelimesi, temiz, kutsal, arı ve mukaddes kabul edilen, kutsallaştırılan, tenzih edilen şey, adanan, vakfedilen, eksiklik ve noksanlıklardan münezzeh kabul edilen, mübarek kılınan ve benzeri anlamlar için kullanılmaktadır. Mukaddes, takdis edilmiş, mübarek, kutsal ve temiz demektir. Kur’an, Tevrat, İncil ve Zebur için mukaddes kitaplar denilmektedir. Mukaddes kelimesinin çoğulu mukaddesat şeklindedir. Mukaddes kelimesi, anlam itibarıyla geniş kapsamlıdır. Allah’a inanan insanlar, O’nu tapılan kutsal bir ilah olarak kabul etmektedirler. Onun dışında kutsal veya mukaddes kelimeleri, çeşitli şeyler için de kullanılmaktadır. Örneğin “Kutsal Emanetler”, Hz. Muhammed’e (sav.), diğer bazı peygamberlere, sahabeye, İslam büyüklerine ve Haremeyn’e (Mekke ve Medine’ye) ait eşyalar demektir. Osmanlı döneminde Mekke, Medine ve Mısır’dan getirtilen, 605 adetten oluşan bu kutsal emanetler, İstanbul’da Topkapı Sarayında “Mukaddes Emanetler” dairesinde muhafaza edilmektedir. Bunların hiç biri, tapılan bir varlık olarak kutsal kabul edilmemektedir. Bunlar, dini açıdan değerli varlıklar olarak kabul edilmektedir. Kadın için kutsal kelimesi kullanılınca da, onun değerli bir varlık olarak kabul edildiği anlatılmaktadır.

Allah insanı yaratıyor, kadın ise insanı doğuruyor. Özellikle Meryem’in Hz. İsa’yı doğurması, Hristiyanlık kültüründe ileri bir düzeyde dile getirilmiştir. İfade etmeye çalıştığımız gibi taptığımız tek kutsalımız, Yüce Allah’tır. Onun dışında hiçbir şeyi, tapacak düzeyde kutsallaştıramayız. Kadın için de aynı şekilde kutsal derken, onu muhterem, saygı değer olarak kabul etmemiz gerekmektedir. Unutmamak gerekir ki kadın da Allah tarafından yaratılmış bir insandır.

            Kadının İslam dinindeki yeri tartışılmaktadır. Maalesef birçok kişi, kadınların aleyhinde olumsuz ifadeler kullanmaktadırlar. Doğrusu ben, kadınlar aleyhinde kullanılan çeşitli görüş ve düşüncelerin İslam dini ile bağdaşmadığı kanaatindeyim. Kur’an ve sünnet açısından kadının genel olarak kutsal/saygı değer olduğuna inanıyorum. Yukarıda kısaca izah etmeye çalıştığım gibi Allah her şeyin yaratıcısıdır. Biz, inanç olarak buna inanıyor, iman ediyoruz. Allah, taptığımız tek kutsalımızdır. Sosyal hayatta şahit olduğumuz duruma göre ise kadın, yaratma/meydana getirme/doğurma noktasında Allah’ın yeryüzündeki bir temsilcisi durumundadır. Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. Dünya hayatında yine Allah’ın iradesi ile insanı doğuran, kanıyla besleyip dünyaya getiren ise, kadındır, anadır. Bu durum, kadının saygı değer bir varlık olduğunu göstermektedir. Burada kutsallıktan bahsederken, kadının biyolojisinin tapılacak kutsal bir varlık olduğunu söylemek istemiyorum. Kadının saygıdeğer bir insan olduğunu anlatmaya çalışıyorum.

            Dikkat ediyorsanız Kur’an, “Bismillahirrahmanirrahim.” (Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla!) diye başlamaktadır. Buna besmele/Allah’ın adıyla başlama denmektedir. Kur’an-ı Kerim’de 114 defa “Besmelede”, Rahman ve Rahim kelimelerinin Allah’ın birer adı olarak yer almaktadır. Kur’an-ı Kerim’in ilk suresi olan Fatiha Suresinin ilk ayetlerinde, “Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’adır. O, Rahman ve Rahimdir” denmektedir. Burada da Allah’ın Rahman ve Rahim isimleri yer almaktadır. Kur’an’ın daha pek çok yerinde geçen bu iki isim, Allah’ın sonsuz rahmet, şefkat ve merhamet sahibi olduğunu ifade etmektedir. Kadın, bebeği vücudunun bir parçasında aynı şefkat ve merhamet duygularıyla ve aynı zamanda kendi kanıyla beslemekte ve zamanı dolunca dünyaya getirmektedir. Kadın, ceninin/bebeğin dünyaya gelmeden önceki halini, vücudunun “Rahim” denilen özel yerinde muhafaza etmekte ve kanıyla beslemektedir. Çok merhametli anlamında olan “Rahim” kelimesi, aynı zamanda Allah’ın ismidir. Her şeyin yaratıcısı, Rahman ve Rahim olan Allah’tır. Kadın/ana, aynı zamanda Allah’ın adı olan “Rahim” bölgesinde bebeğini besleyip dünyaya getirmektedir. Bu nedenle kadın, vücudunun bir parçasıyla Allah’ın adını taşıyan saygı değer bir varlıktır.

            Toplumda hep tartışılan, bazen hor görülen, dövülen, itilen, vurulan hatta zaman zaman katledilip öldürülen kadın, aslında bir noktada Allah’ın adını taşıyan, insanı dünyaya/meydana getirme görevini yerine getiren değerli bir varlıktır. Kadın olmazsa, nesiller devam etmez, insanlık olmaz, her şey yok olup gider. Bunun anlaşılması, özellikle kadının bu bilince varması için çok değil, çok çok ciddi bir eğitim ve öğretim gerekmektedir. Her şeyden önce kadının iyi bir eğitimle kendisini tanıması, bu değerini idrak etmesi gerekir. Bugün için Müslüman geçinen kesim, bunu anlamaktan çok uzak bulunmaktadır. Bunun gerektiği gibi anlaşılması, anlatılması ve özellikle kadın sınıfının kendi kimliğini tanıması, değerini anlaması ve yüce bir varlık olduğunun bilincine sahip olması icap etmektedir. Aksi takdirde kadın kendisini tanıyamayacak, erkek kadını anlayamayacak ve toplumda hep problem ve acılar yaşanmaya devam edecektir. Her şey, ancak ciddi bir yönetim ve eğitimle halledilebilir. Bu alanda yapılacak ciddi bir eğitim ve öğretim, aile probleminin çözümünde önemli rol oynayacaktır.

            İnsan olabilme bilincine sahip olan onurlu, şahsiyetli, kültürlü, bilgili, görev ve sorumluklarının şuurunda olan bir kadın, saygıdeğer bir varlıktır. Bu değer, anadır, eşti, bacıdır, abladır, kızdır ve saire! Bu bilince sahip olan kadın, evindeki mutluluğun kaynağı, çocuklarının sığınağı ve eşinin gözbebeğidir. O, gülen yüzüyle kocasını karşılar, onu rahatlatır, mutlu eder, her türlü stres, yorgunluk ve bitkinlikten arındırır. Kocası, onun gülen gözlerinde cennetin güzelliklerini görür. İkisi beraber, bir elmanın birer yarısı gibi bir bütünlüğü sağlarlar. Onlar, el ele verip çocuklarına kol kanat gerer ve onların mutlu bir aile ortamında yetişen, psikolojileri sağlıklı çocuklar olarak yetiştirirler. Pahası biçilmeyen bir değer olan bir kadın, Müslüman olmadığı halde Kur’an-ı Kerim’de Allah tarafından örnek olarak anlatılan Sebe kraliçesi Belkıs misali, devletleri en güzel bir şekilde idare eder, adaletiyle insanlar arasında toplumsal uzlaşı ve barışı sağlar. Bu bilince sahip olan bir kadın, kokusu ciğerlere çekilen, yaprakları nazlı bir şekilde okşanan ve dudak ucuyla sıcak duygularla öpülen bir güldür. Kültürlü, bilinçli, sabırlı, inançlı, kısacası erdemli ve edepli kadın, tek kelimeyle cennettir.

SONUÇ

            Netice olarak iyi kadın cennet ve kötü kadın da bir bakıma cehennemdir. İyi bir kadın bir gecekonduda, bir mağarada veya bir çadırda yaşasa bile, yaşadığı ailenin cennet haline gelmesini sağlar. Kötü kadın ise, saraylarda bile yaşasa, aile ortamını çekilmeyen bir cehenneme çevirir. Erkek için de durum aynıdır. Kadın erkek fark etmez. Herkes için olgunluğa, aydınlanmaya, kemale ermeye giden tek çıkar yol, eğitim ve öğretim yoludur. Aslında hiç bir insan, yaratılış itibarıyla kötü değildir. Kötü idare ve kötü eğitim, insanları kötü yapar. Kadının hem bedeni hem ruhu, birer hazinedir. Bu hazinenin değerini iyi bilmek gerekir. Kadın, kendini tanıyıp kendine değer verdiği kadar başkalarından değer görür. Bu ulvi mertebe, ancak sağlıklı bir eğitimle, psikolojik bir olgunlukla idrak edilebilir. “Mukaddes” kelimesi kadına yakıştığı için, bu kelime “Mukaddes” diye kadına isim olarak verilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Allah, peygamber, Kur’an, kadın, kutsal.


Yorumlar

Yorum Yap