100 LİRA İÇİN ÖLDÜLER

İl Özel İdare'nin açtığı Foseptik çukuru.

Kırmızı ve Beyaz toprak kazısı.

Ve ardından gelen toprak kayması.

Facianın bilançosu ise; 2'si çocuk 6 kaybedilen can!

Evet.

Mardin'in Midyat ilçesi Barıştepe köyündeki "akla-ziyan" hadise.

Vefat edenlerin cenazeleri dün toprağa verildi.

Gözyaşları.

Ve arkalarında bıraktıkları "yürek" dağlayan dramlarla.

Malum;

Böylesi olaylar vuku bulmasından sonra dövünürüz; "nasıl olur?" diye!

Yani;

Önceden yapmamız ve sorumluluk almamız gereken "rolü ve görevi" başa geldikten sonra icra ediyoruz.

* * *

Şimdi bu hadisede;

İhmal var mı; var?

Sorumsuzluk var mı; var?

Cehalet var mı; var?

Bölge insanının "kaderi olsa" gerek, yoksulluk ve fakirliğin etkisi var mı; var?

Devletin,

O işin ilgililerinin "kusuru" var mı; var?

O zaman;

Topyekun bir "zaafiyet ve ihmalkarlık" söz konusu.

Bakın;

Göçükte eşini ve bir yaşındaki kızı Zelal'i kaybeden 26 yaşındaki Suat Tapmaz ne diyor?

Hayata "isyan" eden tokat gibi sözleri;

"Eğer 100 liram olsaydı, eşim ve çocuğum bugün hayatta olurdu..."

Çünkü;

100 lirası olsaydı eşinin "uzun süredir" ısrar ettiği; "tandırı" ilçeden satın alacaktı.

* * *

Ama alamadı.

Alamadığı için de;

Yörede "tandır" için kıymete sahip "Kırmızı ve Beyaz" toprağın peşine düştü.

Yokluk;

Ve bilgisizliğin de eklenmesiyle "kırmızı" toprak ölüm oldu.

Acı tabloya ne diyeceksin?

Yoksulluğun mu,

Fakirliğin mi, cehaletin mi "gözü kör olsun" mu diyeceksin?

Yoksa;

Sistemin mi, sorumluların mı, ilgililerin mi "gözü kör olsun" mu denilmeli?

Ne yazık ki;

Kahredici garip bir durum.

Kaymakam Fatih Akkaya!

Şöyle diyor;

"3 Kuruşluk toprak için 6 can verdik".

İnsani sorumluluk ve "insan eğitimi" noktasına vurgu yaparken;

"Köy halkının daha rahat, hijyenik yaşam alanına kavuşması için uğraşırken, sanırım insanları geri plana attık..."

Yani;

Her mevzuda olduğu gibi "insanları unuttuk".

* * *

Dün;

Köy'den "son gelişmelerle" alakalı haber ve fotoğraflar elimize ulaştı.

O ölüm kusan ve kırmızı toprak için 6 can alan; "foseptik" çukurunun etrafına "güvenlik şeridi" çekilmiş.

Çukurun iki tarafına da 'İnşaat alanına girmek tehlikeli ve yasaktır' levhası asılmış.

Şimdi sormak lazım;

İlgili ve yetkili zevata.

Ve tabi ki; "o foseptik" çukuru kazan müteahhide.

Elbette, o bölgenin yerel yönetimine.

Birincisi;

O bölgede "kırmızı toprak-beyaz toprak" tandır için ne kadar kıymetli olduğu iyi bilinmekte.

İkincisi;

Kanalizasyon için kazılan 25 metre genişliğinde, 5 metre derinliğindeki çukurun vehameti.

Bu kadar "bariz" geliyorum diyen tehlike unsuruna karşı; "Neden tedbir" alınmamış?

Köy ahalisi; "uyarılmamış".

Bakınız;

Burası çukur çoluk-çocuk oynarken içine düşebilir.

Ölüm ve yaralama kaçınılmaz.

Ha;

Sakın buranın yapısına karışmayın "statiği" bozulursa, foseptik işe yaramaz.

* * *

Bu minvalde;

"Akil" bir sorumluluk ihtiva edilmişlik yok.

Ne yazık;

6 can toprağa verildikten sonra "gözü kör olsun" zihniyet görev bilincine varmış.

Ne diyebiliriz ki;

"Kör olası" bir zihniyetin; düzeni prangalaşan.

İki gelinini kaybeden Abdurrahman Güneş'in dediği gibi;

"Orada tedbir vardı diyenler gidip orayı kendi gözleri ile görsünler"

Velhasıl;

2'si çocuk 6 can verdik. Ki çocukların dışında kalanların hepsi anne.

Yani ölen 4 kadın da; anne.

Ardlarında; onlarca "öksüz" çocuk kaldı. Ve tabi ki; hayat arkadaşı.

* * *

Buarada;

Bir acı haber de Dicle Üniversitesi'nden geldi akşam saatlerinde.

Onu da aktarayım.

Göçük altından çıkarılan 12 yaşındaki Aziz Batı.

Tüm müdahalelere rağmen; "beyin ölümü" gerçekleşti.

Şuan "yaşam ünitesine" bağlı.

Anne Mikrime ise kalça ve kaburgalarında kırık, akciğerlerinde zedelenmeden dolayı tedavi görüyor.

Trajik bir hadise.

Ders-i ibret deyip;

Ölenlere Allahtan rahmet, yaralılara ve yakınlarına da başsağlığı dilemekten başka ne denilebilinir ki?

Tablo; acı!

Evet.

Hepinize hayırlı cumalar.